Çanakkale Savaşının yıldönümü münasebetiyle tüm şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum.
Çanakkale Savaşlarının yıldönümü olan bugünde 6-7 sene önce Çanakkale'ye yaptığım ziyareti hatırladım. Bu savaşla ilgili okuduğumuz ve dinlediğimiz bir çok hikâye dolayısıyla bu savaşın önemini az çok kavramıştım. Ancak bu ziyaret bana daha önceki öğrendiğim bilgilerden çok daha fazlasını öğretti.
Rehberin ne kadar önemli olduğunu anladım.
Bize rehberlik eden şahsın asker emeklisi olduğu söylenmişti. Gruptaki arkadaşlarımızdan önyargılı yaklaşanlar olmuştu. Bilinen savaş taktiklerinin anlatıldığı ile bir gezi olacağı beklentisi vardı. Ancak gezi sonunda rehber bizi mahçup etmişti. Asker kimliğini hiç belli etmeden savaş ile daha önce hiç duymadığımız bilgilerle adeta savaşı ve bu savaşın ruhunu bize yaşatmıştı. Meğerse tarihçi ve araştırmacı ünvanı ve savaşla ilgili yayınlanmış kitapları varmış. Neredeyse her şehitlikte gözyaşlarıyla anlatmış, aynı şekilde biz de duygu yoğunluğu yaşamıştık.
Gezi bittikten sonra yaptığım tespitler
Çanakkale'nin dünyanın en kutsal 3. mekanı olarak nitelendirilmişti. (1. Kâbe, 2. Kudüs) İnsanlığın zulme galip geldiği bir savaştı. Bunu tescil eden hikâyeler dinlemiştim.
Çok uluslu düşman askerleri ile türk askerleri arasında yaşanan savaşta insanlık derslerinin verildiğini öğrenmiştim. Süngü süngüye yoğun geçen çatışmaların sonrasında yaralıların taşınmasında esnasında, yaralanan bir Türk askerinin elbisesinden yırttığı kumaşla, yine kendisi gibi yaralanan Fransız askerinin yarasına bastırarak tampon yaptığını, sorduklarında
"Az önce annesinin resmini gösterdi, benim kimsem yok, o bari kurtulsun"
diyerek tarihe geçen insanlık dersi vermişti. Yine yakın mevzilerdeki sigarası biten düşman askerlerine sigara attıklarını öğrendik.
Ancak beni etkileyen önemli şey şehitlilerdeki mezar taşlarında yazan memleket isimleriydi.

Edirne, Kars, İzmir, Diyarbakır, Trabzon, Urfa, Tokat, Siirt... liste uzayıp gidiyordu. Memleketin her yerinden gelen Türk, Kürt, Laz, Çerkes, Gürcü atalarımız tarihin en büyük savaşlarından biri olan bu savaşta omuz omuza, sırt sırta vermiş ve "Çanakkale Geçilmez" diye haykırarak vatanı korumuş, bu uğurda şehit düşmüşlerdi.
Bunları düşünürken günümüzde geldiğimiz nokta aklıma geldi. O gün canlarını feda eden atalarımızım torunları bugün birbirine düşman kesilmişti. Binlerce şehidin kanı ile ıslanan bu toprakların ve üzerinde yaşayan insanların nasıl bölünme kavgasına ve çatışmasına maruz kaldığını düşününce içim acıdı.
İçimi acıtan sahne
O günlerde televizyonda yayınlanan ve beğenerek izlediğim Sakarya Fırat dizisindeki ibretlik bir sahne tam da bu duygularıma tercüman olmuş, işte sözün bittiği yer dedirtmişti.
Özetle;
Birlik ve beraberliğimizin, milli şuurun hatırlanması ve tekrar oluşması için açısından Çanakkale Şehitliklerinin, kendini bu ülkenin evladı gören herkesçe ziyaret etmesi gereken bir yer olduğuna inandım.
Savaşın dönüm yıldönümü olan bu günde, bu vatan üzerine yaşayan her kesimin nikahının kıyıldığı, inancın ve insanlığın zulme galip geldiği bu savaşın yıldönümünde, her kesimden herkesin benliğini hatırlayarak silkinerek ölü toprağından kurtulmasını, Çanakkale ruhunun tekrar canlanmasını umuyor ve diliyorum.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar