Huzurun ve Mutluluğun Formülü: Düşüncesizlik!

Birçok insanın hayatının en güzel dönemi çocukluğudur, peki neden böyledir diye düşündünüz mü hiç?

Huzurun ve Mutluluğun Formülü: Düşüncesizlik!

Neden büyüdükçe her şeyin tadı kötüleşti, haz azaldı, korku arttı, sıkıcılık arttı, stres arttı?

Çünkü çocukken anı yaşardık, beyinde düşünceye yer yoktu, beynimizin düşünmek gibi kötü alışkanlıkları yoktu sadece o an yapılan şeyin tadını çıkarmak gibi güzel bir huyu vardı. Çizgi filmi pür dikkat izlerdik, bitince üzülürdük ama üzülmemiz saman alevi gibi hemen sönerdi, başka bir şeye geçerdik mesela dışarı çıkıp oyuncak arabaya toprak koyup karşı evin önüne doğru sürerdik, sonra annemiz öğle yemeği için çağırırdı gidip iştahla yemeği yerdik, biraz televizyonun karşısına uzanıp keyfettikten sonra yine dışarı çıkardık kendimiz gibi anın tadını çıkaran veletlerle oyunlar oynardık, dünya bizimdi, gökyüzü bizimdi, güneş bizimdi, yıldızlar bizimdi, dert yoktu, tasa yoktu, sorumluluk yoktu, geçmişin ızdırabı yoktu, geleceğin belirsizliğine yönelik korku yoktu. Sadece o an yaptığımız aktiviteden zevk alma vardı. Hevesle, umutla, merakla o işe sarılma vardı. Yaşam mucizesinin iliğini emmek vardı, derdini çekmek değil.

Hepimiz mutluluğu arıyoruz ama bir türlü ulaşamıyoruz değil mi?

Huzurun ve Mutluluğun Formülü: Düşüncesizlik!

Buna neyin sebep olduğunu bir örnekle daha net şekilde açıklayacağım: Bir polise köy ahalisi diyor ki hırsızın birinden çok şikayetçiyiz hepimizin evine girip neyimiz var neyimiz yok çalıyor lütfen onu bul. Polis de yıllarını bu hırsızı bulmaya ayırıyor ama maalesef bulamıyor. Neden acaba?

Çünkü hırsız kendisi. Bizim hikayedeki hırsız 'düşünmek'. Biz mutluluğu hep düşünceyle arıyoruz. İddiadan para tutturursam çok mutlu olurum, ünlü olursam çok mutlu olurum, şu kızla veya adamla evlenirsem çok mutlu olurum... Hep beyin bir şey söylüyor ve biz ona inanıp yıllarımızı veriyoruz sonra elde edemeyince mutsuz oluyoruz. Bizim hatamız düşünmek, ama biz inatla çıban başının karnını doyurup beni mutlu et diye yalvarıyoruz. Oysa ona hiç yemek vermeyip açlıktan ölmesini sağlasak dünya bir anda cennete dönüşecek.

Biz düşündükçe korku var, biz düşündükçe endişe var, biz düşündükçe geçmiş var, biz düşündükçe gelecek var.

Huzurun ve Mutluluğun Formülü: Düşüncesizlik!

Bizi mutsuz eden her şey biz düşündükçe var.

Sadece o an yaptığımız işe odaklandığımızda üzüntü verici olaylar cereyan etse dahi bu ızdırap kısa süreli olur, biz onu beyinde tuttukça bize sürekli zarar verir. Kötü bir olayın bize uzun süreli psikolojik zarar vermesi, ızdırap vermesi onu beynimizde tutmamızdan yani düşünmeden kaynaklanıyor.

Huzurun ve Mutluluğun Formülü: Düşüncesizlik!

Okula başlamadan önce gerçek çocukluğu yaşadık. Okul başlayınca dersler, ödevler, rekabet, aile baskısı, akraba baskısı derken çocukluğumuzdaki güzel alışkanlıkları yitirip yerine mutsuzluk verici, sıkıntı verici alışkanlıklar edindik.

Ah çocukluk... Korku da neymiş, dert de neymiş? Adını bile bilmezdik. Umutlu, enerjik, istekli ruhlarımız vardı; büyüyünce depresif, sıkılgan, yorgun, korkak ruhlar haline geldik.

Huzurun ve Mutluluğun Formülü: Düşüncesizlik!

Çünkü beynimiz bir illüzyon yarattı, bizi gerçeklikten kopardı, hedeflerin olsun onlara ulaşırsan mutlu olursun dedi biz de onu dinleyip düşündükçe düşündük, kurdukça kurduk. Evet gerçekten hedeflerimize ulaşınca mutlu olduk ama hedeflerin sonu hiç gelmedi. Şu liseyi kazanırsan çok mutlu olacaksın dedi eşek gibi çalıştık kazandık mutlu olduk ama birkaç gün sürdü, sonra dedi ki şu fakülteyi kazanırsan gerçekten mutlu olacaksın çalıştık kazandık birkaç gün sürdü mutluluk, sonra şu kızı elde edersen çok mutlu olursun dedi, onu da yaptık ama bu sefer neden sevgilin şu kız kadar güzel değil dedi, daha güzelini elde ettik bu sefer de acaba seni aldatıyor mu neden şu çocukla çok konuşuyor demeye başladı, bla bla bla. Hepinizin bu tarz şeylerle uğraştığı biliyorum. Düşünmek böyle bir şey işte. Mutluluğu elde etmenin tek çaresi gibi gözüküyor oysa mutluluğun önündeki tek engel.

Huzurun ve Mutluluğun Formülü: Düşüncesizlik!
Cevapla