Kesinlikle devlet taraftarı değilim lakin bizim çiftçilerde de sorun var.
Tohum hadi mecburen parayla Parayla ekimini yaptırıyor Parayla gübresini koyuyor Parayla ilaçlandırmasını yapıyor Parayla hasat yaptırıyor sonra da biri gelsin de bu ürünleri benden alsın diyor ve ürettiklerimizden para kazanamıyoruz diyor. Yani kusura bakılmasın ama her şeyi parasıyla yaptırıp zaten para kazanmak zor. Para kazanmak her şeye para vererek olsaydı hepimiz parasını verip kazanırdık zaten.
Bu yüzden çiftçi kendini geliştirmeli ya da devlet bu duruma bir el atmalı. Çiftçi bu yıl pahalı olan bir şeyi seneye ekmeye çalışıyor haliyle herkes aynı kafada gittiği için üretim fazlası oluyor ve yine ucuza denk geliyor. Gerçi buna da devletin el atması gerekiyor herkes kafasına göre bir şeyler yetiştirememesi gerekiyor. Birde asker gibi ürün yetiştiriciliği var toprağın dengesini oluşturmalısın verimli toprak elde etmelisin toprağı sömüren ürünlerin yanında toprağı zenginleştiren ürünler ekmelisin falanlar filanlar bir dünya geliştirici sebep var. Bu yüzden insanın kendini geliştirmesi ve nasıl para kazanılabilmesini öğrenmesi gerekiyor. Bu da bizim çiftçilerimizle ve şu an ki işleyişle mümkün değil ne yazık ki.
Nasıl ki çok fazla mesai yaptırmak iş yerinde verimliliği arttırmıyorsa çok fazla aynı ürün üretimi de çok fazla para anlamına gelmiyor.
Çiftçi ailenin çocuğuyum okuyorum ama çiftçiyim de. Elbette ki isteriz ekimini bicimini gübresini ilaçlamasını yapmayı. Ekipmanlar çok pahalı geneli yurtdışından euro üzerinden satılıyor günden güne fiyatlar birbirini tutmuyor yoksa tabi isterim ekipmanlarımı çoğaltmayı. Avrupada euro uzerinden pahalıya urün satan çiftcinin 100 bin euro verip bicerdover almasiyla benim 1,5 milyona almam bir mi? Herkes ürünü kafasına gore ekiyor ancak ülkenin tarım stratejisini ve hangi üründen ne miktarda üretilecegini devletin belirlemesi lazım, üstelik avrupada devlet bu stratejiye göre belli miktarlara belli fiyattan alım garantisi veriyor ciftci üretmekten korkmuyor. Bizim ciftcimizin tek sorunu yeniliğe açık olmaması veyamaliyeti düsük olan modern yöntemlere geçmemesi teknolojiye fransız kalması elindekiyle yetinmesi bunu da inkar edemem.
Zaten %100 çiftçi hatalı demiyorum. Benim de hayallerimin arasında göçüp minimal hayatlarda yaşamak ve en azından kendime yetecek bir ekosistem hayalim var. Çünkü taktir edersen ki ülke şartları çok zorlu sürece giriyor aldığımız her zam ve maaş enflasyon karşısında eziliyor. Geçen yıl aldığımızı bu sene düşünüyoruz seneye de alamayacak boyuta geliyoruz. Yani bu pahalılık Türkiye'nin her yerinde var ama üreten insanların bir şekilde kendini geliştirmesi ve nasıl bir yol izlemesini öğrenmesi gerekiyor.
En basit örneği asker gibi domates ekmesinler birbirini destekleyen sebzeler eksinler ne bileyim sallıyorum zararlı böcekleri kovalayacak yararlı böcekleri tarlalarına getirtmeye çalışsınlar ona göre çiçekler ağaçlar eksinler vs vs tabi ki bunlar bir çözüm değil ama verimsizleşmiş topraklarda kazanan sadece ilaç firmaları ve aracılar olur.
Öncelik toprağın dengesini oturtmak ve ilaçtan arınmak gerekiyor. Mesela 10 ton bir ürüne harcadığın masraf ve ilaçlar yerine ilaçsız ve nispeten aile içi halledebileceğimiz miktarlar da üretimler yapılmalı yani gideri düşürülmeden gelir artmaz. Haberler de izliyoruz adam diyor ki ben 1 liraya mal ediyorum 50 kuruşa satıyorum ya akıl var mantık var o zaman üretme neden üretiyorsun :D
Ha ne demişler davulun sesi uzaktan hoş gelirmiş tabi ki fiilen yaptığım ve yaşadığım bir şey değil ama ortada bir gerçek varsa o da gider kalemi düşmeden gelirin artmayacağı ürettiğini pazarlayabilmeli, pazarlayamıyorsa ürettiği kalitesizdir kaliteli malın alıcısı çok olur. 10 ton malı bir kişiye satmanın zorluğu ile 1 ton malı birilerine satmak arasında bile dağlar kadar fark var. 10 ton üretirsen bunu satmak zorundasındır çünkü para lazımdır bu yüzden ayağını yorgana göre uzatmalı insanlar.
Bu pandemide gördük ki insan her türlü ilkel şarta uyum sağlayıp yaşayabilecek ancak gıdası yaşaması mümkün değil. Ekmeğin bir alternatifi yok. Bu yüzden bir çifti evladı olarak bu insanlara sahip çıkmalı üretimi desteklerken takip etmeliyiz. Topraklarımız tarım ilaçları nedeniyle fakirleşmekte, eksik besin gübre ile karşılamakta ve buda toprağın mevcut organik yapısını bozmaktadır. Tarım ve hayvancılık yapacak genç nufus şehirlere göç etmiş durumdadır. Devletin sanayileşme politikası kırsalda şehre göçü artırmıştır.
Sonuçta bu sorundan ne kadar kaçarsak kaçalım bir gün yüzleşmek zorunda kalacağız. İnşallah o gün çok geç olmaz.
Çiftçilerin durumu çok kötü biraz yardımlar ediliyor para konusunda ama o da olmasa hepten işi bırak git. Hee yardım deyince de gözünüze yüzünüze çok görünmesin, sen bir tarlada ne kadar elektrik gibiyor ne kadar su gidiyor, hele hele o çiftçilerin yediği içtiği gündeliği ne kadar düşünürsen o yardımı da vermeseler zararına döner. Gene hakkı değil çiftçilerin eline geçen para. Ben bir çiftçinin torunu olarak büyüdüm. Dedem elimi sıcak sudan soğuk suya değdirmezdi. Zorla da tüm çocuklarını güç bela okuttu. Allah'a şükür kimseye muhtaç olmadan yatalak olmadan ayakta dimdik vefat etti. En önemli meslek, onlar bir gün sabah 5 te ezanla uyanıp akşam hava kararırken tüm gün ter akıtarak çalışmasa yiyecek ekmeğiniz olmazdı. Onların sorunlarını kimse görmüyor.
Bankaya borcu olmayan çiftçi kalmadı ülkede tarlada ürün para etmiyor, mazot yatı olana 1 lira traktörü olana 7 lira, maalesef tarım ülkesiyiz ama Konya kadar Hollanda 116 milyar dolar ihracat yaparken benim güzel tarım ülkem 19.4 milyar dolar ihracat yapıyor hani çıkıp naralar atılıyor ya çiftçiye destek verdik şunu yaptık bunu yaptık sonuç ortada
Çiftci hakkını arasa terörist Çiftci hakkını arasa nankör, Çiftci tekmelenir, yumruklanır, en son dayanamaz traktörümü satın borçlarımı ödeyin deyip intihar eder
Ülkede tarım mi kaldı? İnsanlar artık kendi kendine yetecek şeyi bile ekmiyor. Köylü azıcık bir paraya tüm arsalarını satıyor, alanlar da doğada kırsalda bir evimiz olsun yazları geliriz diye ev yapıyor zaten. Köylerin demografik yapısı iyice bozuldu, artık köylerde bile millet kapısını kilitlemeden çıkıp gidemiyor. Tabi az bir paraya tamah edip dededen kalma arazilerini satan aç gözlü miras yediler de ayrı bir konu ya neyse!
Bireysel destekleriden daha çok kitlesel desteklerle çiftçiye ve köylüye teşvik, teknik ve uygulamalı eğitim desteği, ortak hareket edip toplumsal kalkınma politikaları geliştirilmeli. Sermayesi olan kişilere ekstra sermaye desteği vermek fakir ve küçük çiftçiyi daha da zor durumda bırakıyor. Üreten bir çiftçi olarak emeğimizin karşılığını alacağımız günleri görmek dileği ile...
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
Çiftçilik değerli fakat çok zor. Allah emeklerinin karşılığını aldırsın. Gençler teşvik edilmiyor. Yapmak istiyorum ama ne devlet ne özel hiç bir destek yok. Haberlerde görünen sözde destekleri araştırdım gittim başvurmaya böyle bir şey yok diyor... Aldatmaca. şu an için bahçemde Topraksız Tarıma odaklanmış durumdayım bakalım test aşamasında eğer başarılı sonuçlar alırsam büyük bir yer kurcam. Vermesinler bakalım desteğini...
Umarım daha adil ve eşit şartlarda emeklerinin karşılığını alabilirler. Tarım ve hayvancılık fazlasıyla önemli... alın teri olarak örnek gösterilecek şeydir çiftçilik✊✊✊🕊😊
Onca emek verip ürünün para etmezse, tarlada veya depolarda çürürse, üstüne bir de borçlanırsan bankalara gerçekten kafayı yer bir hale gelirsin. Türkiyedeki çiftçilerin durumu bu
Çiftçiyi bitirdiler bitirdiler hayvancılığı bitirdiler sonuç Araplar gibi dışa bağlı bir ülke haline geldik sen tut kota köy urettirme sonra git dışarıdan ithal et şeker fabrikani sat ahh ulennne günlere geldik
Ben ilkokuldayken Cografya dersinden aklımda kalan Dünyada kendi kendine yetebilen ilk 8 ulke arasindaydık. Bu Akp geldi şu an saman ithal ediyoruz zeytin ithaline başladık patates öyle soğan öyle nereden nereye geldik.
Yanlış uretiyoruz yanlış gübre kullanıyoruz ziraat muhendislerinin sözünü dinlemiyor köyde kimse Hollanda topraksız tarım ile Türkiye'yi 2 ye katlıyor konya kadar yüzölçümü ile teknolojiye uyum sağlayıp ata tohumlarimizi koruyup toprağımız temizlememiz lazım yanlis gubrelenmis gübre yanigi dolu topraklarin nadasa bırakılması gerek
Baya zor gibi.. Ülke de iklim şartlarından dolayı zaten aşırı suyumuz yok. Birde zamlar falan baya bi teknik araştırma gerektiren konular. Ve günümüz siyasilerinin hiçbirinde bu kabiliyet yok
bu gidişle zor artık. benim gittikçe ümidim kalmadı. hele bazı yerlerdeki çiftçiler var ki görsen onları, inan bu durumlara düşmeyi hakediyorlar dersin
Emin ol bu kadar nüfusa organik üretilmeye çalışılsa altından kalkılamaz mümkün değil mecburen az yerden cok verim almak gerek bunun için de ilaçlama ve gübre şart. Ancak sağlığını düşünüyorsan organik tarım ürünlerini alabilirsin onun için de kesenin ağzını açman gerek.
Yönetimin de hataları var ancak hormonlu gıdanın yönetimle alakası yok ki dünyanın hiçbir yerinde bu kadar nüfusa hormonsuz ilaçlamasız ürün tedariki yapılamaz.
Gerekli yatırımlar ile biraz olsun üstesinden kalkılabilir. Bu ülke her zaman kalabalıktı. Bundan 5-10 yıl önce bu ülkede 70 milyon insan vardı ve çilek, erik, salatalık hepsi kaliteliydi ve ucuzdu. Utanmasak kasa kasa alacaktık hatta. Tadından da yenmezdi. Şimdi gidelim bir çilek alalım, bir ısırık alalım ortasında kocaman bir delik olduğunu göreceksiniz sizde. Organik olmayabilir ama bu kadar kötü olunmaz. O yüzden emeği geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum. Çiftçiler ve hükumet dahil.