Gecenin bir yarısı oturmuş eski şarkıları dinlerken veya YouTube’da 2015-2017 arası videoların altında gezinirken kendinizi hiç "Biz buraya nasıl geldik?" diye sorarken buluyor musunuz? Çünkü ben son zamanlarda bunu takıntı haline getirdim.
Eskiden yeni bir telefon çıkacağında lansmanları heyecanla beklerdik. Rihanna, Eminem veya rap piyasası yeni bir albüm düşürdüğünde günlerce o albümle yatıp kalkardık. YouTube Türkiye’nin o samimi, eğlenceli, dissleşmelerle dolu, herkesin kendi halinde takıldığı prime zamanları vardı. Her şeyin bir ruhu, bir enerjisi ve en önemlisi bir samimiyeti vardı.
Peki ne oldu da 2020’den sonra kaset aniden koptu? Neden her şey bu kadar fabrikasyon, renksiz ve mekanik bir hal aldı? Kendi içimde yaptığım analizleri şöyle özetleyeyim, bakalım siz de katılacak mısınız:
1. Tüketim Hızı Ruh Bırakmadı (TikTok ve Reels Etkisi)
Eskiden bir içerik veya müzik üretildiğinde onun bir "ömrü" olurdu. Şimdi her şey 15 saniyelik videolar için üretiliyor. Şarkılar sırf TikTok’ta trend olsun diye 2 dakikaya düşürüldü, nakaratı hemen girsin diye ruhu emildi. İçerik üreticileri artık izleyiciyi eğlendirmek için değil, algoritmaya kölelik etmek için video çekiyor. Herkes aynı sesleri kullanıyor, aynı mimikleri yapıyor, aynı konuları konuşuyor. Klonlar ülkesinde yaşıyoruz sanki.
2. Teknoloji Doyum Noktasına Ulaştı
2010’larda teknoloji devrim yapıyordu. Her yıl devasa bir yenilik görüyorduk ve şaşırıyorduk. Şimdi ne oluyor? "Bakın bu sene kameranın kenarını titanyum yaptık, fiyatı da iki katına çıkardık." E hani heyecan? Teknoloji olgunlaştıkça o büyüleyici havasını kaybetti, sıradan bir ev aletine dönüştü.
3. 2020 Pandemisi ve Kolektif Bıkkınlık
2020 sadece bir hastalık yılı değildi; insanlığın neşesinin ve geleceğe olan inancının kırıldığı yıldı. Dünya bir anlığına durdu ve o günden sonra gelen ekonomik krizler, savaşlar, bitmek bilmeyen kaos ortamı herkesi zihinsel olarak yordu. Beyinlerimiz artık o kadar çok olumsuz habere ve strese maruz kalıyor ki, kendimizi korumak için duygusal olarak hissizleştik. Yeni çıkan hiçbir şey bizi bu yüzden heyecanlandıramıyor.
4. Yapaylık ve Kusursuzluk Takıntısı
Sosyal medyada artık "gerçek" hiçbir şey kalmadı. Herkes yapay zeka filtrelerinin arkasında, herkes harika hayatlar yaşıyor gibi yapıyor ama arkada devasa bir yalnızlık var. Eskinin o amatör ama samimi havası gitti; yerine tamamen kurgulanmış, cilalanmış ama içi boş bir dünya geldi.
İşin özü dostlar; dünya belki durmadı ama ruhunu 2020 öncesinde unuttu gibi geliyor bana. Hızlı tüketim çağında hiçbir şeyin tadını çıkaramadan yenisine geçiyoruz ve bu aşırı yükleme bizi duyarsızlaştırdı.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce de 2020 bir milat mıydı, yoksa sadece biz büyüdükçe dünya mı renksizleşti? Yorumlarda buluşalım.
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Gündem
Özel Gün & Sürprizler
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Üniversite Tercih
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer