Land Rover aslında tesadüfen yapılmış bir araçtır. 2. dünya savaşı yeni bitmiştir. Birleşik krallık hava kuvvetleri fabrikalarında savaş uçağı üretimi sürmektedir. Fabrika içinde taşeron olarak iş yapan Rover Motors firmasının birkaç mühendisi fabrika içinde bazı şeyleri bir yerden bir yere taşımak için pikap benzeri bir araca ihtiyaç duymaktadır. Bir tane hurdaya gidecek olan Rover otomobil motoruna el yordamıyla bir şasi çatılır. Uçakların yapıldığı alüminyum sacların atıklarından da kaportayı oluştururlar. Araç trafiğe çıkabileceği düşünülmeden yapıldığı için direksiyonu İngiliz standartlarına göre sağda olması gerekirken ortadaydı. Birgün Rover Motors'un genel müdürü fabrikayı gezerken bu aracı görür ve aklında bir fikir belirir. Tıpkı Amerikalıların Jeep örneğinde olduğu gibi bu araç genel maksatlı bir askeri ve sivil kullanım aracı olabilir.

Land Rover tasarımı geriye doğru yapılıyor.

Arabanın resimleri çizdiriliyor, sadece arkadan itiş olarak yapılan çekiş sistemi 4X4 olarak yeniden tanzim ediliyor. Tıpkı Jeep araçlarda olduğu gibi araçta kapı ve tavan opsiyonel oluyor. Üstü açık, kapı yok. Ön cam öne doğru da yatabilecek şekilde basit bir menteşe düzeniyle yerleştiriliyor. Direksiyon sağa alınarak İngiliz karakteristiği kazandırılıyor. Aracın en önemli özelliklerinden birisi uçakların kaportasında kullanılan alüminyum saclardan yapıldığı için hafif olmasıydı. Bir diğer avantajı ise araçta kaynak işçiliğinin neredeyse hiç olmamasıydı. Herşey perçinlerle veya cıvatalarla sabitleniyordu. Dolayısızyla hem kaynak işçiliğinden hem de kaynak sonrası tesviye işçiliğinden tasarruf sağlanmış oluyordu. Bu şekilde 1948 yılında ilk Land Rover adı verilen araç seri üretim olarak üretiliyor ve İngiliz ordusuna satılmaya başlanıyor.
Land Rover ailesi genişliyor

Aracın üzeri tente kaplanıp tam askeri genel maksat aracına dönüşürken 90 inç aks aralığı olan şasi boyu uzatılarak 110 inç ölçüsüne getiriliyor. Böylece Land Rover çift kabinli araca dönüştürülüyotdu. Camların altında ayrıca havalandırma kapakçıkları yapılarak aracın içini havalandırmak için ön camın komple yatırılması mecburiyeti de kaldırılmıştı.

Land Rover artık daha kullanışlıydı. Çift kabin ve arka kasa kısmı sayesinde çok daha fazla işe yarıyordu. Land Rover'ın Amerikalı rakibi Jeep arabaları hep standart şasi uzunluğuyla üretiliyordu.
Land Rover sivil amaçlı üretime de başlıyor

Arabaların sivil kullanıcılardan da ilgi görüyor olması ve askeriyeden satışa çıkarılan eski Land Rover arabaların sivilde çok sevilmesi yeni bir yol açtı ve aracın sivil kullanıcıya da satılması için çalışma başlatıldı. Doğal olarak daha rahat koltuklar ve sac tavan gereksinimi doğdu. Tamamen sabit sac tavan yapıldı, ön panel biraz daha ileri alındı, farlar ön ızgara içinden alınıp çamurlukların üzerine monte edilerek aracın estetiği oldukça güzel bir hale getirildi. Bu arada aracın soldan direksiyonlu modelleri de üretildi ve Avrupada da satışına başlandı. Yine 90 ve 110 inç aks aralıklı modeller, arkası kasalı ve genel iç hacimle tümleşik özellikte seçenekler vardı.
Land Rover ralli aracı oluyor.

1977 yılında Camel Throphy rallisinin resmi arabası Land Rover oldu ve ralliye katılacak bütün araçların Land Rover olması şartı getirildi. Bu büyük bir prestij kaynağıydı. Zira yüzlerce yarışmacı sadece bu araçları kullanabilecekti. Buna özel, ilave çelik barlarla kuvvetlendirilen Land rover artık fazlasıyla da güvenli bir araç haline gelmişti. Takla atan veya yan yatan araçlar kolaylıkla çevrilip ayağa kalkıyor ve yoluna devam edebiliyordu.
1990'lı yıllarda Land Rover

1990'lı yıllara gelindiğinde Land Rover estetiği daha da güzel bir hale getirildi. 90 ve 110 inçlik ölçülere 130 inçlik ölçü de eklendi.

Land Rover araçlar her türlü arazi şartlarına ustalıkla uyum sağlayan müthiş bir araçtı. Ne yağmur çamur, ne de kar kış Land Rover için bir engel değildi. Kaput seviyesine kadar suya girebilen Land Rover arabalar şnorkel takılarak tavan seviyesine kadar da suyun içinde ilerleyebiliyordu.

Bunda Rover Motors firmasının BMW grubu tarafından satın alınmasının da büyük etkisi vardı. Geçen zaman içerisinde araçlara 2200 cc ve 2400 cc hacminde dizel Ford motorları konulmuştu.Aracın adı da Land Rover Defender olarak değiştirilmişti.

BMW grubu 2000 cc hacminde dizel motor ve 450 nm tork üzeren 110 beygirlik bir motor koydu arabalara. Bu motorlar aracın arazi şartlarında çok daha yüksek verimle kullanılmasını sağlıyordu. Artık arabaların ön cam altında havalandırma kapakları ve öne doğru yatan ön camları yoktu. Çünkü klima standart hale getirilmişti. BMW grubu Land Rover'a otomatik vites seçeneği de koymuştu. Araçların estetiği de artık Alman mühendisliğinin elinin değdiğini bariz bir şekilde hissettiriyordu.

Güvenlik önlemleri artırılmış, konfor ön plana çıkarılmış olan Land Rover dünyada adıan SUV denilen yeni bir otomobil sınıfının öncüsü olmuştu. Bu esnada Range Rover adıyla bir üst sınıf aracı da piyasaya sürdüler.
Land Rover yeniden el değiştiriyor

BMW grubu Land Rover firmasını British Aerospace Industries'e sattı ve kendine ait BMW X5 ve X3 marka SUV araçlarını piyasaya sürdü. British Aerospace ise Land rover markasına önce E SUV sınıfında Range Rover ve D Suv sınıfında Freelander modellerini kattı.

Bildiğimiz Land Rover Defender de artık bambaşka bir yüze kavuşmuştu. Her şeyiyle artık Land Rover Devrimsel bir sürece girmişti ve tek rakibi adeta kendiyle yarışıyordu.

2010 yılında British Aerospace industries Land Rover otomobil grubunu Hindistan'ın en büyük firması Tata grubuna sattı. Artık Land Rover bir Hint markası olsa da dünyada saygınlığı her geçen gün artan bir firma olarak varlığını sürdürüyor.
Aşk İlişkileri
Kadın Emeği
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
YKS2026
Diğer
En İyi Cevaplar