Bizi hayvanlardan ayıran en önemli özellik akıldır. İçgüdüsel olarak hiçbir insan başka bir insana düşmanlık beslemez. Düşmanlık, ancak iki bireyin birbirlerine olan tavırlarından ortaya çıkar. Bazı hayvanlar ise doğaları gereği diğer hayvanları incitebilir hatta öldürebilir. Bu içgüdüsel bir durumdur. Hiçbir timsah, yüzdüğü nehirden su içen bir zebrayı keyfi yere öldürmez. Timsah ''Sen benim yüzdüğüm nehirden nasıl su içersin?'' deyip zebrayı öldürmez, karnını doyurmak için öldürür. Hayvanlar doğaları gereği birbirlerine karşı bu tür davranışlar sergileyebilirler. Fakat insanlar doğaları gereği durduk yere başka bir insana bu şekilde tavır sergilemez. İnsanın birbirine olan düşmanlığı iki hayvanın birbirine olan düşmanlığı kadar masum olamaz. İnsanların birbirine düşmanlık beslemesi tamamen iradeyle alakalı bir durumdur. İşte içgüdülerinin tahrik etmesine karşın birbirlerine karşı dostane yaklaşabilen hayvanlar üzerinden anlaşabileceğimizin kanıtı.
Hayat güzergahında birlikte yola çıkmada olmazsa olmaz ilke güvendir.

İnsan ilişkilerinde güvenin yeri çok büyüktür. Bir kişiye güvensiz olduğunuzu hissettirmeniz, size her defasında şüpheyle yaklaşmasına neden olacaktır. İnsan ilişkilerindeki bozukluğun temellerinden birini oluşturan güven problemi zamanla nefrete dönüşebilecek ve ortaya şiddet dolu günler çıkacak. Birçok dostluğun ve evliliğin bitme nedenleri arasında güvensizliğin yeri oldukça büyüktür. İnsanların birbirlerine güvenmesi için farklı milletten, dinden ve kültürden olmasına gerek yoktur.
Güven duygusu zor kazanılır, kolay kaybedilir.

Bir insanın size karşı olan tutumunu değerlendirmeye alıp olumlu bir sonuca gitmek yıllar sürebilir. Kimse iki günlük tanıştığı bir kimseye kolay kolay güvenmez. Ardında yıllar süren bir süreçte kazanılan güven duygusu bazen beş dakikalık bir telefon konuşmasıyla son bulabilir. Ne kadar kötü bir durum öyle değil mi? Güveni oluşturan sevgi, saygı, hayaller, anılar, planlar... Hepsi beş dakikada çöpe gidiyor. Hüznün çöpüne atılan bu duyguların kazanılması kimi zaman beş yıl kimi zaman bir ömür sürüyor. Ama insan, acısını göz yaşları da dahil beş dakikalık bir süre zarfı içerisinde heba edebiliyor.

Güven yavaş yavaş gelir; ama bir anda gider. Bir binayı yapmak bir sene, yıkmak ise bir saniye sürer.
Paylaşırken duyguları da paylaşmalı insan.

Bir kadına çiçek aldığınızda mutlu olur. En basitinden eşiniz hasta ve yatağında yatıyor. Ona sıcak bir çorba yapıp yanına bir gül koymanız onu fazlasıyla mutlu eder. Hediye verirken üzerine ona değer verdiğinizi hissettirecek bir söz söylemek o hediyeyi çok daha anlamlı kılar. Gülü verirken eşinize olan sevginizi yürekten gelen kısa bir cümle ile belirtmeniz en az hediye kadar önemli. Bu, hediyeyi çok daha anlamlı kılar. Böylesi hediyeyi direkt eline verip ''Sevin diye sana hediye aldım.'' demekten çok daha güzel.

İnsan yalnız kaldığında mutluluğunu ve hüznünü paylaşabileceği birilerini arar. Bunu bulamayanlar kimi zaman kendi kendine konuşur ve içini o şekilde boşaltır. Kimileri günahkar ellerini kaldırıp içini Allah'a döker. İnsan içinde biriken ve biriktikçe sıkışan duygularını dışarıya çıkarıp rahatlamak ister. Kimsesi olmayanlar bunu göz yaşlarıyla yapar. Bu en zor olanıdır.
Aynı dili değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir.

Duygularınızı paylaşabileceğiniz kimse kalmamıştır. Bazen yolda yürürsünüz ve yanınızdan bir köpek geçer. Başını biraz okşarsınız ve size olan masum bakışına dayanamayıp hemen ona sarılmak istersiniz. Boynuna sarılıp ellerinizle boynunu okşadığınızda size ''Bu da benim gibi çok yalnız olmalı.'' edasıyla bir bakış atar ve o bakıştan sonra sarıldıkça sarılmak istersiniz.

Kendimden örnek verecek olursam bunu yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi. Uzun bir süredir yalnız yaşıyorum ve hissettiğim bütün duygular içimdeki kapanda kısılıp kalıyor. Orada fareler gibi cirit atıyorlar ama bir türlü o duygu patlamasının yaşandığı kapandan sıyrılıp dışarıya çıkamıyorlar. Sadece birisine sarılarak bile duygularınızı onunla paylaşmış gibi hissedersiniz. Ben ömrümde hiçbir hayvana bu kadar sıkı sarıldığımı bilmezdim. Ne zaman yolda bir kedi ya da köpek görsem önce onu elimle çağırıyorum. Gözlerime bakarak yavaşça bana yaklaşıyorlar. Kim bilir, belki içlerinden ''Acaba bana yemek mi verecek?'' diyorlardır. Dostum kimseye açmadığım duyguları sana açmak için çağırıyorum seni.

O an gelir, kollarımın arasına alırım. Hayvan birden şaşırır. Belki daha önce böyle bir şey yaşamamıştır. Kim bilir, belki onun küçücük kalbi biz insanların kalbinden daha çok yıpranmıştır. Kim bilir, sarıldığımız o hayvan belki de birkaç gün öncesine kadar yavrusunun ölümüne şahit olmuştur. Lastik izinde kıvranan yavrusunu görünce o kime sarılacak? O kime içini dökecek? Kimsesizlerin olmadığı, belki de insanların kovduğu mahallede boynu bükük bir şekilde ilerleyecek. Kim bilir, belki onun da sarılmaya ihtiyacı var. Ona sıkıca sarıldığınız zaman o mimik kalbinin atışlarını duyabilirsiniz. Ellerinize aldığınızda iç dünyasındaki cehennemin sıcaklığını hissedebilirsiniz. Sadece bir hayvana sarılmak bile sizi bu duygu patlamasından bir süre kurtarır.

Ne kadar çok insanla tanışırsam hayvanları bir o kadar daha sevmeye başlıyorum.
Her insan sığınacak bir liman arar.

Her geminin bir yakıtı vardır. Her insanın da bir dayanma gücü vardır. Yaşadığımız hayat bizi birbirimize bağlı kılıyor. Bu gaybsız feleğin bir kanunudur. İnsan ömrünün birçok anında yardım eli bekler. İlk kez emeklemeye başladığı zaman annesinin elini tutar. İlkokulda, teneffüs arasında oynarken düştüğü zaman öğretmeninin elini tutar. Büyüyüp kazık kadar adam olduğunda halı saha maçında yere düşmesi sonucu arkadaşının elini tutar. Hasta kalıp yataklara düştüğünde çocuğunun elini tutar.

Bunlar, insanların birbirlerine olan ihtiyacını gösteren en küçük örneklerdir. ''Bütün insanlar neden aynı?'' demeden önce kendimizin de bu cümlede bahsedilen insanların içinde olup olmadığını önce bir düşünelim. Çoğu insan kendi eylemlerinin doğru ve adil olduğunu düşünür; ama hayattaki birçok olumsuzluk da bu insanlardan çıkmaktadır. Bizler hayvanlar gibi düşünemeyen varlıklar değiliz. Başkalarının iyiliklerine ve kötülüklerine karar vermeden önce kendi yaptığımız iyilikleri ve kötülükleri tartalım ondan sonra içinde bulunduğumuz durumdan şikayetçi olmaya başlayalım.
Bütün insanlar aynı dilde gülümser.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar