Aşırı titiz insanlar olarak bu kirli dünyada karşılaştığımız zorlukları duyunca "Yook artık!" diyeceksiniz. Bunun nasıl bir işkenceye dönüştüğü konusunda eminim çoğunuzun bir fikri yoktur. Dinleyin öyleyse.

1. Konuk olarak gittiğiniz evde herkesin tırnaklarını incelersiniz.

Özellikle menüde yoğurma işlemi yapılmış olan yemekler varsa, beyniniz sürekli o uzun tırnakların arasındaki yabancı maddelerin yemeğe geçtiği düşüncesiyle çalkalanır. Bir süre sonra gözleriniz yuvalarından çıkacak kıvama gelmiştir. Bu senaryoda en güzel şey kısa, ojesiz ve temiz tırnaklara sahip ev sahibiyle karşılaşmak olacaktır. En kötü senaryo masadan aç kalkmanızdır.
2. Tuvaletten çıkan birini gördüğünüzde ellerini yıkayıp yıkamadığını anlamak için kendinize bir yöntem bulmanız gerekir.

Evdeyken, pür dikkat lavabodan akacak suyun sesine odaklanırım. Musluğun açılışı ve kapanışı arasında geçen süre o kişinin sabun kullanıp kullanmadığı konusunda bana ipucu verir. Eğer su açılmadıysa ya da ben buna inanıyorsam, bir şekilde o kişinin ellerini yıkaması için senaryolar üretmeye başlarım. Dışarıdayken ellerine bakarım; nemli bir görüntüsü varsa bir nebze rahatlarım. Yoksa ya da ben buna inanıyorsam, o kişiye temas etmemeye ve dokunduğu şeylere dokunmamaya özen gösteririm. Tüm bunların psikolojime etkisi ise tüm gün antibakteriyel el temizleme jelinde boğulmak oluyor.
3. Değil başkasının bardağından kendi bardağınızdan bile tekrar bir şey içmek kabul edilemezdir.

O bardak 1 defa kullanılır sonra hemen makineye yerleştirilir. Başka yolu yok. Bir de gücenenler yok mu? "Benden mi iğreniyorsun?" Abiciğim, ablacığım neden iğrenmeyeyim? Ameliyathane ortamı mı senin ağzın? Ben kendimden bile iğreniyorum sen hatır gönül koyuyorsun ortaya.
4. Yemek yemeye başlamadan kaşık, çatal, bıçak ve bardak avizeyle 60 derece açı yapacak şekilde ayarlanır ve leke durumu kontrol edilir.

Bunu dışarıdayken ya da misafirlikteyken çaktırmadan yapmam gerekiyor. Su lekesi varsa bir şekilde peçeteyi suyla biraz nemlendirip iyice silip kuruluyorum. Eğer bariz bir yemek artığı varsa yere atarım o çatalı bıçağı. Tabi ki senin de tahmin ettiğin gibi elimden düştü, bilerek yapmadım. Nezaketen kalkıp hızlı bir şekilde mutfağın yolunu tutar iyice yıkarım. Çaktırmamak önemli. Sonra görgüsüz derler vallahi. Bitti mi? Saçmalama. O çatalı ya da diğer her ne varsa dudaklarımla temas ettirmemeliyim. Aksi halde mikropları vakumluyormuşum gibi hissettiriyor bana. Restoran ya da kafede ise direkt değiştirmelerini istiyorum ve bazen bunu defalarca yapıyorum.
5. Tuvaleti sadece 1 defalığına kullanmak için 1 rulo tuvalet kağıdı harcarsınız.

Klozet oturağına sarmak için, taharet musluğunu açmak için, sifonu çekmek için, temizlik için, lavabonun musluğu açmak için 1 rulo yeterli oluyor. Sonrasında da 1 kilo sıvı sabun ve litrelerce su.
Tüm bunları neden yaptığım konusunda hiçbir fikrim yok. Çocukken de böyleymişim. Hala anlatırlar; nasıl da her şeyi kontrol etmişti, koklamıştı diye. Bazen utanç verici olsa da ben kendimi böyle daha iyi hissediyorsam kime ne? Keşke herkes temizliğe önem verse de hayat bizler için biraz olsun kolaylaşsa. Peki ya sen bunlardan hangisini yapıyorsun?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar