Arkadaşlar lütfen bana yardım edin, bundan 2 ay önce kötü bir olay yaşandı kız kardeşimle alakalı, daha çok küçük 14 yaşında sosyal medyadan saçma sapan şeyler yapmış sonra tehdit edilmiş falan. Olay çoktan kapandı ama bu yaşandığından beri içimde aşırı derecede beni ele geçiren kötü hisler var ve asla geçmiyor her nefesimde hissediyorum çıldırcam artık, hiçbir şeyden zevk almıyorum yataktan çıkasım yok. depresyon mu kaygı bozukluğumu ne zıkkımsa işte. Psikiyatriye gittim ilaca başladım ama sanırım yetmiyor çünkü bir değişiklik yok, bu pazar sınavım var sonrasında kontrol var dozunu arttıracak sanırım ilacın doktor. Ben bunu kendim nasıl aşabilirim? Kardeşinle konuş falan demeyin çünkü o laftan anlamıyor beni bu hale getiren o ama senin psikolojik sorunların varsa benim mi suçum diyor hala köpek gibi bağırıyor bana. Yani onu her gördüğümde boğazına yapışasım geliyor nefes alış verişi bile beni delirtiyor. Ben napıcam nasıl kurtulunur bu histen
Depresyon, panik atak ve kaygı bozukluğu nasıl tedavi edilir?
Günlük yaşamlarımızda yaşadığımız bazı olumsuz olaylardan dolayı kendimizi mutsuz, keyifsiz, üzgün ve karamsar hissetmemiz oldukça normal karşılanan bir durumdur.
Örneğin; kötü bir gün geçirdiğini düşünen bir kişi, güzel bir haber aldığı zaman keyiflenebilmektedir; ancak depresyonda olan bir kişinin, böyle bir durumda ruh halinin değişmeyeceği söylenebilir. Ölüm düşüncesi üzerinden düşünmek gerekirse; ebeveynlerimizin yaşının ilerlemesi, onların ölümünün yaklaştığını hissetmemize neden olabilen bir durumdur ve bu bize öleceğimiz düşüncesini hatırlatabilmektedir. Burada önemli olan bu düşüncenin yoğunluğu ve günlük hayatımızı ne ölçüde etkilediğidir.
Depresyon hastalarında en sık görülen belirtiler nelerdir?
➤Umutsuz ve çaresiz hissetmek
➤Hayattan zevk alamamak
➤Uyku ve iştah sorunları
➤Sevilen işlere karşı ilgi kaybı
➤Her şeyin anlamsız olduğunu hissetmek
➤Gelecekle ilgili olumlu düşüncelerin kaybı
➤Hüzünlü, kederli hissetme
➤Geçmişte yaşanan olumsuz yaşantıları zihinden atamama ve bununla gelen suçluluk ve pişmanlık hisleri
➤İntihar ve ölüm düşünceleri
➤Yalnızlık hissi
➤Konuşmanın yavaşlaması
➤Dikkatte azalma
➤Unutkanlık
➤Enerji düşüklüğü
➤Kendine zarar verme düşünceleri
Tek başına bir belirti büyük ölçüde depresyonda olunduğunun göstergesi olmayabilir. Depresyonda olan kişi bu belirtilerden bir kısmını yaşamaktadır. Bahsettiğim belirtileri zaman zaman herkes yaşamaktadır ancak tanı için önemli olan bu belirtilerin şiddeti ve sıklığıdır.
Panik atak, çevrede herhangi bir tehlike bulunmamasına rağmen kişilerin yoğun bir korkuya kapılmalarına ve bunun akabinde gelen yoğun heyecan duygusuna neden olan psikolojik bir durumdur. Beklenmedik anlarda ve belirli zaman aralıklarıyla ortaya çıkan bu durum kişide dehşet duygusuna yol açmakta ve kişiyi oldukça rahatsız etmektedir. Ortada bir tehdit durumu olmamasına rağmen, bu rahatsızlığa sahip olan kişilerin vücudu bir tehditle karşı karşıyaymışçasına fizyolojik tepkiler verebilmektedir. Anksiyete bozukluğuna sahip kişilerde panik ve endişe gibi duygular daha yoğun ve daha uzun sürelidir.
Çoğunlukla hissedilen semptomlar şu şekilde sıralanabilir:
➤Huzursuz, heyecanlı hissetmek
➤Dikkat eksikliği
➤Terleme
➤Panik atak
➤Yetersiz uyku
➤Nefes darlığı
➤Titreme
➤Kötü şeyler yaşanacağı korkusu
➤Kalp çarpıntısı
➤Yorgunluk hissi
➤Kaslarda gerginlik
➤Panik atağın belirtileri ise şu şekilde sıralayabiliriz:
➤Terleme
➤Ölecekmiş gibi hissetme
➤Kalp çarpıntısı
➤Mide bulantısı
➤Nefes almada güçlük
➤Göğüs sıkışması
➤Titreme
➤Kontrolsüzlük
➤Bayılacağını hissetme
➤Baş ağrısı
➤Görüldüğü gibi iki rahatsızlığın belirtileri oldukça birbirine benzemektedir. Doğru teşhis ve tedavi için mutlaka bir uzmana görünmeniz gerekmektedir.
➤Nefesin hızlandığını gözlemlediğinizde yavaş ve derin nefesler almaya özen gösterebilirsiniz.
➤Uyku düzeninize dikkat etmeniz faydalı olacaktır.
➤Alkol, sigara ve kafein kullanımından uzak durmanızı öneririm.
Kaygı bozukluğunun tedavisi; kişinin kişilik yapısı, yaşadığı sıkıntılar gibi bireysel durumlar üzerinden değerlendirmeler yapılarak gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle kişilerin tedavisi başlanmadan önce kapsamlı bir değerlendirme süzgecinden geçirilmeleri oldukça önem taşımaktadır. Tedavide sıklıkla ilaç kullanımı ve psikoterapi birlikteliği önerilmektedir. Bu iki tedavi türünün etkisi daha başarılı sonuçlar vermektedir.
Panik atak tedavisinde de bazı ilaçlar ve psikoterapi tekniği birlikte kullanılmaktadır. Psikoterapi tekniğinde panik atağın nasıl önleneceği çalışılmakla birlikte kişiye durumla nasıl başa çıkabileceği de öğretilmektedir. Tedavinin yarıda bırakılmaması da oldukça önemli bir husustur. Doğru tanılar için uzman bir hekime başvurmanızı tavsiye ederim.
Öncelikle geçmiş olsun, konuyu tam detaylı anlatmadığın için kardeşini haklı görüyorum, çünkü sana karşı kasten yaptığı birşey yok anladığım kadarıyla, henüz anlıyamadığı konular yüzünden stres meselesine gelince, yaşı nedeniyle bu gayet doğal, empati yapmayı öğrenecektir zamanla, bu yüzden kardeşini suçlamayı bırakmalı sorunu kendi içinde çözmelisin, çünkü bu tip sorunlar hayatın boyunca her zaman karşına çıkabileceğinden takmamayı öğrenmen gerekli.
Çözüm meselesine gelince keşke ilk önce psikolog yardımı alsaydın, sinir ilaçları iki ucu keskin bıçak ve malesef psikiyatristlerin büyük çoğunluğu her selam verene üçer beşer ilaçlar yazma alışkanlığına sahip. Terapiye ilaçtan daha çok ağırlık vermeni öneririm, bunu mevcut doktorundan da talep edebilirsin başkasından da, sana kalmış.
Son olarak kendini hasta, anormal, umutsuz hissetme durumun varsa bu düşünceden sıyrıl çünkü bu doğru değil, bana göre ülkemizdeki insanların büyük çoğunluğunun tedavi gerektiren ölçüde psikolojik sorunları var, sokağa çıktığımızda hepimiz bin tür insanla karşılaşırız fakat gözlem yapma gereği duymayız pek, eğer biraz incelerseniz diğer insanların davranışlarını, hareketlerini, pek de sağlıklı veya mutlu olmadıklarını farkedersiniz, aradaki fark onlar sıkıntılarını doktora değil diğer insanlara yansıtırlar, bu yüzden bence tedavi olmaya çalışanların sayısı tedavi olmaya çalışmayan hastaların sayısının yanında devede kulak sayılır, sen sıkıntını başkalarına yansıtmamak için çabalayan taraftasın, umarım bu sorumluluk bilincin sağlığına bir an önce ulaşmana da yardım eder, bol şans
seni rahatsız eden düşüncelerle baş başa kaldığında daha yavaş ve derin nefes almaya çalış, vücudunu gevşet herhangi kastığın bir yerin varsa gevşet ve rahatla. çünkü psikolojimiz bedenimizi bedenimiz de psikolojimizi etkiler. örneğin sinirlendiğimizde kaşlarımızı çatan kasları kasarız ve nefes alış verişimiz değişir. aynı şekilde otururken belimiz bükülmüş omuzlar düşmüş gözümüz aşağıda ve yere doğru bakıyorsak büyük ihtimalle modumuzun iyi olmayacağı bir ruh halinde kendimizi buluruz. sonra da bu düşünceden kurtulmak için birşeylerle meşgul et kendini. hiçbirşey yapmadan durursan günde binlerce şey düşünen beynimiz bizi endişelerin içine sürükler. sana tamamen kurtulmanın yolunu veremem belki ama bu şekilde ben rahatsız olduğum durumlarda daha rahat ediyorum. yani bu düşüncelerin sana uğradığında bu adımları izlemen yardımcı olabilir. ama bence tüm bu psikolojik sıkıntıların kaynağı hayatımızda sevgi ve kabul eksikliği, yetersizlik hissi. en azından benimki öyle oldu.
Ben de 14 yaşındayım. Kızlarla saç başa kavga edip zorbalık yaptım, sürekli erkeklerle flörtleşiyorum günde en az 2-3 kişiyle, intihar etmeye çalıştım, kendimi tam 3 gün önce kestim, 2 ay önce karakoldan yurda gitmek istediğimi söyledim ve anneme 1 ay uzaklaştırma istedim. Daha aklıma gelmeyen neler var neler. 19 yaşında bir ablam var seninle aynı durumda büyük ihtimalle hatta psikoloji okuyor. Bunların hepsini biliyor. Sosyal medyadan bana neler dendi neleer. Anlatamamıştım. Bir gün öğrendiler ve buna rağmen bana şunu demişti. Sana söveceğimi döveceğimi bilsen dahi gel anlat seni evde ezeriz ama dışarıya başkalarına ezdirmeyiz atlatırsak birlikte atlatırız. Bundan sonra bağırmaya değilde anlamaya başladım. şu an birbirimize o kadar bağlıyız ki bazen yaptıklarımı anneme söylemiyor bile. Kardeşine lütfen güven ver.
iyi yaşam şartları ve aktif bir hayat. Buna ek olarak sağlıklı ve sosyal ilişkiler. Üçü de zor ama imkansız değil. Düzgün insanlarla takıl, boş durma sürekli bir şeyler üret. Sıkılmamak için sevdiğin alanlarda bir şeyler üret. Ve hayatının şartlarını elinden geldiğince iyileştirmeye çalış.
Seni rahatsız eden her neyse ondan uzaklaşmak en doğrusu yani kardeşinle gerekmediği sürece konuşmayabilirsin sosyal medyaya biraz ara verebilirsin kitap okuyup müzik dinleyip yeniden hayata dönebilirisn kısacası korkularını görmezden gelip yok saymak biraz yardımcı olur diye düşünüyorum.
Bitkisel olarak lavanta yağı kese şeklinde alabilirsin yagini suya damlatıp icebilirsin koklayabilirsin canım papatya çayı icebilirsin ya da melisa rahatlatir seni biraz
Ben yerinde olsam ilacını bırakır hayata adım atman gerek kendini iyi hissedeceğin bir çok aktiviye yaparak başlamalısın sonrada istediğin gibi içinden ne geliyorsa yapmalısın psikuatri ilaçlar hep uyutur adamı mayıştırır unutmaya yönlendirir hayattan beklentin yokmuş gibi deli gibi yapar bırakmanı tavsiye ederim dediklerimi yap bende kullandım bir an önce ayağa kalk
Simdi hacı derin derin nefes al sonra o aldığın nefesi ver ve şunu söyle kendine "ben ne yapıyorum yaaa" bunu her atak geldiğinde tekrarla, üstüne şunuda soyleye bilirsin kardeşim küçük ben değilim ne manyak ablayım nasıl ablayım la ben şeklinde telkinlerde buluna bilirsin kendine
Merhabalar,
Günlük yaşamlarımızda yaşadığımız bazı olumsuz olaylardan dolayı kendimizi mutsuz, keyifsiz, üzgün ve karamsar hissetmemiz oldukça normal karşılanan bir durumdur.
Örneğin; kötü bir gün geçirdiğini düşünen bir kişi, güzel bir haber aldığı zaman keyiflenebilmektedir; ancak depresyonda olan bir kişinin, böyle bir durumda ruh halinin değişmeyeceği söylenebilir. Ölüm düşüncesi üzerinden düşünmek gerekirse; ebeveynlerimizin yaşının ilerlemesi, onların ölümünün yaklaştığını hissetmemize neden olabilen bir durumdur ve bu bize öleceğimiz düşüncesini hatırlatabilmektedir. Burada önemli olan bu düşüncenin yoğunluğu ve günlük hayatımızı ne ölçüde etkilediğidir.
Depresyon hastalarında en sık görülen belirtiler nelerdir?
Tek başına bir belirti büyük ölçüde depresyonda olunduğunun göstergesi olmayabilir. Depresyonda olan kişi bu belirtilerden bir kısmını yaşamaktadır. Bahsettiğim belirtileri zaman zaman herkes yaşamaktadır ancak tanı için önemli olan bu belirtilerin şiddeti ve sıklığıdır.
Panik atak, çevrede herhangi bir tehlike bulunmamasına rağmen kişilerin yoğun bir korkuya kapılmalarına ve bunun akabinde gelen yoğun heyecan duygusuna neden olan psikolojik bir durumdur. Beklenmedik anlarda ve belirli zaman aralıklarıyla ortaya çıkan bu durum kişide dehşet duygusuna yol açmakta ve kişiyi oldukça rahatsız etmektedir. Ortada bir tehdit durumu olmamasına rağmen, bu rahatsızlığa sahip olan kişilerin vücudu bir tehditle karşı karşıyaymışçasına fizyolojik tepkiler verebilmektedir. Anksiyete bozukluğuna sahip kişilerde panik ve endişe gibi duygular daha yoğun ve daha uzun sürelidir.
Çoğunlukla hissedilen semptomlar şu şekilde sıralanabilir:
Anksiyetenizin arttığını hissettiğinizde rahatlayabilmek için;
Panik atak için birkaç tavsiye vermek gerekirse:
Kaygı bozukluğunun tedavisi; kişinin kişilik yapısı, yaşadığı sıkıntılar gibi bireysel durumlar üzerinden değerlendirmeler yapılarak gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle kişilerin tedavisi başlanmadan önce kapsamlı bir değerlendirme süzgecinden geçirilmeleri oldukça önem taşımaktadır. Tedavide sıklıkla ilaç kullanımı ve psikoterapi birlikteliği önerilmektedir. Bu iki tedavi türünün etkisi daha başarılı sonuçlar vermektedir.
Panik atak tedavisinde de bazı ilaçlar ve psikoterapi tekniği birlikte kullanılmaktadır. Psikoterapi tekniğinde panik atağın nasıl önleneceği çalışılmakla birlikte kişiye durumla nasıl başa çıkabileceği de öğretilmektedir. Tedavinin yarıda bırakılmaması da oldukça önemli bir husustur. Doğru tanılar için uzman bir hekime başvurmanızı tavsiye ederim.
Sağlıcakla kalın.
Uzman Klinik Psikolog Zübeyde Ezgi HORZUM