Ölümünün 80. Yılında, Hayatının Bazı Önemli Anekdotlarını Bir de Ata'nın Kendi Anlatımıyla Okuyun!

Bugün, 10 Kasım Ata'nın aramızdan ayrılışının 80. yılı.Ve ben de böyle bir günde KS'de bir Bence yazarak varolmak istedim. Ata ile alakalı, acaba farklı neler bulup sizinle paylaşabilirim fikri peşinden koşarken, daha önceden de kısmen içeriğini okuduğum. Atatürk'ün kendi ağzından hayatı, başlıklı bir içeriğe denk geldim.

Bu içerik,10 Ocak 1922’de Vakit Gazetesi’nde yayımlanan, Vakit Gazetesi Başyazarı Ahmet Emin'e (Yalman) kendi hayatından bazı anekdotlarla anlatmış olduğu bir mülakat. Mülakatın başında belki de Ata'nın şu anki haliyle varoluşuna katkı sağlayan en önemli şey, hayatının dönüm noktası olabilecek, eğitim hayatının başlangıcına değinmiş.

Çocukluğuma ilişkin ilk hatırladığım şey, okula gitmek meselesiyle ilgilidir. Bundan dolayı annemle babam arasında aşırı bir mücadele vardı. Annem ilahilerle okula başlamamı ve mahalle okuluna gitmemi istiyordu. Gümrük Dairesinde memur olan babam o zaman yeni açılan Şemsi Efendi Okuluna devam etmem ve yeni yöntem üzerine okumamdan yanaydı.

Ölümünün 80. Yılında, Hayatının Bazı Önemli Anekdotlarını Bir de Ata'nın Kendi Anlatımıyla Okuyun!

Tabi buradaki eğitimini, hayatın bazı kötü sürprizleri (Babasının vefatı) baltalıyor. Rahmetli babasının, ne kadar da zamanının ilerisinde bir kişi olduğunu belirtmek adına, bu anektoda yer vermek istedim.

"Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır vardır"

Hayatta beni her olumsuzluğa rağmen ayakta tutan, bana kılavuzluk eden ve çoğunuzun da destek bulduğu inanış temelli bir cümle; "Her hayırda bir şer, her şerde bir hayır vardır." Bu cümlenin, burada işi ne ola ki diyecek olursanız yine Ata'nın yaşadığı olumsuz, şer olarak görülecek bir durumu paylaşmak isterim.

Bir gün sınıfımızda ders verirken başka bir çocukla kavga ettim. Çok gürültü oldu. Öğretmen beni yakaladı. Çok dövdü. Bütün bedenim kan içinde kaldı. Büyükannem zaten okulda okumama karşıydı, hemen okuldan çıkardı.

Dedik ya "her şerde bir hayır vardır" diye.Tam da bu kötü dayak olayı sonrası okuldan ayrılan Ata Kara Harp Okulu'na yönelmeye başlıyor, bundan sonraki gelişecek olaylar ilerde memleketin hayrına olacak bir duruma dönüşmesine vesile oluyor.

Kara Harp Okulu. Ata soldan ikinci...
Kara Harp Okulu. Ata soldan ikinci...

Kurtuluşun sadece"milletle" olabileceğini fark ettiği an ve cümleleri.

İstanbul’un haysiyetli kişilerince türlü isimler altında programlar ve partiler kurularak kurtuluş yolları aranmakta idi. Bunların her birini ayrı ayrı araştırdım. Hiçbiri bir kurtuluş gücüne dayanmıyordu. Bundan dolayı hiçbiriyle iş birliğinden bir sonuç beklemedim. Onaylama gücünün doğrudan doğruya "millet" olacağı görüşü bende çok güçlüydü.

Ölümünün 80. Yılında, Hayatının Bazı Önemli Anekdotlarını Bir de Ata'nın Kendi Anlatımıyla Okuyun!

Ve çarenin millette olduğunu görerek, nekadar da zeki, öngörü sahibi birisi olduğunu, kendisi söylemese de zaten okuyunca, sözlerinden hissediliyor.

Peki Milletle buluşma ne şekilde olacak ve nasıl hareket edecekti?

Benim düşündüğüm şu idi: Her tarafta türlü isimler altında birtakım teşekküller başlamıştı. Bunları aynı program ve aynı isim altında birleştirerek bütün milleti ilgilendirmek ve tüm orduyu da bu amaç için çalıştırmak lazımdı. Anadolu’ya girdiğim zaman; daha Ordu Müfettişi sıfatı ve yetkisi üzerimde iken bu noktadan işe başladım ve bu amaç az zamanda oluştu.

Ölümünün 80. Yılında, Hayatının Bazı Önemli Anekdotlarını Bir de Ata'nın Kendi Anlatımıyla Okuyun!

Az zamanda çok şey başarmak, kavramına tarihimize bakınca, örnek verilecek önemli bir dönem de; Ata'nın Milli Mücadele döneminde, batının esaretten kurtulmasının Anadolu'nun vatansever halkının örgütlenmesi fikri ile olacağı ve sonrası Kongreler dönemi.

Ya Milli Mücadele sonrası ne olacaktı, ülke nasıl yönetilmeliydi?

Herhâlde halkımızı yönetim ile yakından ilgilenmek, yani yönetimi doğrudan doğruya halkın eline verebilecek bir yönetim şeklini kurmak hem millî hakimiyetin gerçek olarak temsili ve hem de bu sayede halkın benliğini anlaması bakımından gerekliydi.

Bu gereğin bir sonucu olarak, mücadele döneminde kurtuluşu halkta gören Ata, ülke yönetiminde de halkın her kesiminin bulunması gerektiğini vurgulamış. Demokrasinin bu millete yaraşacağını düşünen ilk insan olarak, yine ileri görüşlülüğü ön plana çıkmış bu anekdotla.

Her insanın bir ülkesi vardır ama her ülkenin bir Mustafa Kemal’i yoktur

Ölümünün 80. Yılında, Hayatının Bazı Önemli Anekdotlarını Bir de Ata'nın Kendi Anlatımıyla Okuyun!

Benim naçiz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.

Sen de Ata'ya ve bu ülkeye kalben bağlı,

Bir Müslümansan, Kurân'dan bir sûre.

Bir Hristiyansan, İncil'den bir dûa.

Bir Museviysen, Zebur'dan ya da

Tevrat'tan bir dua OKU!

Unutma ki, ölülerin sadece ve sadece dua ya ihtiyacı vardır!!!

Ölümünün 80. Yılında, Hayatının Bazı Önemli Anekdotlarını Bir de Ata'nın Kendi Anlatımıyla Okuyun!

Hoş çakalın🖐🖐

Ölümünün 80. Yılında, Hayatının Bazı Önemli Anekdotlarını Bir de Ata'nın Kendi Anlatımıyla Okuyun!
Cevapla