İnsanın başına her şey geliyor. Sizin başınıza ummadığınız ne geldi?
Son bir kaç gündür bunu düşünüyorum..
Geçen iş yerinde birinin hakkında konuşuyorlardı.. Adam diyaliz hastası.. Son bir kaç aydır birilerinin yardımıyla gidiyormuş.. Ondan önce kendi gidip geliyormuş hastaneye.. Böbrekleri yetersiz olduğu için diyalize bağlı yaşıyor, hastaneye gidip duruyor..
Bir an kendimi düşündüm.. "Ya ben de olursam?" diye.. Çok çok kötü hissettim, anlatamam.. O adam da bir zamanlar sağlıklıydı benim gibi, bizler gibi..
Burda ne kadar troll soru soran olsa da aralarında gerçekten ağır imtihan yaşayan insanlar var ve bir kaçını da tanıyorum..
Aldatıldığı için boşanan, boşanmak üzere olan, eşini sevmediği hâlde birlikte yaşamak zorunda olan, gözünü kaybeden, ve daha niceleri..
Hayat cidden oyuncak değil.. Çok zor imtihanlar var.. Rabb'im hepsinin yardımcısı olsun..
Bana gelirsek, hiçbir zorluk yaşamasam da benim de gözümün biri görmüyor.. Elhamdülillah buna bin şükür.. Daha ağırlarından korusun Rabb'im..
İmtihanı ağır olanların da Rabb'im hepsinin yardımcısı olsun..#Vesselam
İnsanın başına her şey geliyor. Sizin başınıza ummadığınız ne geldi?
Hayat garip bir döngü. Sizin de dediğiniz gibi birisinin başına ne zaman ne geleceği belli olmuyor. Hayat o yüzden hep belirsizliklerle dolu.
Benim başıma Elhamdülillah, çok şaşırdığım hiç ummadığım bir şey gelmedi ya da bazı şeylere şaşırmayacak hale geldim. Bilemiyorum.
Görseldeki söze ise çok katılıyorum. İnsanlar dunya hayatını çiçek bahçesi sanıyor ama halbuki burası insanın zindanı. Rahat bir nefes ve sonsuz bir mutluluk yok burada. Belki de en büyük yarayı biradan alıyoruz. Hayatttan beklentisi çok olanlar daha fazla yeniliyorlar...
Bundan dört sene önce kendini 19 yaşında nerde görüyorsun? deseydiler Medresede arapça ilmim bitmiş hafizlığımin sonlarindaydim derdim. Yanında kimler var deseler bir sürü kişiyi sayardim. Çalışmayı düşünüyor musun? deseydiler, ne çalışması ya evde tencere ağırdır diye annem bana tencere bile taşıtmıyor yapacağım tek is hocalıkdir derdim. Şimdi ise ne arapça ilmi bitirdim ne hafızim hiç çıkmayı dusunmedigim urfadan çıktım. Yanımda dost arkadaş diyebilecegim bir kaç insan bıraktım. Çalışma konusunda bayağı çalıştım evde tencere kaldirmayan ben ağır ağır kasalar kaldırdım. Son 4 seneme bakınca hersey olabilir diyorum, şimdi biri çıkıp astronot olup Marsa gideceksin dese şaşırmam Allah isterse oda olur derim.
Geldi, gelmeye de devam edecektir muhakkak ki çünkü insanları tam anlamıyla tanımak mümkün olmadığından dolayı beklenmeyen şeyler yaşanması kaçınılmaz oluyor. Uzun zamandır beynimde yer eden düşünce şu; herkesten her şeyi bekle ki, insanlar bir şey yaptığında fazla yıpranma. Beklentini olabildiğince düşük tut, güzel olan şeyler sürpriz olsun sana, ne kadar beklentini yüksek tutarsan o kadar hayal kırıklığı yaşıyorsun. Bu kafa da olduktan sonra kafan da rahat oluyor…
Yatılı kursu bitirip hafızlık hayalleri kurarken, umrede arkadaşlarımla tavaf edeceğimi düşünürken (kursu bitirip hafız olan o zamanlar umreye gidiyordu) annem vefat etti ve hafızlık yurdundan ayrılmak zorunda kaldım.
Annem vefat ettikten sonra hayatımı aileme vakfetmeye karar vermiştim ki ağzın dilin bağlandığı o zamana denk geldim ve evlilik nasip oldu elhamdülillah.
Şimdi ise en küçüğüm 3 yaşında. Biraz daha büyüdükten sonra tekrardan başlayacağım inşallah "ve gâlu kunu hüden ev nesaraa..." ayetinden. İnşallah.