Hayat Değiştiren Akım: Dijital Minimalizm!

Konu oldukça ilgi çekici görünüyor, değil mi ? "Hayat Değiştiren Akım".

Vay be! Ne kadar da havalı. Ama konuyu okumadan önce Instagram'daki en son gönderinizi kimlerin beğenip kimlerin yorum yaptığını kontrol etmeyi unutmayın. Ardından da flörtünüzün ya da kankanızın Whatsapp'tan ne yazdığına bakın. Aa o da ne ? En sevdiğiniz YouTube kanalı yeni bir video atmış, haydi hemen bakın...

Bu arada, neyden bahsediyorduk biz ? O kadar sosyal medya bildiriminin arasında kaynayıp gitti bizim mevzu da, değil mi ?

Hayat Değiştiren Akım: Dijital Minimalizm!

Dikkat dağıtıcıların hükmettiği bu yeni dünyaya hoş geldiniz!

İster kabul edelim istersek de kabullenmeyip reddedelim fakat koca bir gerçek bizlere her geçen gün daha fazla şekilde kendisini göstermeye devam ediyor; günümüzün ve hatta ömrümüzün büyük bir çoğunluğunu dijital cihazlara bağlı bir şekilde geçiriyoruz. Telefonunu evde unuttuğu için endişe krizleri geçirenleri bile görüyor ulan bu gözler. Alt tarafı k*çı kırık bir telefon... Fakat artık neredeyse hepimiz onlar olmadan sürdürülecek bir hayatın varlığını dahi kabullenemiyoruz.

Peki durum neden bu raddeye kadar vardı ?

Ergen kuşak için gününün neredeyse tamamını bile harcattırabilecek hale gelen bu yeni dijital teknolojiye artık biraz şüpheyle bakmamızın zamanı sizce de gelmedi mi ?

Geçenlerde Pürdikkat adlı kitabın yazarı Cal Newport'un 'Dijital Minimalizm' adlı kitabını içinde bulunduğumuz durumun vehametini bir kez daha anlamak için ikinci kez okudum. Kitabı hepinizin okumasını önermekle birlikte yazar kitapta bu yeni dijital çağın aslında sandığımız gibi 'harikulade' olmadığını çünkü onu doğru bir şekilde kullanmayı beceremediğimizi detaylı bir şekilde ve argümanlarla, araştırmalarla da destekleyerek anlatıyor bizlere.

Hayat Değiştiren Akım: Dijital Minimalizm!

Açıkçası bir dijital minimalist olmaya Newport'un kitabından 1-2 yıl önce karar vermiş birisi olarak bu akımın benim hayatımı baştan sona değiştirdiğini görebiliyorum. Çünkü fark ettim ki aslında sosyal medya denilen mecralar tamamen bizim dikkatimizi celbetmek için inşa edilmiş platformlardan ibaretler.

Haydi şöyle bir örnek verelim; diyelim ki bir manava gidip 1 kilo domates, 1 kilo salatalık ve 3 kilo patates alıyorsunuz. Tam parayı ödeyeceğiniz sırada manavcı size pis pis sırıtarak "para ödemene gerek yok, hepsi bedava" diyor. Ne düşünürsünüz ? Bu işin içinde bir iş muhakkak vardır, değil mi ? Sonuçta kimse kimseye bir şeyi bedavaya vermez.

E o zaman sormak lazım; milyonlarca dolar yatırılan bu sosyal medya platformlarını neden bedava bir şekilde kullanabiliyorsunuz ? Manavın hepi topu 10-20 TL edecek malı bedava olunca sorguluyoruz da neden milyonlarca dolar yatırılan bu platformların bedava olduğunu öğrenince biraz oturup da düşünmüyoruz ?

EĞER BİR YERDE BİR ÜRÜN BEDAVAYSA BİLİN Kİ ORADAKİ ASIL ÜRÜN SİZSİNİZ.

Bunu unutmayın.

Sosyal medya platformları sizi içeride tutmak için ellerinden geleni yaparlar. Siz sanıyor musunuz ki o şirketleri bizim bakkal Mehmet emmi ya da Ayşe teyze falan yönetiyor ? Elbette hayır. Bu şirketlerin kadrolarında dünyaca ün yapmış psikologlar, davranış bilimi uzmanları ve pazarlamacılar çalışmaktalar. Ve emin olun sizin dikkatinizi içeride tutabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar çünkü siz içeride ne kadar çok durursanız bu şirketlerin elde ettikleri gelirler de bir o kadar artacaktır.

"Ama sosyal medyaya benim ihtiyacım var"
"Ama sosyal medyadan arkadaşlarımla iletişim kuruyorum"
"Ama sosyal medya benim can sıkıntımı alıyor"

Kusura bakmayın ama hadi lan ordan! Sosyal medyaya ihtiyacın mı var ? Hava mı su mu bu sosyal medya değerli kardeşim ? Sil tüm hesaplarını da bak bakalım yaşayabiliyor musun sosyal medya olmadan 30 gün. Elbet yaşayabilirsin. Bunların hepsi senin zihnindeki birer illüzyondan ibaret. Velev ki sosyal medyadan bir iş yaptığını düşünelim. E işine dair paylaşımların ve araştırmaların en fazla 1 saatini alır. Ama sen o vaktin 2-3 katını harcıyorsun orada. Demek ki sosyal medyaya ihtiyacın yok ama birileri tarafından ihtiyacın olduğu inancı bilinçaltına yerleştirilmiş.

Hayat Değiştiren Akım: Dijital Minimalizm!

Gelelim bir sonraki yalana. Neymiş de sosyal medyada arkadaşlarıyla iletişim kuruyormuş. E kapat sosyal medyanı da o zaman görelim arkadaş çevreni. Sosyal medyan ortadan kalkınca sana ulaşmayan, halini hatrını sormayan adama da "arkadaş" deme zaten. İşte o zaman göreceksin asıl arkadaş çevreni. Emin ol gerçek dostluk Instagram'da atılan like değil gerçek hayatta buluşulup hal hatır sorulan dostluklardır.

Ve işte sosyal medya şirketlerinin en sevdiği yalan olan "canım sıkılıyor" yalanı! Merak etmeyin, bu yalana kapılıp da sosyal medya bataklığına düşenlerden birisi de bendim. Fakat tüm sosyal medya hesaplarımı silmeye ya da oldukça az bir şekilde kullanmaya karar verdiğim andan itibaren tıpkı bir çocuk ağlayıp zırlamaya başlayınca eline tutuşturulan oyuncaklar gibi elime tutuşturulan bu sosyal medyanın aslında ne kadar da gereksiz bir platform olduğunun farkına varmaya başladım.

Hayat Değiştiren Akım: Dijital Minimalizm!

Beynimiz en çok da sosyalleşmeyi ve grup içerisinde olmayı sever. Gerçeğin ve dijitalin ayrımını yapamayan zihinlerimiz için grup içerisinde taktir görüp alkışlanmak ile Instagram'daki son gönderisine like almak arasında hiçbir fark yoktur. Tabi ki, yukarıda da dediğim üzere, bu uygulamaları geliştiren davranış bilimcileri de bu gerçeği gayet iyi biliyorlar ki oraya birer "beğeni" ve "yorum" butonu ekliyorlar.

Ben like aldıkça beynimdeki dopamin hormonu da tetikleniyor ve dopamin hormonu tetiklendikçe de daha fazla like ve daha fazla yorum elde etmek için çabalıyorum.

Şimdi de daha fazla beğeni ve yorum almak için saçma sapan videolar, fotoğraflar atıp da kendini rezil eden şu sosyal medya maymunlarını getirin gözlerinizin önüne. Bunu neden yaptıklarını artık daha iyi anlıyorsunuz.

Fakat sosyal medya hesaplarımı silip artık bir daha geri dönmeme kararı aldığımda ne oldu biliyor musunuz ? Evet, ilk başta oldukça zorlandım çünkü zihnim o vakte kadar like ve yorum butonundaki dopaminin tadına varmış ve buna alışmıştı. Bundan dolayı beni sosyal medya platformlarımı yeniden açmam için oldukça zorladığını açıkça söyleyebilirim. Fakat ben direndim ve zaman böyle akıp gitti. Günler böyle geçerken artık sosyal medyadan istediği dopamini alamayacağını fark eden zihnim başka alanlara yönelmeye başladı.

Mesela daha fazla kitap okudum, bir zanaata başladım, yeni bir enstrüman çalmayı öğrendim, hedeflediğim kitabı yazmaya başladım. Ve tabi ki de bu vakte kadar bir like ya da yorum atarak dostluk görevimi yerine getirdiğime inandığım arkadaşlarımı arayarak, onlarla buluşarak ve birlikte vakit geçirerek bu dostluk görevimi gerçek anlamda yerine getirmiş oldum. Üstelik eskisine kıyasla daha daha güçlü bağlar kurmayı başardım. Yani zihnimi istediği dopamini elde edebilmesi için farklı yönlere yönlendirdim.

Artık bir şeylere çok kolay bir çaba ile odaklanabiliyor ve uzun süre boyunca odağımı istediğim şeyde tutabiliyorum. Oysa ki sosyal medyaya bağımlı hale gelmiş birçok insan bu odak düzeyinin kıyısından köşesinden dahi geçemez. Sürekli önlerine gelen bildirimler yüzünden bir oraya bir buraya daldan dala maymun gibi atlayan zihinlerini tek bir konuda tutmayı başaramazlar. Bu da onların başta kariyerleri olmak üzere hayatlarındaki birçok alanı olumsuz olarak etkiler ve kimi zaman ciddi sorunlara bile sebep olabilir bu vaziyet.

Şimdi tabi ki aranızdan bazılarınız "E İnceişler, hiç mi bakmıyorsun sosyal medyaya ? İnternet düşmanı mısın sen ?" diye sorabilir.

Elbette ki elimde elimde mızrak g*tümde yaprak mağarada yaşayan bir avcı-toplayıcı falan değilim ben. Elon Musk'ın Mars'ta koloni kurmayı planladığı bir yüzyılda yaşıyorum ve bunun da gayet farkındayım. Fakat benim sosyal medya ve internet ile olan ilişkim fayda düzeyine göre değişiyor.

Peki bu fayda düzeyi ile ne kastediyorum ? Şöyle ki; ben bir konu ile ilgili araştırma yapacaksam, mesela fillerin ömürleriyle ilgili, sadece o konuda araştırmamı yapar ve ardından tüm uygulamaları kapatırım. Ama sen, değerli dostum, sen ise fillerin ömürleriyle ilgili bir araştırma yaparsın, araştırma yaptığın sitelerin birinde "Fillerin 10 Komik Anı" diye bir gönderiye tıklarsın. O gönderiden de "Fillerin En Komik Videoları" diye bir videoya geçersin....

Ve derken... Bir de bakmışsın Fenerbahçe - Adana Demirspor maç özetini izliyorsundur...

Tebrikler. Gayet mükemmel bir şekilde tuzağa düştün yine.

İşte dikkat tacirlerinin en sevdiği model de tam olarak sensin. Unutma, zaman senindir fakat kazanç onlarındır. Sen onlara zamanını verirsin ve onlar da kendilerine son model yeni arabalar alırlar.

Ve eminim ki seni bu dikkat tuzağına düşüren tüm bu platformların yöneticileri kendi yarattıkları bu sistemlerin kıyısından köşesinden dahi geçmiyorlardır çünkü gayet de net bir şekilde tehlikenin farkındalar.

Velhasılıkelam, bu konu hakkında çokça şey yazılıp çizilir fakat vaktinizi daha da almak istemiyorum, dileyen bu konuyla ilgili birçok kaynağa kolayca ulaşabilir zaten. Özetle, bu akım, yani dijital minimalizm akımı benim hayatımı değiştirdi mi ?

Kesinlikle.

Peki dijital minimalizm akımı sizin de hayatınızı değiştirebilir mi ?

Neden olmasın?

Sadece 30 gün boyunca telefonunuzdan ve tüm sosyal medya platformlarınızdan azade bir şekilde yaşamak için kendinize meydan okuyun ve 30 gün sonra tekrar bu konunun altında sizlerle buluşalım ve bana deneyimlerinizi anlatın. Emin olun, sizi temin ederim ki bu 30 günden sonra sosyal medyanın aslında sandığınız kadar da ilgi çekici ya da gerekli olmadığının farkına varacak ve hatta telefonun sizden çaldığı vakitleri daha değerli bir şekilde kullandığınız için de hayatınızı biran önce değiştirmeye başlayacaksınız.

Kendinizi milyonlarca dolarlık şirketlerinin başlarında oturmuş ve sizin dikkatinizi çekerek para kazananlara yem etmeyin. Zamanınız sizin en değerli hazinenizdir, bu hazinenizi sosyal medya platformlarının efendilerine yeni evler, yatlar ve arabalar almaları için harcamak ise en kibar tabiriyle aptallıktır ve cahilliktir.

Ve unutmayın, bir kez daha tekrarlıyorum;

EĞER BİR YERDE BİR ÜRÜN BEDAVAYSA BİLİN Kİ ORADAKİ ASIL ÜRÜN SİZSİNİZ.

Hayat Değiştiren Akım: Dijital Minimalizm!
Cevapla