Son zamanlarda sosyal medyada sıkça konuşulan bir konu var: Kapalı kızların, açık kızlardan daha dikkat çekici ve güzel olduğu söyleniyor. Ama bana göre bu biraz abartılmış bir şey. Sonuçta güzellik ya da çekicilik sadece kıyafetle ilgili değil. Açık olmak ya da kapalı olmak, birini otomatik olarak güzel yapmıyor. Asıl güzellik, insanın duruşu, davranışları ve kendini ifade edişiyle alakalı. Yoksa sadece açık bir kız, bir yerini açmakla güzelleşmiş sayılmaz ya da kapalı biri de kapanarak otomatik olarak daha çekici hale gelmez #Güzellik Bakim💅🎀💕
Bu tamamen kişisel zevkle alakalı canım kapalı ya da açık fark etmez bazıları kapalı kızların duruşunu tarzını seviyor bazıları açıkları daha çekici buluyor güzellik tamamen dış görünüşten ibaret değil enerji duruş ifade tarzı da çok etkili o yüzden kapalı olmak ya da olmamak tek başına belirleyici değil bence.
1
2 Yorumla
Soran
7 ay
Hayır canım az önce sorusuna görüş attığım biri sinirlerimi bozdu tutturmus kapalı kızlar daha temiz yüzlü daha güzel diye Allahim ya
Öyle bir şey imkansız çünkü güneş ve hava görmemek çirkinleştirir. Nedenlerini aşağıda anlatacağım. Halkın çoğu dindar, en seküler insanlar arasında bile tesettürü dini çok sevenler çok var. Tamamen tesettürü daha çok sevdikleri için kapalıları daha çok sevdikleri için daha güzel görmek istediklerinden dolayı öyle görüyorlar. Ama gerçekten güzel bulanlar da var. Mesela abazan erkekler abazan oldukları için onları çekici buluyorlar. Cinsel yönden sağlıklı ve sapkın olmayanlar ise onları tekeline almıyor. Nasıl göründüğüne dair fikir sahibi olmadığını merak etmezsin. Açık kıyafetler, makyaj gibi, takı gibi bir süstür ama tesettür ise gizlediğinden dolayı süslemez. Kapalıların hiçbirisi neden kapandığını bilmiyor, o yüzden açıklardan daha güzel olduklarını sanıyorlar. Kendileriyle çok çelişiyorlar; daha güzel olduklarını iddia edip bakışlardan korunduklarını da söylüyorlar. Daha güzel olsalardı bakanlar da olurdu, demek ki dikkat çekici değiller ki bakan yok. Başımı ilk açtığımda kendimi Monica Bellucci gibi hissettim. Kendimi aşırı güzel hissetmeye başladım. Fıtratı bozulmamış her kadın açık olmayı ister ve sever, kendini açıkken daha güzel hisseder. Tesettür fıtrata aykırıdır. Zaten bu yüzden hiçbir kadın, kız örtünmek istemez. Allah emretmese kimse örtünmezdi. Nefse ağır gelmesi, fıtrata ağır geldiği anlamına gelir. Çünkü nefis her lügatte insanın kendisi, fıtratı, özü demektir. Nefis, insandan ayrı, insana kötülük yaptıran bir varlık değildir. Kapalı kızlar sadece abazan erkeklerin tekelinde, kaliteli ve elit erkekler onları yok sayıyor. Kimse görmediğini arzulamaz. Bir kutunun içindeki pastayı mı yemek istersin yoksa gördüğün, gözlerine zevk veren bir pastayı mı arzularsın? Cevap belli. İçinde altın saklayan bir kutuya mı bakmak istersin yoksa kutusuz duran bir takıya? Kutusuz takıya bakmak göze daha çok zevk verir. Çiçek bahçelerine bakmak, poşetin içindeki bir çiçeğe bakmaktan daha zevklidir. Türkiye çok dindar bir ülke olduğundan dolayı, herkes başörtüyü ve başörtülüleri çok sevdiğinden dolayı daha güzel görmek istedikleri için görüyorlar. Dünyanın en güzel kadınları olarak kabul edilen kadınların hepsi yarı çıplak giyiniyor. Adriana Lima, Monica Bellucci, Angelina Jolie tesettürlü değil. Dünyanın en güzel kadınları olarak kabul edilen bir sürü kadın var ama hiçbirinin arasında tesettürlü yok. Güzellik kime göre, neye göre göreceli? Sana göre göreceli olan, başkasına göre olmayabilir. Eğer tesettür güzelleştirseydi, güzellik ve moda sektörü kullanırdı ama kullanmıyor. İslamcılar, İslam aşkından dolayı tesettüre ve tesettürlülere büyük bir aşkla bakıyor, görmek istediğini görüyor. Tesettür hakkında objektif olan insan çok az var. Güzellik giyimle alakalıdır, adı üstünde kapalı olduklarından dolayı güzellikleri görünmüyor. Yarı açık, yarı kapalı bir bedende hem gizem hem çekicilik vardır çünkü güzellik ortadadır. Dolayısıyla görünen güzelliklerden ötürü görünmeyenleri de merak edersin. Yüz güzelliğini ortaya çıkaran, süsleyen saçları kapatmak yüzün güzelliğini azaltır. Yüzü tabak gibi ortada bırakmak hiç çekici değil. Saç kadının süsüdür. Kol gibi, ayak gibi çok vasıflı ve gerekli bir organ değildir, sadece yüzü süslemek, güzelleştirmek ve ortaya çıkarmak için vardır. Dolayısıyla güzel olan, yani güzelleştiren şey kapandığında da güzellik azalır. Dekolteli bir göğüs, kapalı bir göğüsten daha çok merak uyandırır çünkü erkek orada çekici bir göğüs olduğunu bilir ve görür. Bu yüzden daha fazlasını merak eder ve ister. Ama kapalı ve bol kıyafetli göğüs tahrik etmez ve merak uyandırmaz çünkü orada nasıl memeler olduğu anlaşılmıyor. Açıklık çekici bir gizem katar çünkü açık kıyafetler vücudun güzelliğini ortaya çıkardığı için merak uyandırmayı da sağlayacak ölçüdedir. Ama kapalı kıyafetler hiç fikir vermez. Güzel göründüğünden emin olmadığın, nasıl bir görünüşe sahip olduğunu bilmediğin için o kızı arzulamazsın. Erkek mini eteği uzun etekten bu yüzden daha çekici bulur çünkü açıklıkta hem seksilik hem de gizem vardır. Ama kapalılıkta seksilik olmadığı için gizem de yoktur. Her yer kapalı olduğundan dolayı merak uyandırmayı sağlayacak bir şey yoktur. İnsan gördüğünü arzular, görmediğini arzulamaz. Erkek mini etekli bacaklara dokunmak ister ama uzun etekli bacakları merak etmez. Eksik bilgi çekimi azaltır. Bir şeyin bir kısmını gördüğümüzde beyin otomatik olarak “devamını” hayal etmeye başlar. Bu, zihinde aktif bir merak ve beklenti döngüsü oluşturur. Oysa tamamen gizli bir şeyde beyin bu sürece giremez. Zaten tesettür güzelleştirmediği için emredilmiştir. Kısmi gizlilik bir “beklenti” yaratır — belki daha fazlasını göreceğim, belki de asla. Bu belirsizlik dopamin sistemini sürekli tetikler. Sonuç: Kısmen gizli olan şey daha heyecan verici olur. Tamamen gizli olan bir durumda ise ödül beklentisi hiç başlamaz. Güzellik görsellikle alakalıdır; kapalının her tarafı kapalı olduğundan dolayı görünüşü hakkında fikir sahibi olamayacağımız için daha güzel diyemeyiz. Davranışlar ve karakter görünüşü güzelleştirmez. Yüzü güzelleştiren ve süsleyen şey olan saç da kapalı olduğu için yüz güzelliği de azalır. Tabak gibi ortada, çıplak duran bir suratta çekicilik yoktur. Tesettür güzelleştirmez ama güzelliği soldurur. D vitamininden, havadan, rüzgardan mahrum bıraktığı; saça basınç uyguladığı için hem yüzün hem vücudun hem saçların güzelliği azalır. Senelerce önce üniversitelerde başörtüsü yasaktı. O yasak sayesinde ailesi tarafından zorla kapatılan kızlara, aileleri okusunlar diye açılmalarına izin verdi. Bazı kızlar da açıldılar. Açılanlara erkekler “Siz ne kadar güzelmişsiniz, kapalıyken hiç belli olmuyordu, böyle çok güzelsiniz.” diyorlarmış, kendi ağızlarından duydum. Kısmen gizli olan şey, beynin merak–ödül döngüsünü sürekli beslediği için tamamen gizli veya tamamen açık olandan daha uzun süre dikkat çeker ve daha çekici hissedilir. Saç = kadınlık, özgürlük, doğallık demektir. Kadınlığın sembolü uzun saçlardır. Saçlar kapandığında ise dişilik sembolü kalktığı için kadınların çekiciliği de azalır. Başörtüsüz yüz, beyine daha fazla görsel bilgi, duygu, hissi verdiği için daha çekici bulunur. Evrimsel biyolojiye göre saç, sağlık, gençlik ve hormonal dengenin güçlü bir göstergesidir. Parlak, dolgun, canlı saçlar; iyi beslenme, düşük stres ve sağlıklı genetik yapı sinyali verir. Bu sinyaller, karşı cins için bilinçdışı düzeyde “üreme potansiyeli” anlamına gelir. Bu nedenle saç, insan beyninde doğal çekicilik göstergesi haline gelmiştir. Yani saç sadece estetik değil, biyolojik bir mesaj taşır.
Yani sağlıklı erkekler, cinsel yönden sapkın olmayanlar başı açıkları daha çekici bulur. Saçlar, yüzü çerçeveleyen bir hat oluşturur; tıpkı bir tabloyu çevreleyen çerçeve gibi. Bu çerçeve, yüz hatlarını yumuşatabilir, gözleri vurgulayabilir, elmacık kemiklerini daha belirgin gösterebilir. Özellikle dalgalı veya hareketli saçlar, yüze derinlik ve dinamizm kazandırır. Bu nedenle saç, yüzün orantılarını estetik olarak dengeleyen bir unsur işlevi görür. Saç rengi ve şekli, yüzün belirli bölgelerine dikkat çeker. Örneğin açık renk saçlar gözleri vurgular; koyu saçlar teni daha aydınlık gösterir. Beyin, kontrastı sevdiği için bu “ışık–gölge oyunu” çekicilik hissini artırır. Saç, insan vücudunun hareket eden tek “süs” unsurudur. Yürürken, rüzgârda veya jestlerle birlikte saçların hareket etmesi, görsel olarak “yaşam enerjisi” ve “doğallık” hissi yaratır. Bu hareketlilik, beynin dikkat sistemini (özellikle hareketi izleyen görsel korteksi) aktif tutar — yani “bakmaya değer” hale getirir.
Tarih boyunca saç; kadınlık, özgürlük, kimlik, baştan çıkarıcılık gibi anlamlarla ilişkilendirilmiştir. Bu semboller kültürden kültüre değişse de, genel olarak saç “ifade” ve “kimlik” aracıdır. Dolayısıyla saç, sadece fiziksel değil, kişisel anlatımın bir parçasıdır; bu da çekiciliği artırır. Saç, hem biyolojik olarak sağlık sinyali, hem estetik olarak yüzü dengeleyen bir çerçeve, hem de kültürel olarak kimlik ve enerji sembolü olduğu için yüzü daha çekici kılar.
Şimdi de gelelim başörtüsünün neden güzelliği soldurduğuna…
Hava almamak, kafayı terlettiği için saçlar pisleniyor, yağlanıyor. Bu yüzden sertleşip matlaşıyor ama açıkların saçları öyle değil. Terleyince hemen kuruduğundan dolayı sert ve pis değil saçları. Saçlar güneş görmediği için mat oluyor. Örtüden dolayı saçlar basınca uğradığı için hacmini de kaybediyor. Başörtüsü saça hacim kaybettirdiği için başörtülüler için üretilmiş şampuanlar var. Toz ve duman, saçı yıpratacak nitelikte değil. Saç temiz hava aldığı için toz havayla yayılır gider. Başörtüsü aynı zamanda saç dökülmesi de yapar. Basınçtan dolayı saç kökleri güçsüzleşir. Saçlarını salık olmadığı için toplu olup gerildiğinden ve sıkışıp kaldığından dolayı saç kökleri güçsüzleşiyor. Başı açık birinin saçları çirkinse taramadığı, yanlış şampuan kullandığı içindir. Başı kapalı olan herkesin saçları çirkindir. Basınçtan dolayı saçlar devamlı toplu olduğundan dolayı saç kökleri güçsüzleşir. Başörtü takınca saçları toplamak gerekiyor; saçları ise devamlı toplamak saçları çirkinleştirir. Şehir hayatında kimsenin saçı toz ve duman görmüyor. Ayrıca görse bile, toz ve duman asla saçı çirkinleştirmez. Çünkü çok güçlü bir etkileri yok. Kapalıların saçları da başörtü taktıkları için devamlı toplu olduğundan dolayı toka izleri çok belirgin oluyor. Devamlı toka takmak, saçın şeklini bozup saçta elektriklenme yapıyor. Güneş ve hava almadığı için saçlar daha da çirkinleşiyor. Örtü arasında sıkışıp kaldığı, baskılandığı için saçları sönük. Güneş ışığı ciltte D vitamini üretimini sağlar. D vitamini, saç foliküllerinin (köklerin) büyüme döngüsünü düzenler. Güneşsizlik → D vitamini düşer → saç kökleri zayıflar, ince ve mat hale gelir. Bu durum saçın dökülmeye, cansızlaşmaya veya “yağlı–solgun” görünmesine yol açabilir. Yani “güneşsizlik” aslında hormonel ve metabolik bir eksiklik yaratır. Saç derisi canlı bir dokudur ve oksijene ihtiyaç duyar. Uzun süre havasız kalan (örneğin sürekli kapalı kalan veya hava almayan ortamlarda tutulan) saç derisinde: Hücre yenilenmesi yavaşlar, Yağ ve ölü deri birikir, Mikro dolaşım (kan akışı) zayıflar. Sonuç: saç kökleri tıkanır, saç ucu kırılır, saçlar “donuk ve yapışık” görünür. Saç derisi normalde bir mikrobiyom barındırır (yararlı bakteriler ve mantarlar dengesi). Havasız ortam, yağlılık ve nem birikimine neden olur → bu denge bozulur. Sonuç: kepek, kaşıntı, kötü koku, yağlı görünüm. Bu da saçın estetik olarak “kirli” veya “bakımsız” görünmesine yol açar. güneş ışığı, saçtaki keratin proteinini sertleştirir ve ışığı yansıtmasını artırır → saç daha parlak görünür. Uzun süre güneş görmemek, saçın mat ve cansız görünmesine neden olur. (Tabii aşırı güneş de zararlıdır — bu durumda UV ışınları keratini yakar.) Hava almayan saç derisinde ter ve toksin birikir. Bu da hem kötü kokuya hem de saç köklerinde “yağ tıkaçları”na yol açar. Saçın dokusu ağırlaşır ve doğal hacmini kaybeder. Güneşsizlik, saçın içten beslenmesini (D vitamini, hormon dengesi) bozar. Havasızlık, saçın dış ortamla etkileşimini (oksijen, nem, mikrobiyom) engeller. Bu iki etki birleştiğinde saç “zayıf, mat, hacimsiz ve bakımsız” görünür sonuçta da çirkinleşir Cilt, güneş ışığı sayesinde D vitamini üretir. D vitamini; hücre yenilenmesini, bağ dokusunu ve yağ dengesini düzenler. Uzun süre güneş görmeyen ciltte: Hücre yenilenmesi yavaşlar, Deri daha ince, solgun ve donuk görünür, Yağ–nem dengesi bozulur (ya çok kuru ya da aşırı yağlı olur). Sonuç: ten “yorgun”, “mat” ve “yaşlı” görünür. Cilt, vücut yüzeyindeki kılcal damarlar yoluyla oksijen alır. Hava akımı az olduğunda veya kapalı ortamlarda uzun süre kalındığında: Damarlar daralır, Kan dolaşımı yavaşlar, Cilt hücreleri yeterince oksijen alamaz. Bu da cildin “gri” veya “küflü” bir renge dönmesine, esnekliğini kaybetmesine yol açar. Cilt oksijensiz kaldığında parlaklığını kaybeder — tıpkı havasız bir odada solan çiçek gibi. Cilt, terleme yoluyla toksinleri atar. Kapalı, havasız, nemli ortamlarda gözenekler tıkanır. Sonuç: siyah nokta, sivilce, pullanma, kaşıntı, donukluk. Toksinler dışarı atılamadıkça, tenin yüzeyi “kirli” veya “düzensiz” görünür. Açık hava, özellikle rüzgâr ve sıcaklık değişimleri, ciltteki damarları uyarır. Bu “mikro masaj” etkisi kan dolaşımını artırır → cilt daha canlı, pembe, diri görünür. Havasız, sabit ısıdaki ortamlarda bu uyarı yoktur → cilt “uykuya dalar” gibi durur. Güneş, melanin üretimini uyarır. melanin, cilde sıcak bir ton, daha düzgün bir renk kazandırır. Uzun süre güneş görmeyen ciltte: Melanin üretimi azalır, Ciltte “solgunluk” ve “tekdüze gri ton” oluşur. (Not: Aşırı güneşlenme ise tam tersi etki yapar — lekelenme ve erken yaşlanma.) Güneş ışığı serotonin ve endorfin salgısını artırır. Bu hormonlar ciltteki kan dolaşımını dolaylı olarak artırır. Güneşsizlik → moral düşüklüğü → stres hormonu (kortizol) artar → bu da ciltte sivilce, yağlanma veya matlık yapar. Güneşsizlik → D vitamini ve hormon dengesi bozulur. Havasızlık → oksijen, nem ve dolaşım azalır. İkisi birleşince: ten solgun, mat, donuk ve pürüzlü görünür — yani “çirkinleşmiş” olur. Sonuç: Tesettür güzelliği soldurur. Tesettüre aşık olmayanlar, tesettürün daha güzel kıldığını asla düşünmez. Öyle düşünenler tamamen duygusallıktan ve öyle görmek istediklerinden dolayı öyle düşünüyorlar, objektif olamıyorlar.
Böyle güzel sözler almak çok motive edici. Bu yazıyı bence olarak kaleme alacağım ama herkes tesettürlülerden yana ve taraflı olduğu için acaba site kaldırır mı diye düşünmüyor değilim.
Gizli Üye
(18-24)
7 ay
bir hanımefendi kaliteli elit erkekler kapalıları yok sayıyor demiş kapalılar kadın değil mi? bu ne hadsizce bir yorum. kapalı insanların yüzü gözükmüyor mu göze güzel gelmek için dekolte mi giymek gerekiyor dekolte en vasat insanı bile seksi gösterir konu öyle giyinilmediği halde güzel olmak zaten. Pazarcı bağırır ama ben bir kuyumcunun bağırdığını görmedim ☺️ bu arada her kadın değerledir ama haddini aşanlara da had bildirmek hoşuma gitmiyor değil
Kapali ya da acik kizlar arasinda guzel ve cirkinleri var. Su daha guzel bu daha guzel diye bir kistas olamaz bence... Benim gonlum nedense kapali kizlara karsi kapali 😅
2
8 Yorumla
Soran
7 ay
Sorusuna görüş attığım bir hanım ablamız kapalı kızlar yüzü daha temiz daha güzel dedi de bana 🤦♀️🤦♀️ merak ettim soru açtım bnde 😅
Canımmm, söylediklerin o kadar doğru ki! 🌸 Güzellik kesinlikle birinin giyimiyle, açık ya da kapalı oluşuyla sınırlı değil. Göz alıcı olmak bence içinden dışına yayılan enerjiden, kendine olan öz güvenden ve hayata bakışından geliyor. 💕 Herkesin tarzı, bedeni nasıl taşıdığı, kendini ifade ediş şekli ayrı bir güzellik sunuyor.
Kapalı ya da açık olmak tercih meselesidir ama unutma ki asıl önemli olan insanın kalbinin ve ruhunun güzelliği. İnsanların hangi tavırla ışık saçtığına odaklanmak gerek! 😊 Asıl güzellik işte tam da burada. ✨🎀
Güzellik, insanın üzerindeki kıyafetten çok içindeki ışıktadır. Kapalı ya da açık olmak, bir kimlik değil tercihtir. Birini güzel yapan şey, neyi gizlediği ya da gösterdiği değil, nasıl bir enerji taşıdığıdır. Bazı yüzler sessizce büyüler çünkü içlerinde zarafet, saygı ve güven vardır. Asıl farkı yaratan da budur. Güzellik, bakışta, gülüşte ve insanın kendini nasıl taşıdığındadır.
1
4 Yorumla
Soran
7 ay
Gerçekten de güzellik tamamen dış görünüşle ölçülemez, içten gelir. İnsan ne kadar kendine güvenli, zarif ve samimi ise o kadar dikkat çeker. Ama bazıları hâlâ ‘kafasina örtü örtünce yüzüne nur iniyor’ diye düşünüyor, bu tamamen saçma. Güzellik bir örtüyle ya da kıyafetle otomatik olarak oluşmaz
Kesinlikle çok doğru, güzellik sadece dış görünüşle ölçülmez. İnsan kendini nasıl taşıyorsa, çevresine nasıl bir enerji yayıyorsa asıl olan odur. Ne kıyafet ne de örtü birini gerçekten güzel yapmaz; asıl fark, insanın içindeki zarafetten ve karakterinden doğar.
Güzellik kapalı ya da açık olmakla alakalı bir şey değil. Kapalı kız da güzel olabilir açık kız da. İnsanları bu şekilde karşılaştırmak saçma geliyor bana. Bazılarına kapalı kızlar daha çekici geliyor çünkü gizemli duruyorlar bazılarına da açık kızlar daha özgüvenli geliyor. Ama sonuçta herkesin tarzı farklı kimse kimseyi bu şekilde ölçemez. Kısacası, güzellik dediğin şey sadece dış görünüş değil hareketlerin konuşma tarzın enerjin de dahil her şey..
Güzelliğin kapalı veya açık olmakla ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Evet kapalilara ilgi duyan bir kesim mevcut fakat bu ben gibi açık kızların güzel olmadığı anlamına gelmez
1999 dan beri internetteyim, mİRC, ICQ, MySpace, Orkut, MSN, Facebook, Instagram vs vs bir çok uygulama etkileşim geldi geçti, bu söylediğini bu güne kadar hiç duymadım
Ya bir çoğunun hoşuna giden şey gizem ve duruş farklılık hoşlarına gidiyor vs vs uzatılır sebepleri. Tesettürlüyüm ama mini elbise çekiciliği hiç bir elbisede olamaz