1999 Gölcük Depremi, İzmit Depremi, Marmara Depremi ya da 17 Ağustos 1999 depremi, sabah yerel saatle 03:02'de gerçekleşen, Kocaeli/Gölcük merkezli deprem. Richter ölçeğine göre 7,5 Mw büyüklüğünde gerçekleşen depremde resmi rakamlara göre, depremde 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi de yaralandı.Deprem gerek büyüklük, gerek etkilediği alanın genişliği, gerekse sebep olduğu maddi kayıplar açısından son yüzyılın en büyük depremlerinden biri görülmüş ve “asrın fekaleti” olarak adlandırıldı. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allahtan rahmet yakınlarına sabır dilerim.
Z kuşağı bilmez depremi ama ben net hatırlıyorum İnanın yaşamak istemezsiniz. Kesinlikle dersler çıkarmadık çıkarmış olsak yer yöre neresi olursa olsun dere yataklarına da Ev inşa etmeyiz denizleri doldurmayız üslerini bina yapmayız. Öyle bir hale geldi ki rant uğruna insan canını hiçe sayılıyor. Allah göstermesin aynı ölçekte yeni bir deprem olsa emin olun bir o kadar daha canı kaybederiz gelişen teknoloji ama kafalar maalesef aynı
Hayır yine mevzuata aykırı binalar yapılıyor gadası. Yine eskiden olduğu gibi belediyeler ceplerini düşünüp denetim yapmadan ruhsat veriyor. Kastamonu'da dere yatağına yapılan binaları gördük. Oraya ruhsat veren belediye başkanı hala elini kolunu sallayarak geziyor.
Hayır tabikide değiliz hiç kimse işini doğru yapmıyor herkes aç gözlü cebine indiriyor. İnsan hayatı hiç önemli değil öldün mü en fazla çok üzüldük allah rahmet eylesin derler. Herkes ölecek kimse dünya malını peşinden götürmeyecek. Elbet bir şekilde bu dünya bitecek insanlar ölecek allah hayırlı ölümler nasip etsin selde kaybolup bir cenazen bile olmayabilir mesela aynı şekilde depremde ölmekte kötü ölümünde güzelini ver allahım diyorum. Hayat acımasız insanlar acımasız en yakın gördüklerin bile canını bu kadar acıtmaya çalışırken bazen ölüm daha güzel geliyor insan.
Bırakın depremi hiçbir felakete karşı hazırlıklı değiliz. Ne olursa olsun, covid, deprem, sel felaketi vs. vatandaşın burnuna hemen İban nosu dayanıyor. Deprem konusunda binaların dayanıklı olmadığını ve hazırlıklı olmadığımızın göstergesi olarak İzmir Ekim 2020 depremini örnek vermek istiyorum. 6.9 şiddetinde oldu bir kaç bina yıkıldı bildiğiniz üzere. Yeni yapılan birçok binada da ciddi hasarlar oluştu. 99 yılından depremle ilgili pek çok şey hatırlıyorum. Gerçi yaşım küçüktü ama yine de etkilenmiştim. Yan kesicilere gün doğmuştu. Milletin değerli eşyalarını çalmak için şehirlerden akın akın İstanbul’a geliyorlardı. O zaman bile garibime gitmişti. Neyse o zamanlar hiç değilse kendi insanımız vardı sadece. Şimdiyse ne idüğü belirsiz bir sürü ırk var. Olası felaket sonrası daha büyük sorunlarla karşılaşılır. Umarım böyle birşey yaşanmaz. Akbabalara gün doğmaz.
Hazır da ibanda başka birşey tutmuyorlar, yıllardır. Şu an, yaşanan afetlerde bile verdiğimiz vergilerin nereye gittiği belli olmadığı için yine biz halka vicdan sorgulatıp, kendi ceplerini dolduruyorlar.
Allah'ım depremde, selde, yangın da yakınlarını kaybetmiş insanlarımızın rahmetini kabul eylesin, mekanları cennet olsun. 🙏
Hiç hazır değiliz maalesef. Orman yangınların da, sellerde bunu gördük. İzmir depremini yaşamış biri olarak en son Allah böyle şeyler göstermesin bu ülkeye.
Tabiki değiliz, İstanbul 'daki binaların %70 i çürük büyük bir depremde nasil bir yıkım olabileceğini hayal edemiyorum, ama biz başka seylerle meşgulüz multecilere milyarlarca dolar harciyoruz ne bileyim dinazor parkina milyonlarca dolar, karikatur gibi bir ülkeyiz
Hazırlıklı olduğumuzu sanmıyorum. Hâlâ çürük binalar var. Vatandaşın da yeterince bu konuda afet bilinçlendirme seminerine katılması lazım. Allah ölenlere rahmet, yakınlarına da sabır versin.
Maalesef değiliz, olmamakta da ısrar ediyoruz. Daha 2-3 yıllık binalar 5-6 şiddetindeki depremlerde hasar alıyor, bırak hasar almayı yıkılanlar oluyor. İzmir depreminde yaşadık bunu.