Çok şeyler sevemedim şu sikko yaşantım süresince ama sevdiklerimi tam sevdirmediler hiç. Hep bir “yetersiz” geliş hüküm sürdü hayatıma lakin yine de; az da olsa tadını çıkarttığım şeyler de yok değil.
Saysam bir kelebeğin kalp atışlarını geçmeyecek ilgi alanlarımdan birisiydi fotoğrafçılık-fotoğraflar. Henüz dijital makinelerin mesamesinin bile okunmadığı dönem ile 50 ISO siyah-beyaz filmlerin artık yavaş yavaş piyasada zor bulunduğu dönemler arasında merak sarmaya başladım fotoğrafçılığa ve dahi fotoğraflara. Bir zamanlar resmim de iyiydi, dereceye giren kuru boya, guaj, vitray çalışmalarımın kamusal alanda sergilenmişliği çoktur. Ta ki menopozlu bir resim dersi öğretmeniyle lanet ettim resim çizmeye ama fotoğraflar hep bakii kaldı. Ünzile isminin sadece bir Sezen Aksu şarkısı olmadığını, tek bir koyun bile etmeyeceğini o kadınla anladım. Ölmüştür muhtemelen şimdiye.



Geleceğe bırakılmış notlardır fotoğraflar benim için hep baktım; bulduğum her türlü fotoğrafa. Nasıl desem, hani tuvalette kabız olmuşsundur da can sıkıntısından çamaşır suyu üzerindeki güvenlik uyarılarını okuyan adamın çaresizliği gibi baktım bulduğum tüm fotoğraflara kimin olduğunun önemi yoktu benim için. Bir fotoğraf karesi üzerine günlerce farklı farklı hikayeler yazdığım oldu benim. Zira o zamanlar çok zordu bir fotoğrafı ele geçirmek. Hem meşakkatliydi hem masraflı. Tutup fotoğrafçılık anılarımı paylaşıp yeni nesil fotoğrafçılar çok rererö yapmayacağım ama hani şu milletin kendini aynada pozlamadığı zamanlardı işte. Tanımadığın insanların, bilmediğin yaşamlarını takip etmek bu kadar kolay değildi. Ancak eşe-dosta misafirliğe gidilirse ve bahsi açılır da aile albümü ortaya çıkarsa 3-5 fotoğrafa göz atabiliyordunuz.
Hal böyle olunca bir fotoğraf karesine sayısız anlamlar yüklemek için epey zamanınız oluyordu. Hangisinin sakladığı acının diğerinden daha derin olduğunu anlamaya başladım artık fotoğraflardaki hüzün dolu gülümsemelerden. O zamanlar suretlerine bakıp tahminlerde bulunduğum nice kişileri zaman geçtikçe daha yakından tanıdıkça ne kadar da yanılmadığıma üzüldüğüm zamanlar da oldu.
Sonrasında internetin yayılmasıyla hal çok eğlenceli olmaya başladı. 56 K modemle bağlanılıp, parça parça görüntülenebilen fotoğraflarda başka hayatları yaşamak daha bir merak konusu olmaya başladı bende. Sonrasında flickr, deviantart ile tanıştım ki internetin beni en heyecanlandıran dönemleridir; benim için onca ünlü ismin arasında bulunmaktan da öteydi.


Şimdi artık başka hayatların hikayesine erişebilmek şey çok daha kolay. Sosyal medya üzerinden artık istemediğim kadar insanın fotoğrafına ulaşıp hayat hikayelerini izleyebiliyorum. Gülüşlerindeki çizgiler hakkında yorumlar yapıp hayatlarını izliyorum uzaktan uzaktan. Aslen Filipinli olan 53 yaşındaki amcamla beraber dünyayı dolaşıyorum kimi zaman, kimi zaman Thomas Shahan ile bilinmedik canlıların yüzlerindeki gülümsemeyi izliyorum; karşı komşunun ya da mesai arkadaşımın veledlerinin nasıl büyüdüğünü söylememe bile gerek yok.

Önceleri insanların hayat hikayelerini çözmeyi öğrendim belki tek bir fotoğraf karesinden, şimdilerde ise dünyayı geziyorum fotoğraflarla.
Seviyorum tek bir fotoğraf karesini bile, kimi zaman güzel bir kadının yüzünde, kimi zaman arka fonda devam edip giden dünyada kaybolmayı seviyorum.
Tek bir fotoğraf karesi birçok şeyler anlatıyor bana yaşanmışlıklara dair hep yüreğimde. Fotoğrafı çekenin yüreğinden içime akan...

...onu bulursanız bende de selam söyleyin..
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar