Erdoğan'ın ÇILGIN projesi: Kanal İstanbul
İstanbul Boğazının Statüsü

İstanbul boğazı 1936 Montrö boğazlar sözleşmesiyle egemenlik hakları Türkiye'de olan, ticari ve yolcu gemileri için ücretsiz geçiş imkanı sunulan Karadeniz'in tek çıkış noktasıdır. Yine bu sözleşmeye göre Karadeniz'e kıyısı olmayan ülkelere ait savaş gemileri ise Türk hükümetinin izni olmak kaydıyla ve en fazla 15 gün Karadeniz'de kalmak şartıyla geçiş yapabilir. Bunun dışında barış halinde boğazlardan geçiş yapacak ticari gemilere engel konulamaz. Savaş hallerinde boğazları kapatmak veya geçişi sınırlandırmak Türk hükümetinin tasarrufundadır. Boğazın gemi trafiğini tehlikeye düşüren kontrolsüz yapılaşma ve aydınlatma konularına şimdi giriş yapmayacağım.
Kanal İstanbul Yapılırsa Tatlı Su Havzaları ve Ekosistem Zarar görecek

Plana göre Sazlıdere barajı ve Küçük Çekmece Gölü Kanala dahil olacak. Yani bu iki tatlı su havzası yok olacak. T Tatlı suda özellikle de Küçük çekmece gölünde yaşayan bütün balık ve bitki çeşitleri tuzlu suyla beraber yok olacak. atlı su havzası ve çevresindeki bitki örtüsü tuzlu su geldiğinde zarar görecek ve bir çevre katliamı yaşanacak.Buna ilave olarak Marmara'nın tuz oranının seyrelmesi söz konusu olacak. Boğaz hariç ikinci bir su yolundan dolayı karadenizin az tuzlu suyu Marmara'ya daha fazla akacak ve marmaranın tuz oranının seyrelmesi marmara denizindeki ekolojik dengeyi de bozacaktır.
Kanal İstanbul İle Avrupa Haritası Değişecek

Kanal İstanbul hayata geçerse Avrupa haritası değişecek. Asya ile Avrupa'nın sınırı değişecek. İstanbul boğazıyla Kanal arasında kalan coğrafya hukuki olarak durumu tartışma konusu olacak bir adaya dönüşecek. Bir yandan da yeni bir boğaz yapılmış olacak ki, bunun çecresinde ne araziler kapatılmıştır, nereler imara açılacak, kimlere kaç milyar dolarlık rantlar sağlanacaktır bilemiyoruz. Tabi bu arada kanal çevresindeki Kuzey İstanbul ormanları da yok edilip önce kaçak, sonra legalize edilerek çevre katliamından payını alacaktır. Oluşacak olan ada içerisinde yer alan toprak parçası ekstra değerlenecektir.

Adanın coğrafi statüsü ne olacaktır? Avrupa'nın yeni sınırı kanal mı olacaktır? Bu da ayrı bir tartışma konusu olacaktır. Mesela Asya ile Afrika arasında sınır Necef çölü kabul edilirken süveyş kanalının yapımından sonra kanal Asya ile Afrikanın sınırı olarak kabul edilmiştir. Yani batıya doğru kaydırılmıştır.
Oluşacak Ada ve Yeni Boğaz Köprüleri

Oluşacak olan ada İstanbul karayolu trafiğini bölecek. Basına yansıyan bilgilere göre kanal üzerinde en az 6 adet köprü olacak. Bununla beraber birçok köprü, bağlantı yolu, tünel ve viyadük söz konusu olacak ki bu da asfalta, demire ve betona yatırılacak milyarlarca dolar demek. Tabi burada yer alacak olan köprülerin de Osmangazi Köprüsü ve 3. köprü gibi özel şirketlere yaptırılıp vatandaşın devlet eliyle soyulmayacağına dair bir teminat da yok ortada. Üstelik özel şirkete yaptırılan ve fahiş fiyatla ticari araçların geçişine zorlanan Kuzey Marmara otoyolu ve 3. köprünün de bu kanalın iki yanında bağlantıları olacak. Benim merak ettiğim kaç köprü yapılacak ve bunlardan geçiş için vatandaş ne kadar ekstra borca sokulacak?

Kanaldan Geçiş Kuralları Nasıl Olacak?

1936 Montrö boğazlar sözleşmesine göre karadenize giriş ve çıkış yapan yolcu ve yük gemileri ücretsiz geçiş hakkına sahipler ve bunu sınırlandıramazsınız. Peki bir şekilde ticari gemiler kanalı kullanmaya zorlandı diyelim. Bunun hukuki zemininin araştırıldığını da değerlendirildiğini de düşünmüyorum.

Uluslararası mahkemelerde boğazların statüsünü değiştirmeye yönelik olarak Montrö sözleşmesinde imzası olan ülkelerce Uluslararası davalar açılırsa ne olacak? Konu Birleşmiş milletler gündemine taşınarak boğzalardaki hakimiyetimizi elimizden alacak uluslararası bir müdahalenin söz konusu olma ihtimali düşünülmüş müdür? Hiç sanmıyorum. Ayrıca Karadenize kıyısı olmayan ülkelere ait askeri gemilerin geçişiyle ilgili kural ve kriterler nasıl olacak? Bunun da halkla paylaşılması gerekir ama böyle bir çalışma da yapıldığını düşünmüyorum.
Gemi Kazaları vs. Olursa Ne Olacak?
Kanalın genişliği 150 metre ve derinliği de 25 metre olarak planlanıyor. çevre emniyeti alındığında özellikle de 300 metre ve daha fazla uzunluktaki gemilerin genişliğini dikkate alırsak bir gidiş bir dönüş şeridi gibi bir trafik akışı olacaktır.

İki gemi çarpışıp kaza yaparsa kanal tamamen kullanılamaz şekilde trafiğe kapanacaktır. Bu çok büyük bir sorun olacaktır. Diğer yandan bir gemi herhangi bir nedenle batarsa batık tamamen parçalara ayrılıp deniz dibinden kaldırılmadığı sürece kanal geçişi sadece küçük tonajlı gemiler için mümkün olabilecektir. İstanbul boğazının en dar yeri bile 700 metreden fazla genişliğe sahip ve boğazın derinliği de 100-110 metre aralığında.

Yani boğazda bir kaza veya batık olması boğaz trafiğindeki akışa engel olmazken kanalda durum hiç de kolay değil. Buna ilave olarak olasi bir depremde kanal üzerindeki köprülerin bir veya birkaçının yıkılması hem kara, hem deniz trafiğini felç edecektir. Ya da kazaya karışan bir konteyner veya Ro-Ro gemisindeki konteynerler ya da tırların bile denize dökülmesi trafiği felç etmeye yeter. Ayrıca fay hatlarının kırılım eğilimi ve olası deprem durumunda kanalın zarar görüp görmeyeceğinin de bir garantisi yoktur.

Netice olarak Kanal İstanbul hem çevresel hem hukuksal gem de askeri açıdan başımıza birçok sorun çıkaracaktır ve ekonomimize de ciddi zararlar verecektir diye düşünüyorum.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar