Bazen durup gerçekten sormak gerekiyor: Bu ülke neden bu hâlde?
Bir yanda adaletsizlik, bir yanda ekonomik çöküş. Hukukun yerle bir edildiği, hakkın değil gücün söz sahibi olduğu bir düzende yaşıyoruz. Haksızlık artık olağan, yolsuzluk ise neredeyse ödüllendiriliyor. İnsanlar adalet için değil, susmak için mahkemelere çıkıyor.
Bakın, Mattia Ahmet Minguzzi... Hayatının baharında, bir şekilde Türkiye'de yaşamaya çalışırken, devletin ve toplumun duyarsızlığına kurban giden bir genç. Onun hikâyesi bile başlı başına bu sistemin nasıl işlemediğini, nasıl kör ve sağır olduğunu gösteriyor.
Alperen Ömer Toprak... Yine bir genç, yine adaletin yok saydığı bir isim. Yargı denen şeyin, gerçekten suçla değil, siyasi ya da ideolojik hedeflerle ilgilendiği bir düzende ne beklenebilir ki? Bu gençlerin yaşadıkları sadece bireysel trajediler değil, bu ülkenin topluca içine düştüğü sistemsizlik ve vicdansızlığın dışa vurumu.
Hukukun olmadığı bir yerde adalet, sadece güçlülerin imtiyazıdır. İşte tam da bu yüzden, Ekrem İmamoğlu gibi halkın seçtiği, açıkça desteklediği bir siyasetçinin, uydurma gerekçelerle hapse atılması konuşuluyor. Diploması sorgulanıyor. Oysa biz, hiçbir resmi diploması bile bulunmayan kişilerin ülkeyi yönettiğine yıllardır şahit oluyoruz.
Bu nasıl bir çelişkidir? Bu nasıl bir düzen?
Halk geçinemiyor. Gençler hayal kuramıyor. Üniversite mezunları işsiz. Asgari ücret, açlık sınırının bile altında. Ekonomi, liyakatsiz kadroların elinde uçuruma sürükleniyor. Her yeni gün, bir öncekinden daha pahalı. İnsanlar borçla yaşıyor, borçla ölüyor.
Basın susturulmuş, yargı teslim alınmış. Akademi korkutulmuş. Eleştiren cezalandırılıyor, biat eden ödüllendiriliyor. Böyle bir düzende kim huzurlu olabilir?
Bir yanda adaletsizlik, bir yanda ekonomik çöküş. Hukukun yerle bir edildiği, hakkın değil gücün söz sahibi olduğu bir düzende yaşıyoruz. Haksızlık artık olağan, yolsuzluk ise neredeyse ödüllendiriliyor. İnsanlar adalet için değil, susmak için mahkemelere çıkıyor.
Bakın, Mattia Ahmet Minguzzi... Hayatının baharında, bir şekilde Türkiye'de yaşamaya çalışırken, devletin ve toplumun duyarsızlığına kurban giden bir genç. Onun hikâyesi bile başlı başına bu sistemin nasıl işlemediğini, nasıl kör ve sağır olduğunu gösteriyor.
Alperen Ömer Toprak... Yine bir genç, yine adaletin yok saydığı bir isim. Yargı denen şeyin, gerçekten suçla değil, siyasi ya da ideolojik hedeflerle ilgilendiği bir düzende ne beklenebilir ki? Bu gençlerin yaşadıkları sadece bireysel trajediler değil, bu ülkenin topluca içine düştüğü sistemsizlik ve vicdansızlığın dışa vurumu.
Hukukun olmadığı bir yerde adalet, sadece güçlülerin imtiyazıdır. İşte tam da bu yüzden, Ekrem İmamoğlu gibi halkın seçtiği, açıkça desteklediği bir siyasetçinin, uydurma gerekçelerle hapse atılması konuşuluyor. Diploması sorgulanıyor. Oysa biz, hiçbir resmi diploması bile bulunmayan kişilerin ülkeyi yönettiğine yıllardır şahit oluyoruz.
Bu nasıl bir çelişkidir? Bu nasıl bir düzen?
Halk geçinemiyor. Gençler hayal kuramıyor. Üniversite mezunları işsiz. Asgari ücret, açlık sınırının bile altında. Ekonomi, liyakatsiz kadroların elinde uçuruma sürükleniyor. Her yeni gün, bir öncekinden daha pahalı. İnsanlar borçla yaşıyor, borçla ölüyor.
Basın susturulmuş, yargı teslim alınmış. Akademi korkutulmuş. Eleştiren cezalandırılıyor, biat eden ödüllendiriliyor. Böyle bir düzende kim huzurlu olabilir?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer