Dayanışma bir anlık bir refleks midir, yoksa aslında içimizde hep var olup sadece sarsılınca mı uyanır?

6 Şubat sabahı apar topar çıktık yola. Ne plan vardı ne hazırlık. 7 Şubat akşamı zar zor ulaştık Hatay / Samandağ’a. Yol bitmiyordu. Deprem yolları da yaralamıştı; hasar vardı, karanlık vardı. Ama asıl sebep bu değildi. Asıl sebep binlerce araçtı. Bizim gibi binlerce insan ne bulduysa yüklemişti aracına ve düşmüştü yola. Trafik kilitti çünkü vicdan harekete geçmişti.
6 Şubat’ta gördük ki, beton yıkıldığında sadece binalar çökmüyor; insanın içindeki perdeler de kalkıyor. O gün kimse kimliğini, fikrini, geçmişini sormadı. Soğukta titreyen birine montunu veren, enkaz başında sabaha kadar bekleyen, cebindeki son parayı tanımadığı birine ulaştıran insanlar vardı.
Eğer dayanışma sadece bir refleks olsaydı, ilk şok geçince biterdi. Ama günlerce, haftalarca süren o çaba; gönüllülerin kilometrelerce yolu göze alması, evini açanlar, çorba kaynatanlar, arama kurtarmaya katılanlar bize başka bir şeyi gösterdi:
Dayanışma aslında insanın özünde var.
Fakat gündelik hayatın gürültüsünde, çıkarların ve alışkanlıkların arasında uyuyor.
6 Şubat , o uykuyu bölen bir sarsıntıydı.
Toprak sallandı ama vicdan uyandı.
Asıl soru şu:
O vicdan sadece felaket anlarında mı uyanacak,
yoksa biz onu ayakta tutmayı öğrenebilecek miyiz?
Güncellemeler
4 ay
Güncell.
Dayanışma bir anlık bir refleks midir, yoksa aslında içimizde hep var olup sadece sarsılınca mı uyanır?
Cevapla