Üzüntünün Boyutu, Bakış Açımıza Göre Değişir

Merhabalar arkadaşlar👋 benceme hoşgeldiniz😊

Birçok derdin boyutları, bakış açısına göre değişir. Büyük görüben büyür, küçük görürsen küçülür.

Nasıl bakacağımızı öğrenmeliyiz

Üzüntünün Boyutu, Bakış Açımıza Göre Değişir

Sıkıntının ebadını bakış tarzımız tayin eder. Insan, olanı değil, görmek istediğini görür. O halde derdini küçültmenin yolu, onu küçük görmendir. Sıkıntının küçük ve dayanılır olduğunu, önce kendine telkin edeceksin. Çözümünde hiçbir katkısı olmayacak insanlara derdinden bahsetmeyeceksin. Faydasız şikayetlerle sıkıntıyı tekrarlayıp, sürekli canlı ve taze tutmaktan kaçınmalısın...

Doğru görmeliyiz.

Üzüntünün Boyutu, Bakış Açımıza Göre Değişir

Bazı kederler sabun köpüğü gibidir. Üflemekle kaybolurlar. Bir güzel cümlenin, bir selamın, hatta bir tebessümün silip süpürdüğü kederler vardır.Bazı üzüntüler ise balon gibidir. İçi boş ve önemsiz olmasına rağmen, kocaman görünürler. Onları söndürmek ve gündemimizden çıkarmak için bir toplu iğne kafidir.

Hiçbir şey gereksiz değildir.

Üzüntünün Boyutu, Bakış Açımıza Göre Değişir

İnançlı bir bakış açısı ile her şey insana dost olur. Etrafındaki varlıkların bütünü, aynı Yaratıcının eseri olmak itibarıyla tanıdık, bildik kardeşler haline dönüşür. Kara, taş, toprak, deniz, ırmak kardeştir. Bitki, ağaç, cayır, çimen kardeştir. Dili, kökü vatanı ne olursa olsun insanlar kardeştir. Ateş, su, hava, toprak kardeştir. Hepsi de manalı, maksatlı, sebepli, gerekli ve vazifelidir. Hepsi Rab' dandır. Dolayısıyla da hiçbiri düşman değildir, korku ve kaygı kaynağı değildir.

Korku düşman üretir, buna izin vermemeliyiz.

Üzüntünün Boyutu, Bakış Açımıza Göre Değişir

İnançsız bir bakış açısı ile bu dünyadaki her şey birbirine düşman olur. Bütün varlık birbirinin aleyhine geçer. Biri ötekiyle rakip ve düşman olan aykırı varlıklar haline dönüşür. Hayat bir mücadeleden ibaret hale gelir. Böyle bir düşman ordusuyla kuşatılmış insan, hayattan çabuk usanır, yorulur ve çoğu zaman da pes eder. Korku, hayatın temel duygusu haline. Bunaltan, bezdiren, hatta intihara kadar vardıran korkular, yaşamayı bir işkence haline getirir. " korku düşman üretir" Köpek bile, korktuğunuz zaman daha çok saldırır. Dertlerde köpek gibidir. Daha çok korkanın peşine düşer.

Neler bizi korkutur, mutsuz ve huzursuz eder görmeliyiz.

Üzüntünün Boyutu, Bakış Açımıza Göre Değişir

İnsansın korkuları doğuştan değildir. Korkuyu sonradan öğreniriz. Korku konularını aile ve çevre, zaman içinde belirler ve empoze eder. Korkuyla terbiye edilen çocuklar, ileride başarısız ve mutsuz olurlar. Aslında bunların çocuklukları da korkularla geçtiği için, mutsuzdurlar.

Büyüdüklerinde, kişiliksiz, insiyatif kullanamayan, kendi halinde karar veremeyen, pasif, güvensiz, ya da saldırgan bir insan olurlar.

Çocuk, yanan sobaya elini uzatmaya korksun, ama hayvanlardan, cinlerden, vampirlerden, hayaletlerden korkmasın. Anne baba, bazen de öğretmen, çocuğu olmayan şeylerden korkutmamalıdır. Gerçekten tehlikeli şeylerden de ne kadar ve nasıl koruyacağını öğretmelidir.

Misal; sürekli, " Allah yakar, Allah çarpar, Allah'ın cehennemi var" diyen bir anne, çocuğunu Allah' tan korkutur. Oysaki tam tersine onu sevdirmesi gerekirdi. Böyle bir çocuk, sevgi ve şefkat verilmeden, tek taraflı olarak, sadece korku fikriyle dolduruşa, geleceğin bedbah bir insanı olacaktır.

Mutsuzluğun derinlikleri

Üzüntünün Boyutu, Bakış Açımıza Göre Değişir

Bazıları evladını, "dışarı atarım, satarım, başkasına veririm" gibi tehditlerle korkutur. Bu tür tehditler de çocuğun iç dünyasını tahrip eder. Daima terk edilme korkusuyla yaşayan bu çocuk, sıcak, samimi ve güçlü bir şefkatle kuşatılmazsa, kendini güvensiz bir dünyanın kararsız ve şaşkın kişisi olarak bulacaktır. Bu tür insanlar, sanal korkular ürettiler. İçlerindeki karanlığı yansıttılar dışarıya... Bilinçaltları birçok sahte ve yapay korku öğesiyle doludur. Sinema da en yaygın filmlerinde korkuyu kullanır.insan kendi korkularını kendi icat eder. Sonra da kendi eseri olan korkularından kurtulmaya çabalar. Böyle biri, havaya taş atıp, başını altına tutan haylaz çocuk gibidir. Kendi taşıyla kendi kafasını kırar.

Sağlıcakla, esen kalın arkadaşlar👋😊😊😊

Üzüntünün Boyutu, Bakış Açımıza Göre Değişir
Cevapla