Oturursun geminin kıçına. Bakarsın sevdiklerine gittikçe ufalırlar ufalırlar kaybolurlar. O zaman anlarsın işte vedalaşmak asıl kalana değil gidene koyar...
Veda etmekten çoğu insan gibi hoşlanmam. Fakat ben tam tersi düşünce yapısındayım. Kalmak bana göre daha zordur her zaman. Çünkü gidenin mantıklı bir nedeni olmalı mi gidiyor. Ama kalan çaresizdir, kalan hasrettir, kalan umutsuzdur. Giden gittiği nedeni de bilir, döneceği tarihi de; veya hiç dönmeyeceğini de. Ben bunu biraz da şuna benzetiyorum: birinin ölmesini mi istersin yoksa ondan önce ölmek mi? Çoğu kişi önce ölmeyi seçer. Peki neden? Ona kıyamadığından. Hiç düşünür mü arda kalan ne hisseder, yaşayabilir mi? Sevdiğinin ölmesi daha zordur çünkü üzülen sizsinizdir. İnsanoğlu üzüntü çekmekten korkar bir yandan da. Ama bu soruyu birine sorsak muhtemel cevabı onun ölümüne kıyamam, bir gün elbet unutur, olur. Bir gün unutacağını düşünebildiğiniz insan size yeteri kadar önem veriyor mudur? Onun için ölmeye değer mi? Asıl cevap bu soruda saklı. (:
kalmak daha zordur. Giden zaten bir plan yaparak gider. Kendini, koşularrını ayarlayıp gider. Kalan öyle değildir ama. Belki de gidenin gideceğini bile yeni öğreniyordur. Giden için veda zordur ama Bırakır gider, kendi için. Onun işi sadece vedalaşmak olur. Kalanın işi ise yıllarca onu beklemek..