Hilafet meselesi?

Arkadaşlar bazı büyük tarihçiler Halil İnancık gibi Kanuni ve Yavuz'un "halife-i-ruy zemin" yahut halife gibi kendilerini tanımlamadıklarını bu iddiaların 18. yüzyılda döneminden çok sonra ortaya atıldığını söylüyor dönemin tarihçilerinden Evliya Çelebi eserinde son halife 3. Mütevekkil hakkında Kahire'ye halife olarak gönderildiğini ve bu şekilde de karşılandığını belirtmiş. Ancak Şah İsmail'in 1501 Erdebil'den dönemin padişahı 2. Bayezid'e yazdığı mektupta "hilafet iktidarlı" diye hitap ediyor. “İslam medarlı hünkârı hazretlerinin hilafetinin ve adalet ve merhamet yıllarının devamını diler. Muhakkak O işiten ve karşılayandır.” ya da örneğin 1. Murad'ın Evrenos Bey mektubuna baktığımız zaman “Hak Teala Hazretlerinindir. Ve O'ndan sonra Rasulünündür. Hak Teala hazretlerinin emriyle Rasulünden sonra Halifesinindir.” diyor İlber Ortaylı ise bu hususta halefliğin kutsal topraklarla ilgisinin olmadığını dönemde kim güçlüyse onun halife olduğunu söylüyor. Hâlife olacak kişinin kureyş kanından olması gerektiğine dair de görüşler var, beynim çorba oldu siz ne dersiniz?
Hilafet meselesi?
Cevapla