Bir kere gülünmüştür ya, eyvaaah, artık o fıkraya sürekli gülmek zorundasınızdır. Bu sadece fıkra olmak zorunda da değil, başından geçen bir olay da olabilir. Ortamda tutunma çabasıdır bir nevi, başka çaresi yoktur muhtemelen.
Senin tabağından otlananlar
Kendi önünde tabak yokmuşçasına senin tabağına dadanır. "E sen kendininkini yedin ya" diyemeyeceğin için, bundan kurtulmanın tek yolu o tabağını bitirmeden kendi tabağını silip süpürmek olacaktır!
"Asla dedikodu yapmayan" dedikoducular
"Dedikodu yapmak gibi olmasın da" diye başlayan bir cümle duydun mu, kaç oradan! Çünkü sonunda "Ay yok biz dedikodu yapmıyoruz canım" diye bitecek bir muhabbetin başlangıcıdır muhtemelen ve kalkıp da "Nasıl yapmıyorsunuz dedikodu adamın iliği kemiği sızladı sabah beri" diyemeyeceğiniz için en güzeli hiç duymamak. Şimdi böylelerinin dedikodusunu yapmış gibi olduk ama...
Verilen sırrı on dakika tutamayanlar
"Kimseye söyleme ama..." başlığı altında birine söylediğiniz herhangi bir şeyin ortalama ömrü zaten 1 gündür. Hiç kimseye söylemeseler bile, en güvendikleri kişiye "kimseye söyleme ama..." diyerek söylerler. Bir de bu ortalamayı magma tabakasına kadar düşürenler var ki, daha söylemenin üstünden on dakika geçmeden ilk gördüğü kişiye, hem de senin yanında söyler, bir de sana "aman o yabancı değil" diyerek pişkinlik yapar. Üstüne kocaman bir çarpı at o kişinin, muhtemelen hiçbir sırrın güvende değil.
Oturup laf dinleyenler
Hiç düşünmezler "bu konuşulanlar beni alakadar ediyor mu, hayatımın herhangi bir yerinde işime yarayacak mı, dinlesem ayıp olur mu..." Otururlar ve konuşanları takip ederler, kimse de onlara "hayrola birader?" diyemediği için bütün meseleye hakim olurlar. Onları camdan aşağı atın.
En İyi Cevaplar