Devletin, köylülerin arazisine el koyması gerekmiyor mu?

Sık sık duyarız. Konya kadar ülke olan, Hollanda dönüm başına bizden fazla tarım ve hayvancılık ürünü üretiyor. Aslında bu söz uydurmadır, yanlıştır. Zira, Hollanda sembolik oranda tarım ve hayvancılık yapar. Ancak bilinmeyen, Hollanda konumu ve ticari önemi nedeniyle dünyanın dört bir yanından tarım ve hayvancılık ürünlerinin hub (dağıtım) merkezi olmuştur. Bu nedenle dünyanın her yerinden fiilen veya ticari olarak tüm ürünler Hollanda'ya gelir ve oradan tüm dünyaya dağıtılır. Örneğin, Dünyanın bir ucunda, Tayland'da üretilen bir gül, uçakla Hollanda'ya gelir ve depoya girişinden birkaç saat sonra Arjantin'deki çiçekçide satışa sunulur. Bu işlemin toplam 24 saat içinde tamamlanır. Gül, henüz uçakta Hollanda'ya yolculuk ederken, Arjantin'deki alıcı siparişini verir. Yani Hollanda bir dağıtım merkezidir.

Neyse biz asıl konumuza gelelim.

Ülkemizde sık sık tarım ve hayvancılığın yetersiz yapıldığını, etin pahalı olduğunu duyarız. Hemen hepimiz, sosyal medyada işkembeden fikir üretir, mevcut hükumetlere kötü yönetimlerinden dolayı eleştiri yağdırırız. Ancak hiç birimiz, çenemizi kullandığımız kadar beynimizi kullanıp, düşünmeyiz. Örneğin, bu sitede düşündürücü sorular sorduğum zaman hemen hiç cevap alamıyorken, bel altı sorduğumda tüm üyelerin çöktüğünü profilimden görebilirisiniz. Bugün ülkemizde ortalama olarak tarım ve hayvancılık arazileri bir aileyi geçindiremeyecek kadar küçülmüştür. Dolayısı ile toplum geçinmek için bir yandan, köylü/çiftçilik yaparken öte yandan fabrikada veya başka bir işte çalışmaktadır. Tarım ve hayvancılığın küçük arazilerde ve zor oluşu ise ilgisizliği ve bakımsızlığı beraberinde getirmektedir. Örneğin benim ailemin de geçmişi köylüdür ve geçmişte dedem köyde yaşarken, kendi arazilerimizden 10 ton ürün aldığımız yerde, şu an 1,5-2 ton ürün alıyoruz. Çünkü, işimiz dolayısı ile ilgilenemiyoruz. Dede toprağı deyip satmıyoruz. Satmaya da ihtiyacımız yok. Yılda 15 gün tatil amaçlı belki gidiyoruz. Bu durumu tüm ülke için düşündüğümüzde, milyarlarca dolarlık zarar demektir.
Bunun tek ve kök çözümü ise devletin bu toprakları tüm küçük çiftçi ve köylüden alıp, ya büyük şirketlere ya da büyük çaplı kooperatiflere devrederek, modern tarıma geçiş sağlanmasıdır. Yani köylü topraksız kalacak veya kendi toprağında söz hakkı olmayacak. Tıpkı son 30 yıllık yakın geçmişimizde yaşadığımız, bakkal/ zincir market savaşı gibi. Artık mahallede bakkallık yapması gereken kişi, BİM de kasiyerlik yapıyor. Tabi bunu yapacak hükumet, halkın büyük çoğunluğun toprağını elinden alacağı için kendi ayağına sıkmış olacak ve genel seçimleri de muhtemelen kaybedecektir. İşte bu yüzden herkes sosyal medyada bol keseden atıp tutar ama kesin çözüm üretemez. Asprin tedavisi ile laf ebeliği yapar.
Sizce hükumetler, köylü çiftçi kavramının ortandan kaldıracak böyle devrimsel nitelikte bir çözümü hayata geçirmeli mi?
Not: Yukarıdaki açıklamam Ecevit'in hep hayalini kurduğu ama şartlar nedeniyle hayata geçiremediği "Toprak Reformu" projesidir.


Devletin, köylülerin arazisine el koyması gerekmiyor mu?
Cevapla