Tam olarak betimlemek gerekirse bu sanki insanın kafasının üstünde gezinen bir buluta benziyor. Ne güneş ışığı sızıyor arasından ne de kuru kalıyor üstü başı. Gittiği her yerde, hatta yatağında bile yanından eksik olmayan bir şey gibi. Ne kadar güzel şey olursa olsun hiçbirinin yetmediği bir buhranı yaşar gibi. Anlayan varsa yanıtlasın. Gerisi önemli değil.
Bitmek tükenmek bilmeyen bir mutsuzluk yaşadınız mı?
Geçmişte bir dönem yaşamıştım. Nasıl bir his olduğunu biliyorum. Hiç bitmeyecek bir karanlık gibi. Tünelin sonunda hiçbir ışık yok. Tüm cevapları bulup aynı zamanda en temel soruna hiçbir cevabının olmaması gibi. Zamanla bunun gerçekçi bir bakış açısı olmadığını anladım. Ama bunda yaşadıklarım etkili oldu. Oturduğum yerde aniden kendimi iyi hissetmeye başlamadım. Adım attım, mekan değiştirdim, bir şehirden diğerine taşındım durdum, yeni insanlar sonra daha yeni insanlar tanıdım, tarzımı ve alışkanlıklarımı yeniledim, risk aldım, kendimi tehlikelere attım, denedim, çoğu zaman yenildim, bazen kazandım. Sonunda farkındalığım ve benlik bilincim arttı. Kim olduğumu, ne düşündüğümü, ne hissettiğimi, amacımı, yönümü buldum ve hayatı gizemli bir şekilde yaşamanın sürekli değişebilecek bir akış olduğunu anladım. Daha özgürce ben olabildim. Eylemsizlikten kurtuldum. Gidip biriyle kavga etmenin bile eylemsizlikten daha iyi olduğunu gördüm. Evet, kafamın içinde yaşadığım bir dünya her zaman olacak ama bedenimin bulunduğu duyular dünyasının da her an içinde olduğumu fark etmeliyim. Her şeyimle bir bütün olduğumu kabul etmeliyim.
Evet bir dönem yaşamıştım. Herkese her şeye inancımı ve güvenimi kaybettiğim bir dönemdi. Çok şükür ki geride kaldı atlattım şimdi her gün daha da mutluyum. İnsan hayatta bir şeylere inanmak, birilerine güvenmek istiyor. Bunlar olmayınca da dipsiz bir boşluğa düşüyor. Anlayabiliyorum.