Aşk’ın Yolcuğuna Var Mısınız ya da Yanmayı Göze Alır Mısın?

Merhaba Arkadaşlar… Uzun zamandır paylaşım yapmadım. Site de hep farklı bir yazı okumak, farklı bir hikâyeye gelmek istedim ama her zaman ki gibi gündelik sorulardı.

Yazımı Aşk üzerinden yola çıkarak Olgunlaşmaya ve gerçek olan Aşk’ a vardıracağım. Elbette her işte bir zahmet ve emek vardır. Bunlar Aş gibidir. Bunlar olmasa idi tadı tuzu olmazdı.

Buğday danesini bilir misiniz? Başak deriz ve üzerinde de kırk dane buğday oluverir. Bir daneden Kırk dane oluvermek o kadar da kolay olmasa gerek.

Düşünün ki siz bir Buğday danesiniz. Sizi alıp Kara Toprağın bağrına gömecekler. Maksadımız ürün almak Azizim. Karnımız doya 😂, Tarlamız bereketlensin.

Aşk’ın Yolcuğuna Var Mısınız ya da Yanmayı Göze Alır Mısın?

Alırlar Buğday danesini Ekim ayında sürülmüş tarlaya ekerler. Hava buz gibidir. İnsan iliklerine kadarda donuyor hani. Buğday danesi “ Ya ben burada soğuk toprağın altında ne yaparım. Çürür giderim “ der. Köylü Besmele çeker tohumunu toprağa savuruverir. Bizim Buğday danesi de Toprağın altına giriverir. Havalar soğur Kış geliverir artık. Üstüne Bembeyaz kar battaniye gibi serilmiştir. Bizim ki “ Ya ben burada donarım beni neden burada yalnız bıraktınız” bir ses “ Sen orada rahatına bak. Zamanını bekle, sana bir şeycikler olmayacak. Sen sadece sabret ve tefekkür et” der.

Karakış sert geçer, günler günleri kovalar ve Baharın ilk günleri geliverir. Bizimkisi “ ben neden halen buradayım, ne zaman çıkacağım” bir ses “ sen uyumana bak, biz seni razı edeceğiz “ der. Yağmur, Fırtına derken Kuşların şakırdamasıyla beraber Bahar gelivermiştir. Toprak ısınmış Güneş sımsıcak yüzüyle bizimkisine “ hadi kalk bakalım uyku vakti doldu. Azıcıkta dışarıya bak “ der. Buğday danesi artık filizlenmiş, toprak yüzüne çıkmıştır. Güneşi gören bizimkisi o kadar mutludur ki yüzü gülmektedir.

Aşk’ın Yolcuğuna Var Mısınız ya da Yanmayı Göze Alır Mısın?

Yaz gelir ve bizimkisi artık kocaman olmuştur. İncecik beli ile sanki Gökyüzüne uzamıştı. Kendi bile hayret etmekteydi. “ Ben ne idim ne oluverdim böyle”, “ biz sana zamanını bekle dedik. Yine deriz vakti gelince seni Âli yapacağız. Sen sadece sabret ve bize güven “

Aşk’ın Yolcuğuna Var Mısınız ya da Yanmayı Göze Alır Mısın?

Temmuz sıcağı gelmiş ve ortalığı sıcak kavurmaktadır. Bizimkisi ise susuzluktan kurumuş “ ben burada piştim, kavruldum. Beni burada böyle mi? bırakacaksınız “ Hasat zamanı gelir Köylü Tarlayı hasat eder, Kurumuş ekinler biçilir. Deste deste edilen ekinler Kağnıya yüklenip, harmana getirilir. Bizimkinin çilesi daha yeni başlar aslında. Yola aslında yeni çıkmıştır.

Sapla saman ayrılır. Harman savurulur. İyisi kötüsü ayrılır. Bir dane olan Buğday Kırk dane oluvermiştir. Buğday danesini daha da kurusun diye Harmana sererler. Bizimkisi “ bir Allah’ ın Kul’ u yok mu? burada. Yandım kavruldum, susuzluktan öldüm “ der. “ Bir ses “ dur hele sana sabret dedik. Bize güven Azizim… “ der.

Aşk’ın Yolcuğuna Var Mısınız ya da Yanmayı Göze Alır Mısın?

Kuruyan daneler çuvallanıp Değirmene götürülür Kağnı Arabası ile. Değirmenci alır Ekin Çuvallarını Değirmen Taşına boca edip boşaltıverir. Bizimkisi “ beni neden buraya getirdiniz. Ben burada ne yapacağım. Çok korkuyorum “ der. “ Hele bir korkma Azizim. Seni bir güzel ezivereceğiz. Üstündeki fazlalıkları alıvereceğiz” Bizimkisi korkar “ nasıl yani beni ezecek misiniz? Ama benim canım çok yanar” der.

Aşk’ın Yolcuğuna Var Mısınız ya da Yanmayı Göze Alır Mısın?

Eee bu yol çok meşakkatli bir yol. Her zaman iyi oluverecek değil ya. Zahmet olmadan Rahmet olur mu? Olmaz Azizim, olmaz…

Alırlar Buğday danesini Değirmen Taşında ezerler. Ezerler haa ezerler. Canı çıkıncaya kadar, üstündeki fazlalıklar çıkıncaya kadar, özü çıkıncaya kadar ezerler. Buğday danesi olur sana, UN… Bizimkisi şaşırır “ bu nasıl oldu böyle. Esmer idim, bembeyaz oluverdim.” Bir ses der ki “ hele bir dur Azizim bekle ve gör”

Aşk’ın Yolcuğuna Var Mısınız ya da Yanmayı Göze Alır Mısın?

UN’ u alırlar suya çalarlar. Yoğur Allah yoğur. Olur sana Hamur. Hamuru alılar Somun ediverirler. Fırıncının Küreğine koyup harlayan Ateşin kucağına atarlar. Bizimkisi “ ya beni neden ateşe atarsınız ki. Ben burada yanarım, kül olurum “ bir ses “ Ya hele bir sabret Azizim. Bekle ve gör. Biz seni yakar mıyız? Hz İbrahim’i Ateşe attıklarında nasıl yakmadı ise seni de yakmayacağız “ der.

Fırıncı Hamuru Ateşe yollar. Ateş Emanetini almıştır. Ateş, emanetine gözü gibi bakmaktadır. Ona nasıl öğrettiler ise Hamura da öyle şefkatli davrandı. Suya bulanan Hamur Ateşin içinde mis gibi, nar gibi kızararak tazecik EKMEK oluvermiştir. Her şeyi yakıp kül eden Ateş, Hamuru yakmamıştı. Dahası onu Olgunlaştırmıştı.

Aşk’ın Yolcuğuna Var Mısınız ya da Yanmayı Göze Alır Mısın?

Bir buğday danesi o kadar yolun sonun da EKMEK oluvermiştir. O son mertebeye varmıştır. “ Demedik mi biz sana. Seni Âlİ yapacağız diye” İşte o da Âli oluvermişti bu hayatta.

Hayatımızda böyle aslında. Çamura da bulanacağız, kışı da göreceğiz Baharı da. Yazın sıcağında kavrulup susuz da kalacağız. Ama nihayetinde de Pişeceğiz Azizim…

Aşk yanmaktır.

Aşk çile çekmektir.

Aşk meşakkatli bir yoldur.

Aşk' ın Menzili uzundur.

Aşk cefaya kabullenmektir. Sadece sevdim demekle Aşk olmaz.

Zahmet Olmadan, Rahmet olmazmış Azizim…

Aşk’ın Yolcuğuna Var Mısınız ya da Yanmayı Göze Alır Mısın?
Cevapla