Dostoyevski, nankörlüğü şu vurucu cümleyle özetliyor: “Havalar soğuduğunda insan gölge veren ağaçları unutur.”
‘İyilik yapana kötülük yapmak’, insanî bir sükût halidir, ciddî bir iç bozulma ve manevî hastalanmadır. ‘Değer bilmezlik’ insana yakışan bir durum değildir...
İnsan, neden yapılan iyiliği unutur. Neden umursamaz davranır. Neden nankördür?
Maalesef, yapılan iyilikler çabuk unutuluyor, günümüzde pek önemi yok. Tek bir hata bile, tüm iyilikleri silmeye yetiyor.
Vefasızlık ve nankörlük çok popülerdir ne yazık ki.. Teşekkürsüzlük, doyumsuzluk, merkezcilik en sevdikleri durumlardır. İyiliğe karşı yapılan kötülük, ahlak dışıdır.
Böyle insanlardan uzak durmak, en yerinde hareket olacaktır..
Nimet olarak size ulaşan ne varsa, Allah'tandır. Diye buyurur Yaratan. Ezelden ebede yarattıklarını ve onları tek tek nasıl nimetlendirdiğini ve nelerle mükafatlandırdığını düşününce insan hayretler içine düşüyor Gel gör ki İsrailoğulları ve birçok kavimin yaptıları geçmişte bazı ayetlerle bu nankörlüğe örnektir. Tüm bunları bile bile Allah'a sırt dönen bir insandan söz edince, insanın insana yaptığı nankörlük devede kulak sayılıyor.
Nankörlük beşerin doğasın dan. Kemalata erişememiş beşerin etmediği yok ki varlığa, var olmak için yok etmekten çekinmeyenin, namı kör, kendi kör hayra.
Bu konuda bir yorumda bulunamıyorum ama şunu biliyorum ki her insan yaşattığını yaşar. Bunun örneklerini en yakın çevremde sıkça görüyorum. İyi niyetli olarak düşülsün ya da art niyetli düşünülsün fark etmez ama yaşanıyor. Art niyetliler için bir ceza olabilecekken iyi niyetlilere ise bir ders, hayat tecrübesi olduğunu düşünüyorum.