Etraftaki sorunlara, insanların anlayışsızlıklarına ve bencilliklerine, varolan sistemin haksızca uygulamalarına karşı hiç aldırış etmeden yaşamak mümkün mü? Tüm gerçekleri gören ve bunu kafasına takan bir insanın olma ihtimali nedir? Dostoyevski'nin dediği gibi ''Gereğinden fazla anlamak bir hastalıktır, gerçek... İnsan, her şeyi anlamaya çalışmanın yok ettiği o şeydir'' farkında olmanın aslında ne kadar mutsuz edici bir eylem olduğunu görmek mümkün.
Ve sorgulayan, okuyan insanı tuhaf karşılıyoruz. Popüler kültürün bizi durmadan yönlendirmelerine maruz kalıyoruz. Şu aptal insanları falanca uygulamalardan takip et, bu kişisel gelişim kitaplarını oku ve böyle düşün vs.
Sonuç itibariyle üretmeyen, sorgulayamayan ve yapay bir mutluluk ile birbirimizi kandırmaktan başka bir şey yapmayan bir toplum hâline dönüşüyoruz.Mutlu olmanın yolu aptal olmaktan mı geçer?
Sorunuz için teşekkür ederek başlamak isterim. Kesinlikle irdelenmesi gereken bir konu ve ben de bu konudaki kendi fikirlerimi paylaşmak isterim.
Sorunuzu ikiye ayırarak cevaplamak isterim, önce sondan başlayalım.
Hayır, mutlu olmanın yolu aptal olmaktan geçmez. Çünkü aptal insan mutlu değil, kendini mutlu sanan insandır. O bilinçsizdir, kendi gerçek kimliği ile bağları zayıflamıştır, kendini tanımaz ve gerçekte ne istediğinin de farkında değildir. Bu yüzden de ya ona sunulan mutluluk formülünü izler ya birilerinin peşine takılarak ondan nemalanacağını sanır. Kendi içini araştırmak zor geldiğinden başkalarının tasarladığı ve olmasını beklediği kişi olmayı seçer. Bu ona kolay ve güvenli gelir.
Sizin de belirttiğiniz gibi popülizm toplumdaki en büyük zehirdir ve amacı sözde “mutluluk” reçeteleri dahilinde toplulukları “uslu çocuklar grubu” olarak tutmayı amaçlar. Keza âsilerden oluşan bir grubu yönetmek imkansızdır. O yüzden popülizm kendini mutlu sana (aptal demeyelim) “bilinçsiz” bir toplumu destekler ve körükler. Tüketim toplumu (tüketerek, bir şeyler satın alarak mutlu olacağını sana toplum) tamamen popülizmin eseridir.
Ama bilinçsizlik asla mutluluk getirmez. Sadece gerçek mutluluk kavramının üstünü örterek yapay ve geçici hazlarla kişiyi felç eder ki konfor alanından kıpırdayamasın. Bilinçsiz kişi mutluluğu yılda iki hafta tatilde arar ya da tuttuğu takımın maç kazanmasında. Ve bunların hepsini kendi özgür iradesiyle karar verdiğine ve yaptığına inanır.
Ne de olsa en iyi köle kendini özgür sana köledir!
Bence insanlığın tek ve en büyük günahı cahilliktir. Cahillik kişiyi gelişimden uzak tutar ve kişi bir arpa boyu yol almadan hayata veda eder. Ta ki öğrenen, fark edene kadar bu döngü devam eder. Çünkü hayatın ve ruhun tek amacı tekâmül etmek, farkına varmaktır. Cahil bir hayat boşa yaşanmış bir hayattır.
Şimdi gelelim sorunuzun diğer ve daha önemli kısmına. Evet, farkındalık yolu zorlu bir yoldur. Kişi zaman zaman kendini kontrol edemediği olumsuz duygular deneyimlerken bulabilir. Ama bunlar da bilinçsiz kişinin kendini mutlu sanması gibi, aslında yanılsamalardan ibarettir. Binlerce yılın bilinçaltı kalıplarıyla şartlandırıldık hepimiz ve kim farkındalık yoluna çıkarsa bir seviyede zihinsel ıstırap ile karşılaşacaktır.
Ama bu hayal kırıklığı yaratmamalıdır. Kişi bir kere bunun üstesinden gelmeye başladı mı, bilincin öğrenme serüveni doyumsuz tatlarla çevrilir. Ve mutluluk aslında bir seçenekten ibarettir. Kişi en mutsuz halinde bile zihninde olumlu anılar ya da imgelemeler canlandırmaya başlamayı öğrendi mi, saniyeler içerisinde ruh halini ve titreşimini tekrar yükseltmeyi bilir.
Evet farkındalık zorludur. Ama aynı zamanda zorunludur. Bu yolda her adımda etrafımız bize kendi içsel duygu durumumuzu yansıtır hale gelir. Bencillik, anlayışsızlık daha da gözümüze çarpar olur. Ama bütün bunlarında sebebi ine aslında kendi bilinçaltımız, kendi geçmişimizdir. Kendini yakından tanımaya başlayan insan diğerlerindeki yansımalarını da çözmeye başlar.
Dostoyevski’ye hak vermemek elde değil. İnsan sadece aklıyla her şeyi anlamaya çalıştı mı, çıldırmak kaçınılmaz oluveriyor. Ama insanın bence yaptığı en büyük hata kendini anlamadan etrafını anlamaya çabalamasıdır. Bilimin de en büyük açmazı budur kanımca.
Dolayısıyla farkındalık iyidir, bilinçsizlik ise iyi değildir :) O yüzden yola devam derim çünkü ödül çok büyük. Gerçek hayat o zaman başlıyor.
Size kolaylıklar dilerim. Daha detaylı bilgi, yardım ve deneyim için benimle istediğiniz zaman profilimdeki linkler vasıtasıyla irtibata geçebilirsiniz.
Bizzat denemiş biri olarak mutlu olmanın yollarını anlatıyorum;
1-Etrafında sana fayda sağlamayan zamanını çalan bencil kim varsa onları hayatından çıkar, kalileti fayda sağlayacak insanlar ile dostluk kur, iyi gün kötü gün dostu derler ya... 2-Hayatını düzenli yaşa, erken kalk mesela, spor yap ya da yürü koş, oksijeni içine çek güzellikleri keşfet, bulunduğun şehri keşfet gez, not al yaz. 3-Sevdiklerin ile zaman geçir. 4-İnsanlara iyilik yap, atıyorum durumun varsa birine mutfak yardımı yap, ya da sokakta ayakkabısı olmayan bir çocuğa ayakkabı al, onların yüzündeki tebessümü görmek herşeye bedel. 5-Hayallerin için birikim yap, bunu maddi anlamda algılama, mesela bir meslek sahibi olmak istiyorsan o alanda kendini geliştir, herzaman bir B planın olsun bu hayatta. Kitap okumayı sevmeye çalış, doğada zaman geçir, balık tut, bisiklet sür, yüz. Bunları sevmiyorsan sorun sendedir emin ol çünki bunları gerçekten insana sabrı öğretiyor, mutlu ediyor. 6-Asla boş zamanın olmasın, tv yi hayatından çıkar, zamanını çalan sana fayda sağlamayan ne varsa çıkar at, onun yerine ailen ile sohbet et çık gez, ya da spor yap daha iyi, sana fayda sağlayacak şeyler ile meşgul ol. Araştırmalar yap daima merak ettiğin şeyler üzerinde. Not: şu hayatta daima yarına çıkma ihtimalinin olmayabileceğini düşün ve anın tadını çıkar, boşver acıları dertleri sıkıntıları,1 ay sonra öleceğini bilen çoğu adam bilseydi kredi çekerdim yer gezer tozardım diyor korkusuzca, sende 3 günlük dünyada takma, dalga geç sorunlar ile, yetinmeyi bil, gereksiz harcamalardan kaçın, tadını al hayatın.
Biliyorum hiçbir cevap seni tatmin etmedi ve haklısın verilen bütün cevaplar saçma bilinçli bir şekilde verilmedi belki de mutlu olmanın tek yolu seni seven biri ile hayatın tadını çıkarmak sevgili veya aile ile eğlenmek tek mutluluk bu ama şunu unutma hayatta mutlak mutluluk diye bir sey yoktur çünkü özgür canlılarız her şeyden sıkılma riskimiz var
Hayır. Aptallığın açılımı görmek istemediklerimize kör olmak, duymak istemediklerimize sessiz kalmak ise bu duruş mutluluğun kapısını aralamaz. Neleri duymazdan, görmezden gelirsen o sorunlar daha da büyür. Ancak seni mutsuz eden kılan şeylere çözüm üreterek mutluluğu elde edebilirsin...
Tüm evrelerin sonunda evet lakin önce yaşının gereği gerekenleri yerine getireceksin. 35-40 yaşlarında evrimsel basamağının çoğu biter ve artık geçmiş sana yük gelir. Gelecek planlarını da bırakır şimdiki zamana odaklanırsın... Hikaye uzun evlat ama dolmadan boşalamazsın. Zaten boş olan da boştur.
Merhaba,
Sorunuz için teşekkür ederek başlamak isterim. Kesinlikle irdelenmesi gereken bir konu ve ben de bu konudaki kendi fikirlerimi paylaşmak isterim.
Sorunuzu ikiye ayırarak cevaplamak isterim, önce sondan başlayalım.
Hayır, mutlu olmanın yolu aptal olmaktan geçmez. Çünkü aptal insan mutlu değil, kendini mutlu sanan insandır. O bilinçsizdir, kendi gerçek kimliği ile bağları zayıflamıştır, kendini tanımaz ve gerçekte ne istediğinin de farkında değildir. Bu yüzden de ya ona sunulan mutluluk formülünü izler ya birilerinin peşine takılarak ondan nemalanacağını sanır. Kendi içini araştırmak zor geldiğinden başkalarının tasarladığı ve olmasını beklediği kişi olmayı seçer. Bu ona kolay ve güvenli gelir.
Sizin de belirttiğiniz gibi popülizm toplumdaki en büyük zehirdir ve amacı sözde “mutluluk” reçeteleri dahilinde toplulukları “uslu çocuklar grubu” olarak tutmayı amaçlar. Keza âsilerden oluşan bir grubu yönetmek imkansızdır. O yüzden popülizm kendini mutlu sana (aptal demeyelim) “bilinçsiz” bir toplumu destekler ve körükler. Tüketim toplumu (tüketerek, bir şeyler satın alarak mutlu olacağını sana toplum) tamamen popülizmin eseridir.
Ama bilinçsizlik asla mutluluk getirmez. Sadece gerçek mutluluk kavramının üstünü örterek yapay ve geçici hazlarla kişiyi felç eder ki konfor alanından kıpırdayamasın. Bilinçsiz kişi mutluluğu yılda iki hafta tatilde arar ya da tuttuğu takımın maç kazanmasında. Ve bunların hepsini kendi özgür iradesiyle karar verdiğine ve yaptığına inanır.
Ne de olsa en iyi köle kendini özgür sana köledir!
Bence insanlığın tek ve en büyük günahı cahilliktir. Cahillik kişiyi gelişimden uzak tutar ve kişi bir arpa boyu yol almadan hayata veda eder. Ta ki öğrenen, fark edene kadar bu döngü devam eder. Çünkü hayatın ve ruhun tek amacı tekâmül etmek, farkına varmaktır. Cahil bir hayat boşa yaşanmış bir hayattır.
Şimdi gelelim sorunuzun diğer ve daha önemli kısmına. Evet, farkındalık yolu zorlu bir yoldur. Kişi zaman zaman kendini kontrol edemediği olumsuz duygular deneyimlerken bulabilir. Ama bunlar da bilinçsiz kişinin kendini mutlu sanması gibi, aslında yanılsamalardan ibarettir. Binlerce yılın bilinçaltı kalıplarıyla şartlandırıldık hepimiz ve kim farkındalık yoluna çıkarsa bir seviyede zihinsel ıstırap ile karşılaşacaktır.
Ama bu hayal kırıklığı yaratmamalıdır. Kişi bir kere bunun üstesinden gelmeye başladı mı, bilincin öğrenme serüveni doyumsuz tatlarla çevrilir. Ve mutluluk aslında bir seçenekten ibarettir. Kişi en mutsuz halinde bile zihninde olumlu anılar ya da imgelemeler canlandırmaya başlamayı öğrendi mi, saniyeler içerisinde ruh halini ve titreşimini tekrar yükseltmeyi bilir.
Evet farkındalık zorludur. Ama aynı zamanda zorunludur. Bu yolda her adımda etrafımız bize kendi içsel duygu durumumuzu yansıtır hale gelir. Bencillik, anlayışsızlık daha da gözümüze çarpar olur. Ama bütün bunlarında sebebi ine aslında kendi bilinçaltımız, kendi geçmişimizdir. Kendini yakından tanımaya başlayan insan diğerlerindeki yansımalarını da çözmeye başlar.
Dostoyevski’ye hak vermemek elde değil. İnsan sadece aklıyla her şeyi anlamaya çalıştı mı, çıldırmak kaçınılmaz oluveriyor. Ama insanın bence yaptığı en büyük hata kendini anlamadan etrafını anlamaya çabalamasıdır. Bilimin de en büyük açmazı budur kanımca.
Dolayısıyla farkındalık iyidir, bilinçsizlik ise iyi değildir :) O yüzden yola devam derim çünkü ödül çok büyük. Gerçek hayat o zaman başlıyor.
Size kolaylıklar dilerim. Daha detaylı bilgi, yardım ve deneyim için benimle istediğiniz zaman profilimdeki linkler vasıtasıyla irtibata geçebilirsiniz.
Sevgilerimle.
Çok iyi söylemişsiniz hocam, ağzınıza sağlık👍🏻
Teşekkür ederim :)