2 ay

Ataerkil yapıya neden bu kadar düşmansınız, ev hanımı kadını köle mi sanıyorsunuz?

Ben günümüzde evet, değişmesini isteyen biriyim ama eskiden sanki kadınlar ev hanimligi yaptığında köle yerine konulduğunu düşünecek kadar aptalca düşünen kişilerle doldu. Ataerkil yapı, birçok kişinin sandığı gibi kadın düşmanı bir sistem değildir. Tarihsel olarak, hayatın pratik bir zorunluluğundan doğmuş, toplumun hayatta kalmasını sağlayan bir iş bölümüdür.

Eski çağlarda neredeyse tüm ağır işler beden gücüyle yapılıyordu. Avcılık, tarla sürme, inşaat, savaş gibi fiziksel olarak riskli ve güç gerektiren işler doğal olarak erkeklere düşüyordu. Kadınlar ise hamilelik, doğum, emzirme ve küçük çocuk bakımı gibi biyolojik gerçekler nedeniyle daha çok ev ve aile çevresinde kalıyordu. Bu, bir “kölelik” değil, hayatta kalma stratejisiydi. Erkek dışarıda riske girip aileyi korurken, kadın evi ve çocukları yönetiyordu. Her iki rol de eşit derecede hayatiydi; biri olmadan diğeri işlemezdi.

Günümüzde bu iş bölümü “kölelik” gibi görülüyor çünkü teknoloji ve modern ekonomi değişti. Makineleşme, ofis işleri, hizmet sektörü beden gücünü önemsiz kıldı. Kadınlar artık dışarıda çalışabiliyor, eğitim alıyor, meslek sahibi oluyor. Ev hanımlığı ise “değersiz” sayılıyor. Oysa eskiden bu rol, ailenin temel taşıydı. Bugün birçok kadın hem çalışıyor hem ev işlerini üstleniyor ve bu ikili yük gerçekten ağırlaşıyor. Ama suçlu ataerkil yapı değil; değişen şartlara uyum sağlamakta geciken toplumsal alışkanlıklar.

Seçme ve seçilme hakkı konusunda da benzer bir yanılgı var. 1934’te Türkiye’de kadınlara bu hak tanındı (5 Aralık 1934). Bazıları bunu “erkeklerden sonra verildi” diye kadın düşmanlığı olarak yorumluyor. Oysa o dönemde tek parti dönemi yaşanıyordu. Seçimler gerçek anlamda rekabetçi değildi; halkın (erkeklerin de) özgürce tercih yaptığı bir demokrasi yoktu. Herkes (erkek olsun kadın olsun) büyük ölçüde tek bir iradeye oy veriyordu. Kadınlara hak verilmesi, Cumhuriyet’in modernleşme adımlarından biriydi ve birçok Avrupa ülkesinden önce gerçekleşti. Erkeklerin de “gerçek” bir seçme özgürlüğü sınırlıydı; bu yüzden kadın-erkek farkı abartılıyor.

Aslında ataerkil yapı, kadınları ezmek için değil, rollerin verimliliğini artırmak için oluşmuştu. Erkekler fiziksel güç ve risk alma konusunda ortalama olarak avantajlıydı, kadınlar ise bakım ve duygusal süreklilik konusunda. Bu biyolojik farklılıklar, kültürel rollers pekişti. Ama bugün bu roller katı değil; toplum ilerledikçe değişiyor. Kadınların eğitimde ve birçok meslekte öne çıkması, hatta bazı alanlarda erkekleri geride bırakması bunun kanıtı.

Tabii ki tarih boyunca bazı ataerkil toplumlarda kadınlara haksızlık yapıldı, şiddet uygulandı, hakları kısıtlandı. Bunlar eleştirilmeli. Fakat genelleme yaparak tüm ataerkil yapıyı “düşman” ilan etmek yanlış. Birçok geleneksel toplumda kadınlar aile içinde büyük saygı görür, karar alma süreçlerinde etkili olurdu. Sorun yapıdan ziyade, güç ve cehaletin kötüye kullanılmasıdır.

Sonuç olarak: Ataerkil yapı kadın düşmanı değildir. O, insanlığın zor şartlarda hayatta kalma çabasının bir ürünüdür. Bugün şartlar değişti; eşit fırsatlar, eğitim ve özgürlük arttı. Artık roller daha esnek olabilir. Önemli olan, geçmişin zorunluluklarını anlayarak bugünü adil kılmak. Ne kadınları “kurban”, ne erkekleri “zalim” görmek doğru. Her iki cins de aynı gemide; birbirini tamamlayarak ilerlemeliyiz. Bu anlayışla hem aile hem toplum daha sağlıklı olur.

Ataerkil yapıya neden bu kadar düşmansınız, ev hanımı kadını köle mi sanıyorsunuz?
Cevapla