Türkiye son yıllarda ne kadar değiştiğinin farkında mısın? Belki de farkında değilsin, çünkü farkındalığını yok etmek isteyenler var. Buna teşebbüs edip, özgürlüğünü satın alanlar var. Sana biçilen rol, seni olabildiğince susturmak. Koyunların sessizliği, çobanların için bir nimettir.
Eğitim
Eğitim, bir toplumun temel ögesidir. Okuyan beyinleri susturmak için korku değil, bilgi ile gelmeleri gerekir. Koyunlara önderlik eden, çoban için bu oldukça zordur. Zira; Koyunları, koyun yapan; sahip olduğu saflık ve birbiri ardına gitme içgüdüsüdür. Onların sakinliği ve sessizliği bundan kaynaklıdır. Fakat okuyan bir insan, susturulması güçtür. Öyleyse ilk olarak susturulması gereken, insanların konuşma özgürlüğü. Bu da tabi, dolayısı ile eğitim ile olur.
Ve dahası...
Türkiye de eğitim var, fakat adı var; işlevi yok. Orta okulda temel eğitimini almış bir öğrenciye, lise de tekrar temel eğitim aldırmak demek; Süreci oyalamadan başka bir şey değildir. Zira, orta okulda temel eğitimini almış öğrenci; Liseye giderken, eğer kişinin matematik zekası var ise, matematik bölümüne,-bu demek değildir ki içinde Fen, Biyoloji de vardır. Hayır! Matematikte usta insanlar, gelişmiş beyinler, ve dahasını istiyorsak, lisede öğrenciye özel ayrı bir sektör açılmalı.
Aynı zamanda edebiyat isteyen bir insan için, dev kütüphaneler kurulmalı. Ve günlük öğrenciyi sıkmadan, en azla 6 ders olmalı ki, bunların 2 dersi temel, geri kalanlar kişinin olmak istediği meslekte yoğunlaşıp, üniversitede ise, artık bilimsel olarak hazır seviyeye gelmelidir. Fakat görüyorum ki, Türkiye de bir avukat, psikolog veya doktor olmak için,-ki bunların puanları çok yüksektir, her şeyin en iyisini yapmanız lazım.
Türkçe, matematik, fen... hepsi en iyi olması lazım, bu yüzden sektörün en iyi doktoru yok, Avrupa'ya ve dünyaya önderlik eden doktorumuz, hukukta, edebiyatta bir adımız yok, amaç gayet net, ya tüm derslerin en iyi olur, ya da ,-''Asgari olarak çalışırsın sana güzel paralar veririm.''
Aile eğitimi
Kişinin sahip olacağı en büyük değeri, yine aile kazandırır. Youtube gibi platformlarda çocukların oyun videoları ile zaman geçirmeleri, hatta ve hatta bu videolara bakıp kendilerinin bile bir kanal açıp, oyun videoları çekmeye başlamaları. Açıkçası bunlar hiçbir şey, her oyuna inanılmaz bir rağbet gösterip, yaz tatillerinde ve genel olarak bilgisayarın başından ''amaçsız'' bir şey için kalkmamaları.
Ayrıca, televizyon kanallarında, kendilerine hiçbir yarar sağlamayan, sadece zamanını katleden TV, dizi programlarına bakmaları. Üstüne sergilediği en büyük cehalet olan; Futbol, basketbol, yarışma programları, survivor... gibi programlarda veya takımlarda bir taraf belirleyip, hatasıyla ya da doğrusuyla, ona körü körüne bağlanıp, sosyal medya hesaplarında bu taraflar adına fanlar kurup, ve eleştiriyi,-hakaret boyutuna getirerek, insanların kölesi oluyorlar. Çocuklarınızın özgürlüğünü gerekirse katledin,-ki böyle vatandaş olmasınlar millete. Onları 5 yaşından itibaren eğitmeniz lazım.
İnsan ilişkileri
Zannediyorum ki en çok bataklıkta gezinilen konu. Üzgünüm ki, Türkiye de insanla olan ilişkiler o kadar fazla gerilmiş ki, herkes birbirinin açığını veya hatasını kolluyor. Ülkenin iktidar partisine yakın olan, veya ülkenin Cumhurbaşkanı olan şahısa yakın olan veya konuğu olan herkes, diğer muhalefet partiyi destekleyenler tarafından ''Yalaka'' ilan ediliyor. Üzgünüm, zira Rusya da Putin'e taparlar.
Ne yazık ki, aynı nezaketi burada göremiyorum. Yine ülkenin iktidar partisi olan, bu partiyi destekleyen herkese karşı, ''onun eğitim durumunu bilmeden, ettiği, yaptığını, nelerle uğraştığını'' bilmeden, direk olarak hakaret olarak ''çomar, cahil...'' gibi söylemlerde bulunmaları da gülünç.
Ülkenin iktidar partisi üyeleri ise, diğer muhalefet parti üyelerine, ''dinsiz, kafir'' gibi yalnızca Allah ile kul arasında olan şeyleri söylemesi ise, ayrıca büyük bir cehalet içinde olmayı göstermektedir. Temel gaye, saygı olmalı. İnsanın yapıp ettiği her şey, sevip sevmediği her şey, diğer insanları ilgilendirmemeli. Bir insan devletin başkanını seviyorsa, bu insan sırf bu yüzden hakarete uğramamalı. Bir insan, İktidar partisini desteklemiyorsa, bu insana hakaret olarak, dinsiz-kafir de denmemeli.
Pekala ne olması gerek?
Bu ülke, bu duruma ne 1 yıl, ne de 10 yıl içinde geldi. Yıllarca farklı devletlerin fikirleri ve kurguları, devlet üzerine uygulanarak, empoze edilerek yıllarca kanına girildi, toplumun. Artık öyle bir yayılma sürecine giriyor ki, insanlar vahşileşiyor. Yapılması gereken şey oldukça basit. Ülkenin devlet başkanı, halkla arasının iyi olması lazım. Bunun için ise, yol yapımları yerine artık halkın eğitimi ve refah seviyesini arttıracak şeyler uygulanmalı.
Ben size, -''Asgari parayı şu kadar yapıyorum.'' değil, ben sizin Asgari ücret almamanız için, daha iyi bir meslek için eğitimi daha iyi bir seviyeye çıkartmak için uğraşacağım, diyen bir başkana ihtiyacımız var. Ne polise taş atarak, ne de polisin halka su sıkarak bir yere varılamayacağı da bilinmelidir. Gayet açık, her şey eğitim de bitiyor.
Eğitim ne kadar yukarıya çıkarsa, gürültüler de o kadar azalacaktır. Fakat temel nokta, başkanın, istek ve arzuları; halkın cahil olmasıyla orantılı ise, öyleyse değişmesi gereken başkandır.
Türkiye'nin Daha Refah ve Aydın Bir Toplum Olması İçin Gündeme Getirilmesi Gereken Konular!
Tüketen değil, üreten bir toplum olmalıyız. AVM değil, fabrika açmalıyız. Açılan fabrikaların isimleri değil, cisimlerini görmeliyiz. Ben mesela Elektrik Mühendisiyim. Bulunduğum kurumda, resmen muhasebe işi yapıyorum. Atıl durumdayım. Helikopter fabrikamız varMIŞ! ya hah, işte oraya tayin aldırayım, diyorum, orada daha çok işe yararım diye düşünüyorum. Ama yerini kimse söylemiyor.
Cahillik em büyük hastalıktır. Futbol ve basketbol dışında söylediklerinizin hepsine katılıyorum. Çünkü onlar da en nihayetinde bir spordur ve insanlar tarafımdan bilinmelidir. Fakat kastettiğiniz fanatiklikse haklısınız.
Eğer çocuğun matematik zekası varsa sadece matematik bilmesi gerektiğini düşünmüyorum. Çünkü pek çok icadın temeli salt matematikten oluşmuyor. Matematigin sadece büyük bir yardımı dokunuyor bu konularda. Eğer gerçekten de iyi biliyorsa başka bir şeyde iyi degilse sadece o zaman yetenek avcıları tarafından seçilip uygun alana yönlendirilmesi gerekir. Bizde eğitim konusunda asil büyük sorun eğitimi olup mesleği olmayan eğitim. Halkla ilişkiler, astronomi ve uzay bilimleri... Bunlar yurt dışında geçerli meslekler. Bizde bunlara ihtiyaç yok. O yüzden bu tip kişileri okutarak çoğunlukla beyin göçü veriyoruz. Yurt dışına gidecek imkânı olmayan bu çocuklar tesisatçı ya da kasiyer oluyorlar. Ayrıca bilimde uzman kişileri burada tutacak bir şey de yok. Bursların çoğu yabancı. Adamlara kafasini sokacak bir ev bile birakmiyorlar. Uzmanlar için güzel lab. lar da pek yok. Su öncü olma durumu da kesin değil. Kaç tane bilimde öncü yabancı biliyoruz da boyle konuşuyoruz. Elbette biz Avrupa tarzı eğitimi ornek aldigimiz için çoğu bilim adamını yabancı tanıyoruz. Tanımak zorundayız çünkü kendi bilim insanımızı meydana çıkarmış değiliz.
Çok güzel özetlemişsin konuyu keşke Türkiye'de bunlar olabilse kimse iktidarı eleştirdiği için fişlenmese işten atılmasa memur alımlarında ve işe alımlarda siyasi görüşe bakılmasa liyakat sistemi uygulansa herşey daha güzel olur
Türk'ün Kürt düşmanlığı, Kürt'ün Türk düşmanlığı, Sunni'nin Alevi düşmanlığı Alevi'nin Sunni düşmanlığı Bunların hepsini yapan biz, ama ortalığı karıştıran dış güçler ! Trajımız çok komik
En İyi Cevaplar