Sizce hayatımız bizim seçimlerimizle mi gelişiyor yoksa hepsi önceden yazılmış mıdır? Bu soruyu iyi düşünerek yanıtlayın çünkü ben her insanın yaşadığı zorlukları hayatının bir zamanında önceden düşündüğüne inanıyorum. Ayrıca sonucunu bildiğiniz bir sınava girer miydiniz? Sınav tam da eksiklerimizi ölçmek için yapılıyorken hem de.
Evren gibi makro bir yapıyı insan gibi mikro bir zihne indirgersek eğer mutlaka birtakım değişen ve değişmeyen kurallar vardır. Bu değişmeyen kurallar evrenin devasa işleyişinde daha küçük olan mekanizmaları doğrudan etkiler. Düşünün ayın konumundaki ufak bir değişiklik bile insanın ruh halini etkiliyor. Ya da daha bilimsel olarak açıklarsak ışık hızına ulaşmamızın veya geçmemizin imkansız olması gibi.
Şimdi biri der ki Tanrı görür, bilir, müdahale etmez. Bir diğeri değişmeyen bir alın yazımız vardır der. Bu dogma varsayımların yanında fizikte bilimsel olarak açıklanan bir etki-tepki yasası vardır. Her etkileşim, bir tepkiye yol açar. Sokakta yürürken bile etrafa bakarken aslında farkında olmadığımız birçok kare veya konuşma bilinçaltı zihne kaydolur. Bu da genellikle rüya yoluyla ya da içime doğmuştu dediğimiz zamanlarda karşımıza çıkar. Bu yüzden yaptığımız şeyler bir nevi gelecekte başımıza gelecek şeyleri doğrudan etkiler.
Bir kişi birine zarar verdiyse, bu insan yasalarına göre karşılıksız kalsa bile, evrensel yasalardan kaçış yoktur. Elbet bu yapılan negatif olumsuzluğun bedeli ödetilir. Bu anlamda 'kader'den kaçış yoktur. Ancak kaçtığını sanma, kurtulduğunu sanma vardır. Bu da doğrudan özgür irade ile bağlantılıdır. Yani insanın bilerek ve isteyerek yapmış olduğu davranışlarıyla. Özgür irade burada devreye girer. Aksi halde her şey daha önceden yazılmış ve buna göre planlanan bir hayat olsaydı, o halde yaptıklarından kimse sorumlu olamazdı. Çünkü kişinin kendi yapmış olduğu eylemler kendi özgür iradesi ile alınan kararlar olmamış olurdu. Lakin 'özgür irade' konusu da tartışmalı bir konu. Bunun için 'özgür olma'nın ne olduğunu irdelemek lazım ki ben şahsen insanın yüzde yüz özgür irade ile karar alabildiği konusuna şüphe ile yaklaşıyorum.
Evet, inanıyorum her şey önceden belirlenmiştir ama insan kendi çabasıyla bunları elde eder. Dışarıdan ilahi bir gücün müdahalesi söz konusu değildir. Allaha ezeli ve ebedi olduğu için her şeyi önceden bilir. Eğer kontrol Allah`ın elinde olsaydı bizleri bu Dünyaya göndermesinin de bir anlamı olmazdı. Allahın içinse zaman kavramı yoktur onu ilmini anlayamayız ancak onun gösterdiği ölçüde anlarız ve görürüz. Eğer nereye gideceğimiz önceden biliyor olsaydık sınavının manası da kalmazdı. Ama önceden gideceğimiz yeri bilmemiz de bizim kendimiz tekeli iz dışında olayların işlediği anlamına gelmez Her şey önceden yazılmıştır ve de kendi seçimlerimizle gelişiyor yani kimse senin yerine karar vermiyor şu böyle yaşasın bu böyle yaşasın diye. Örn; bir yemeği yemek sana bağlıdır ama bu yemeği yememek de sana bağlıdır. Satranç oyunu gibi düşün hamleleri yapmak sana bağlıdır ama sonunda mat da olabilirsin, kazana da bilirsin. Karşındakine ya da yaratıcıya neden bunu yaptın haşa sen benim iyiliği istemiyorsun, herkese eşit davranmıyorsun, diyemezsin. En doğru olanı da bu zaten. Mantıksal açıdan ve Evrenin işleyişi açısından en doğru düşünce sistemi budur. Şunu da düşünebilirsin ya Allah adil değilse diye. Herkes iyi veya zengin olmuyor ama herkesin aynı olsa anlamı olmazdı zaten ama ben neden böyle değilim dersin onun yerine teslim olsan sonuca benim için hayırlı olan bu diye. Ama zenginlik de fayda getirmeyebilir. Senin yapman gerekense kendi şartların nispetinde imanına ya da inanç gücünle var olan iyiye ulaşmandır kısacası.
Peki sorum şu, seçimler bizim elimizde ama allahın ne olucağını bildiğini düşünüyosun, peki bizim tam olarak varoluş sebebimiz ne? Madem sonuç belli gidilen yolun ne anlamı var ki? Ayrıca her yolun aynı sonuca çıktığını da iddia etmiş oluyosun. Ama ben şimdi sokağa çıkıp ilk önüme gelenle kavga etsem hayatımı değiştirebilir bu olay ama böyle bir şey yapmayacağımdan sonucunu da bilemicem. Evde oturmakla aynı kapıya çıkarmicak yani.
Varoluş sebebimiz Allah a kulluk etmek, onun gösterdiği doğrultuda yaşamaktır. Sonuç senin ilminde değil Allah ' ın katında bellidir. Sen yaşamaya hala devam ediyorsun, senin için sınav devam ediyor. Sen biliyor musun nereye gideceğini şu an bilmiyorsun? Allah ezeli ve bedidir bunu anlayamazsın sende cüzi irade var Allahtaysa külli irade vardır. Allahın bildiği senin kendi seçimlerine ulaşıp devam ettiğin yolun sonucu olacak olanları Allah biliyor zaten. Kavga edince farklı yola çıkacak demişsin belki diyelim o zaman neden kavga etmesin burada da senin seçimlerin devreye giriyor ama istesen kavga edebilirdin. Olacsk olan her yerde olur zaten 5. kattan düşen adam ölmüyor başka gözüne kestiremediği olayda ya da su içiyor diyelim ölüyor. Evde otururken de başına taş düşebilir. Kavga ettiğinde de aynı şekilde biri bıçak çekti ama yaşıyorsun hala. Her şey aynı kapıya çıkmıyor. O kavga gitmek ya da gitmemek senin elinde o kavgada ölmense ecel kavramı oluyor. Herkesin vakti zamanı gelince ölmesidir.
Niyetlendigin birşeye başlarken iş seçimi okul flört onun arka planını kimlerle çalışacağına başına ne geleceğine veya onların nasıl davranacağını bilemezsin yine bilginin içinde sır var bu sırra kader denir sonuçta kazandığım okula kimlerin dusecegini flört ettiğin hoslandigin kişinin göstermediği daha özelinde durumu bilgimiz dışında olur elimizde olan bir şeyi itmekte kaderdir depresyon geçiren birinin büyük bir iş teklifini reddetmesi bence kaderdir depresyonda olmasaydı reddetmezdi.
Kadere inaniyorum ama secimlerimiz uzerine gelismesine inaniyorum. Secimlerimiz olmasaydi yasananlarin ne derece anlami olurdu bilemiyorum. Sonuc kaderdir ama sonuca giden farkli yollar var ve o yollar da bizim secimlerimizdir diye dusunuyorum
Ama olum mesela.. Onlem almak icin farkli yollar seceriz.. Ehliyet kemeri takariz, karsidan karsiya gecerken saga sola bakariz gibi.. Bunlar bizim secimlerimiz. Ama sonucu yine ayni olucak.. Yolu sen seciyorsun ama sonucu Allah biliyor onceden.. gibi bir sey... Yazdigim her kelime sonrasinda kafam iyice karisti 😄 ama oyle bir seyler galiba..
Mesela ben birazdan dışarı çıkıp ilk gördüğüm kişiye çıkma teklifi etsem veya saldırsam, hayatımı değiştirebilirim. Ama öyle bir şey yapmayı düşünmediğim için sonucunda neler yaşıcağımı da bilemicem. Öyleyse her seçim aynı kapıya çıkmıyor,
Evet inanıyorum. Kader boyutsal olarak değişkenlik gösteren bir şeydir. Bizim boyutumuzda kendi kaderimizi yaptığımız seçimlerle yazdığımızı sanıyoruz ama gerçek olanında çoktan belirlendi bile. Hangi seçimleri yapacağımız, neler yaşayacağımız ve işin sonunda nereye gideceğimiz.
bir yerde şunu okumuştum kader sandığımız şey aslında genel bir kavram için tanımlanmış mesela insanlar doğa büyür ölür gibi her insanın bir gün olgunlaşıp ölmesi onların kaderi ama nerde nasıl kiminle bunlar her insan için ayrıca tek tek tanımlanmamış dolayısıyla bu yaşadığımız sürecin %100 kendi kararlarımızla şekilleneceğini gösteriyor
Kader denilen şey, tamamen insanın kendini rahatlatmak için inandığı düzmecelerden ibaret bence. İyi bir şey olunca kaderimde vardı ve ödül olarak verildi. Kötü bir şey olunca tanrı beni sınıyor dayanmalıyım bu benim kaderim falan.. saçmalıktan başka bir şey değil
dini İslam'ın şartlarından Allaha iman etmenin şartlarından biridir önceden hazırlanmış hayatı yaşıyoruz buradaki ince ayrım tercihlerimizdir örnek: a yolu var b yolu var seçtiğin yol senin tercihin, yolda karşılaştıkların kader
her şey insanın kendı iradesi ile gerçekleşir, doğru yapmak ya da yanlış yapmak bizim elimizde hayatınıza istersen şu an alacağın bir kararlada değiştirebilirsin
Materyalistsin anladığım kadarıyla peki sana soru hiç yaptıklarının karşılığını bulduğunda veya buldurduğunda seni denetleyen bir düzenin olduğunu düşündün mü? Yoksa farkında olmadan mı yaşıyorsun bu hayatı
Sadece kendi hayatımın değil, çevremin, diğer insanların ve doğanın da farkında olarak yaşıyorum. Ve bu farkındalık bende görkem, merak, heyecan kadar hüzün, belirsizlik, kaygı gibi hisler de yaratıyor. Bunların hepsine sahipken ben, neden bir "denetmen" arayayım?
Hayır yanlış anlama, ben denetmenden bahsetmiyorum ama şu da yadsınamaz bir gerçek ki hayat rastgele gelişen bir düzen değil evrenin kendisi bir denetleyici zaten. Bir seri katil ya amaan banane herkesi öldüreyim bana bşy olmaz nasılsa diye yaşayamaz hukuktan bahsetmiyorum o kişinin yaptıkları er geç ona döner yine hem de en ağır şekilde. Veya bir gerçek asla ama asla saklanamaz o kişi mutlaka ölmeden öğrenir. Bu da bize bir düzenin sunduğu seçimleri gösteriyor bence
İçinde yaşadığımız, tesadüflere bağlı belirsizliklerle dolu bir mekan-zaman karşısında insanın edilgenliği, ve bu edilgenliğin yarattığı bunalım, işte senin bahsettiğin "adalet duygusu" ile aşılır.
Yani doğayı ruhsuz bir madde bütünü olarak değil, insanca "adalet" atfetme söz konusu. Oysa doğada ne adalet var, ne de senin umduğun düzen. Evet bir örüntü (pattern) var ama tamamen maddi. Bu ruhsuz ve acımasız evrende bu hisleri aramak en insanca şey. Bende bile var. Tek farkımız, eylemlerimi buna bağlamıtorum, ve bu yüzden edilgen ddğil, ama doğayı bilincim ve eylemimle dönüştürecek kadar özgür hissedebiliyorum.
Dini inancınız İslam ise Önceden yazılmış değil olan şu sen kendi iradeden ile karar alırsın ama Allah zaten o kararı alacağını bilir. Kaderi değiştirmek yazmak senin iradendir.
En İyi Cevaplar