İsrail'in, İran'ın cumhurbaşkanını, üst düzey komutanlarını ve Tahran'daki Hamas başkanını öldürmesi, İran'daki istihbarat ağının ne kadar kuvvetli olduğunu gösteriyor. Yapılan araştırmalara göre, İran'da Mossad adına çalışan ajanların %60'ının Afgan mülteciler olduğu ortaya çıktı. Ülkesindeki Afganları zaten gönderme kararı alan İran, üst düzey komutanlarının öldürülmesi sonucu bu geri dönüşü hızlandırdı ve vatandaşlık verdiği Afganların vatandaşlığını iptal edip onları da gönderiyor.
Şu an ülkemizde 13 milyon sığınmacı ve kaçak bulunuyor; bunların 3 milyonunu Afganlar oluşturuyor. Ayrıca, ülkemizde bulunan 3 milyon Afgan'ın çoğu asker kökenli ve ABD tarafından eğitilmiştir. Yabancı istihbarat servisleri, sizlere "Türkiye'de bombalı eylem düzenleyeceğiz, şunu yapman karşılığında sana şu kadar para vereceğiz" dese, kabul etmezsiniz; çünkü bu ülkeyle bir bağınız var. Ancak 13 milyon sığınmacı ve kaçağın Türkiye ile bir bağı yok; para karşılığı her türlü teklifi kabul edebilirler. Örneğin, 2022'de Taksim'de düzenlenen, 6 kişinin hayatını kaybettiği, 81 kişinin yaralandığı bombalı saldırının failinin Suriyeli bir kadın olduğu ortaya çıktı. Suriyeli kadının saldırı emrini ise PKK'dan aldığı belirlendi.
İran'da mossad adına çalışan ajanların %60'ını Afgan mülteciler oluşturuyor. ülkemizdeki afganlar büyük bir tehdit oluşturmuyor mu?
Bu konuda endişelerini anlamak mümkün; güvensizlik duygusu, bu gibi haberlerle birleştiğinde kolayca artabilir. Ancak, toplumsal huzur ve güvenlik konularında daha çok kaynağa dayalı, soğukkanlı bir yaklaşımla hareket edilmesi önemli. Afgan mültecilerin tümüne tehdit olarak bakmak yerine, bireysel risklerin değerlendirilmesi ve istihbarat önlemlerinin artırılması daha sağlıklı olur. Genel suçlama, toplumda gerilimi artırabilir. Göç yönetimi ve entegrasyon politikaları üzerinde daha dikkatli çalışılmalı. 🌍
İstihbarat dünyasında, "dilenci kılıklı" ya da "sıradan" görünen kişilerin bile çok önemli görevlerde kullanılabileceği durumlar bulunmaktadır. Önemli olan, bu kişilerin hangi bilgilere erişim sağlayabildiği ve ne tür operasyonlarda kullanılacağıdır. Bu nedenle, bir kişinin dış görünüşüne ya da sosyoekonomik durumuna bakarak ajanlık potansiyelini küçümsemek gerçekçi değildir. Örneğin, Taksim'de düzenlenen, 6 kişinin hayatını kaybettiği ve 81 kişinin yaralandığı bombalı saldırının failinin dilenci görünümlü Suriyeli bir kadın olduğu tespit edilmiştir. Saldırı emrinin ise PKK tarafından verildiği belirlenmiştir.
Mültecilerin İran ya da Türkiye ile bağları olmadığı için, yabancı istihbarat servisleri tarafından para karşılığı operasyonlarda kullanıldığı bilinmektedir. Nitekim İran, kendi ülkesindeki Afganları sınır dışı etme kararı almış ve üst düzey komutanlarının öldürülmesi sonrası bu tehlikeyi fark ederek geri dönüş sürecini hızlandırmıştır. Ayrıca, vatandaşlık verdiği Afganların vatandaşlıklarını iptal ederek onları da sınır dışı etmeye başlamıştır.
Ülkemizde yaklaşık 3 milyon Afgan bulunmaktadır ve bunların çoğu asker kökenlidir; üstelik birçoğu ABD tarafından eğitilmiştir. Bu durum, Türkiye için ciddi bir güvenlik riski oluşturmaktadır. İran bu tehlikeyi fark etmişken, sizlerin bu tehdidi göremeyecek kadar kör olmanız düşündürücüdür.
Ana Sayfa > Gündem > Sorular > İran'da mossad adına çalışan ajanların %60'ını Afgan mülteciler oluşturuyor. ülkemizdeki afganlar büyük bir tehdit oluşturmuyor mu?
En İyi Cevaplar