Merhaba.
Hadi gelin biraz sosyalleşelim ve yazımız ilerledikçe yaptığımız bu şeyden tiksinelim, beraberce.
İlk kusana da bir ödül verelim, mesela ne olsun ödül? Gerçi gerek var mı ki ödüle? Zaten o tiksinti ile kendini fazlası ile ödüllendirmiş olacak sanırım.
Neyse devamını yazı içeriğinden anlayacaksınız zaten, muhtemelen en büyük tiksintiyi yeşerten benliğe hayranlık besleyeceksiniz.
Anladınız sanırım, konumuz sosyal medya...

Ben sosyal medya hesabı kullanmıyorum, hepsinde hesabım var açık olarak ancak hiç alışamadım.
Tek gönderim olmayan bir Twitter hesabım, şifresini anımsayamadığım bir Facebook hesabım ve geçenlerde telden film izleyeyim derken, sitenin kapatıldığını görünce vpn denemem üzerine güvenlik sebebi ile kapatılan bir Instagram hesabım var, öyle sıkı bir kullanıcıyım ki yaklaşık üç gündür yeni şifre belirlemedim hesabıma, hala kapalı duruyor.
Şair burada demek istiyor ki, "İşbu yazı fazlası ile yanlı olacak zira ben bu olaylardan tiksiniyorum!"
Capisci?
Hadi başlayalım madem.
Madde 1: Çok basit bir anlatım ile "İnsanları Aptallaştırır!"

Hep diyoruz ya, bu insanlar neden bu kadar aptal bir hale geldi? Neydi günahımız Allah'ım! diye, bence hep bu yüzden. Sadece bence değil aslında, beyaz önlüklü eldivenli amcalarımız da böyle düşünüyor.
Journal of the Royal Society Interface dergisi bir makale yayınlıyor. Makale içeriği ise bilim adamlarınca yapılan bir deneye ilişkin.
Yüz üniversite öğrencisi 20'şer kişilik gruplara ayrılıyor ve beş farklı sosyal ağ oluşturuluyor. Öğrenciler analitik akıl yürütme becerileri test edilmek üzere bir dizi soruya tabi tutuluyor. Öncelikle soruyu kendisinin yanıtlanması isteniyor, daha sonra defalarca soruluyor ve bu soruşlarında ise cevabı ağdaki diğer insanlardan da kopyalayabileceği söyleniyor. Sonuç ise öğrencilerin ağdaki diğer kullanıcıların cevaplarını kopyalama şansı yakaladıklarında daha çok doğru cevap verebildikleri oluyor. Bu da sonuç ise öğrencilerin aslında yanlış cevabı verdiklerini anlayabildiklerini ve ağın içinden doğru cevabı çekip alabildiklerini gösteriyor.
"Öğrenciler soruları kendi başlarına çözmede mi yoksa sadece cevabı kopyalamada mı daha iyi hale geldiler?" sorusunu cevaplamak için öğrencilerin birbirini takip eden üç sorudaki başarılarını karşılaştırıyorlar. Sonuç hüsran oluyor. İki soru arasında hiçbir gelişme olmadığını, öğrencilerin ilk turda daha dikkatli ve derin düşünmeleri gerektiğini anlamış olsalar dahi bir sonraki turda başlangıç noktasına geri döndüklerini görüyorlar.
Sanırım buraya kadar olan kısım ile mesajı fazlası ile verebildim. İnsanlar düşünmeyi unutuyor ve evet, çevremizde gördüğümüz aptallıkların sebeplerinden biri bu.
Madde 2: Stresi, derdi, tasayı kaynağından içersiniz "Psikolojinizi bozar!"

Gençlerin, kabul ben de gencim ama kullanmadığım için kendimi dahil etmedim, sosyal medyayı kullanması bence hiçbir zaman adı ile alakalı olmadı. Olay hiçbir zaman sosyallik değildi.
Zira Instagram nasıl sosyalleştirebilir insanı? Bir baksanıza etrafınıza, arkadaşlarını, arkadaşın olmayanları, hayatından silip atamadıklarını takip ederek, kendini insanlarla kıyaslayarak uykularını yine bizzat kendi elleri ile kışkışlayan onlarca insan yok mu çevrenizde? Statü kelimesi her yerde artık, statü farkı ve bu farkın insanlar üzerinde yarattığı yıkıcı etki hayatımızın her yanında.
Özellikle insanların bu mecralarda içindeki tüm iğrençliği yansıttığına şahit oluyoruz her gün bir daha, bir daha, bir daha.
Sen, oradaki, günlük hayatında bir insana yağ tulumu diyebilir misin? Ya da annen kaç kilo? Yapma, Türk annesi modeli budur, tombiktir, sevimlidir ve biz onlara yağ tulumu demeyiz, anne der, ana der kucaklarız.
Biz bu kadar kırıcı, bu kadar düşüncesiz çocuklar değildik, bir düşünsene, şimdi neden böyle olduk?
Demem o ki narsist pislikleri hayatımıza sokan da yine bu sosyal adı verilen sosyal yaşam katili mecralar oldu. Bu saydıklarımızın bir insanın psikolojisini nasıl etkileyeceği ortada değil mi? Buna şahit olmadınız mı defalarca?
Bunların yarattığı kıskançlığa, beğeni arzusunun vardığı o iğrenç noktalara, sadistliğin klavye arkasında ne gibi şekillere girebildiğine? Ya da siber zorbalıklara? Şu sitede bile?
Oldunuz. Hem de defalarca!
Madde 3: Ekranda kayan harfler dostunuz değil, "Artık sosyal değilsiniz!"

Bununla ilgili onlarca araştırma var. Gerçek sosyallik ile sanalı arasında büyük farklar var ve sanal sosyallik asla ve asla gerçek arkadaşlıkların, dostlukların, yanyana sosyalleşmenin yarattığı etkiyi yaratmıyor.
Buna çok bilimsel yaklaşmaya gerek bile görmüyorum. Biraz evvel dediğim gibi, etrafınıza bakın, bu kafi. Çok tanıdık görseller gelecektir aklınıza. Sözde ailesi ile zaman geçiren gencin elindeki telefona gömdüğü yüzü, otobüsteki herkesin telefon ve tablet ekranlarına gömülüşü. Ben hiç sanmıyorum Shakespeare'in şu zamanda şair olabileceğini ya da Attila İlhan'ın "Ben Sana Mecburum" şiirinin ilhamını dijital bir ekrana bakarken yakalayabileceğini.
Eskiden duygular vardı baktığımız her yerde, o basit, kısa otobüs yolculuklarında insanların yüzlerini görürdük, kimisinde hüzün kimisinde neşe olurdu, hüzünlerine ortak olur gülüşlerimizi sustururduk saygıdan, neşeleri ile neşelenirdik insanların. Benleri bir kenara iter ve biz olurduk.
Yapmaz mıydık yahu bunu? Yapardık!
Ne oldu şimdi? Söyleyeyim;
Yüzlerini göremiyoruz, ya onların ya da bizim yüzümüz önümüze eğik, çünkü bakmaya bağımlı olduğumuz aptal bir ekran duruyor önümüzde...

Velhasıl kelam, tuhaf şey sosyal medya. Adı ile ironinin başkenti adeta. Faydası yok mu hiç? Var. Ancak şuncağız fayda için dağlar kadar probleme gerek olmadığı kanaatindeyim. Umarım bir gün elinizdeki tüm ekranlar kırılır da sinirle de olsa kaldırırsınız kafanızı ve yüzlerinizi görebilirim.
İyi dileklerimi de sunduğuma göre burada bitiriyorum. Okuyan yüreklerinize sağlık, sağlıcakla kalın!
Kaynaklar:
https://www.pewresearch.org/internet/2015/01/15/psychological-stress-and-social-media-use-2/
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer