Hayatınızdaki tüm işlerinizi, sorumluluklarınızı, yakınlarınızı bırakıp uzaklaşmak istediğiniz oldu mu? Kendinizle baş başa kalmak, yalnız olmak, duyduğunuz tek gürültünün kulaklıklarınızdan gelen favori şarkınızın olmasını dilediniz mi hiç?
Bugün sizlerle, hayat hikayesinin konu alındığı "Into the Wild" isimli bir filmle tanıdığım Christopher McCandless'ın ilham verici hikayesini paylaşmak istiyorum. Umarım hayalleriniz için çırpındığınız bu yola ışık olur.
Eğer bu hayatta bir şey istiyorsan, peşini bırakma ve sıkıca sarıl ona.
Tüm birikimini bir açlıkla mücadele vakfına bağışlayıp kendisini tutsak kılan her şeyden kurtulan bir maceraperest.

Emory Üniversitesi gibi önemli bir üniversiteden mezun olan Christopher, ailesinin beklentilerinin hayallerini çiğnemesine izin vermiyor. Tüm birikimini açlıkla mücadele vakfına bağışlıyor, yanına birkaç eşya alıyor ve gözden kayboluyor.
Tamamıyla özgürleşmek için, onu tutsak eden her şeyden kurtuluyor.

Yanına aldığı paraları da yakıyor ve arabasını bir çöle bırakıp yoluna devam ediyor. Para, eşyaları, hatta kıyafetleri.. Tüm bunlar, onu bu hayatta bunaltan şeyler.
Ve tüm benliği ile uzun zamandır hayalini kurduğu şeyi gerçekleştiriyor: Doğaya geri dönüyor.

Kendisini bağlayan her şeyden kurtulan Christopher, eski sahte benliğini unutmak için kendine yeni bir kimlik yaratıyor. Alexander Supertramp.. Ve doğayla iç içe yaşadığı bu zamanlar, onun ruhsal uyanışının bir parçası oluyor. Toplumdan ve boşluktan uzak. Her insanın aslında ait olduğu yere, doğaya teslim ediyor kendini.
Sadece otostop ve kaçak tren yolculuğu ile birçok yeri geziyor; yeni dostluklar kuruyor, farklı zihinlerle tanışıyor.

Tanıştığı her insana ilham veriyor ve hayatlarını değiştiriyor. Sadece çantasıyla beraber kilometrelerce yol yapan Christopher -fakat o kendine Alexander diyor- doğayı tamamıyla hissedebilmek için Alaska'ya gidiyor.
Sihirli Otobüs'te 112 gün geçiriyor.

Burada avcılar tarafından bırakılmış bir otobüs buluyor ve otobüs onun bu yolculuğunda yeni evi oluyor. Burada 112 gün geçiriyor ve birkaç kamp ekipmanı, yerel bitkiler hakkında bilgi veren bir kitapçıkla beraber yanına getirdiği nadir şeylerden biri olan yarı otomatik tüfeği ile; burada kaldığı sürece boyunca sincap, kirpi, kuş gibi hayvanlarla besleniyor.
Vahşi doğada, işler her zaman iyi gitmiyor.

Dört ay boyunca vahşi doğada tek başına kalan Christopher, eve geri dönmeye karar verdiğinde Teklanika Nehri’nin kışın gelmesiyle beraber artan su seviyesi yüzünden orada kapana kısılıyor. Avlayacak hiçbir hayvan bulamayan Christopher, son çareyi meyvelerde arıyor. Zehirli bir bitki tohumunu yiyerek zehirleniyor.
6 Eylül 1992'de ise, kaldığı otobüste bir avcı tarafından ölü olarak bulunuyor.
Vahşi doğada, 18 Ağustos 1992'ye kadar geçirdiği günleri yazdığı bir günlük haricinde arkasında hiçbir şey bırakmıyor. Öldüğünde sadece 24 yaşında olan Christopher'ın cesedi sadece 30 kilo olarak tartılıyor.
Ölmeden önce bıraktığı son notlarından biri:
Mutluluk sadece paylaşıldığında güzeldir.

Hayat hikayesini konu alan "Into The Wild" filminden bir parça ile Bence'mi bitirmek isterim, vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar