Geçen hafta şu an hatırlayamadığım bir soru vasıtasıyla tanıştık, özel mesajlarda kalp emojileri derken iş buluşmaya geldi. fotoğrafını yolla tanıyabiliyim dedim olmaz sürpriz olsun kırmızı çizgili etek giyicem dedi neyse tamam. Bugün gittim taksimde bekliyorum elimde çiçek var, aman Allahım size yemin ediyorum bu oydu. kırmızı çizgili eteği olan bir goril geçti yanımdan kalabalıkta beni farkedememiş yanımdan geçmişti az ilerde sağa sola bakınıyodu, beni tanımasın diye çiçeği yere atayım derken gördü. göz göze bakıştık gülmeye başladı gülerken bişey farkettim bildiğin bıyığı vardı.
Sonra bir yere oturalım mı dedi, kazığa otur diye mırıldanırken efendim anlamadım dedi, bende buralar çok kazık ve kalitesiz dedim. şişhaneye doğru galatasaray lisesine gelmeden yukarı çıkan ara sokakta bir çaycı var oraya oturduk. yol boyunca gelirken nasıl zorlandığını üç vesayitte geldiğini anlattı. üstü başı leş gibi ter kokuyordu ben bile bu kadar hayvan değilim. çay söyledik sohbet başladı ne yapıyon falan derken dişindeki sarı yemek artıklarınıda görünce nasıl kaçacağımı düşünmeye başladım artık. mesajlara bakar gibi yapıp belli bir saatte kendi kendini arama fonksiyonunu kurmaya karar verdim. beş dakika sonra telefonum çalacak ve sözde bir arkadaşım çok acil bir iş için beni arayacaktı ama 5 dakika olmadan telefonun şarjı bitti. sonra kalktık çaycıdan balıkçıya gittik, garson soğan olsun mu abi olsun dedim, sarmısak varsa ondan da koy şu kokuyu bastırsın yeterki dedim. kız hangi koku dedi, yok bişey diye geçiştirdim sonra kasaya ödemeyi yaparken numaradan yere bozuk para düşürdüm eğilerek kapıdan hemen tüydüm zeballah gibi olduğu için beni görmedi. az önce mesaj atmış nereye gittiğimi sordu kalabalıktan kaybettim bende seni aradım dedim, yazmaya devam ediyor artık okumak bile istemiyorum, ne diyeceğimi bilmiyorum nasıl reddedicem?
Sonra bir yere oturalım mı dedi, kazığa otur diye mırıldanırken efendim anlamadım dedi, bende buralar çok kazık ve kalitesiz dedim. şişhaneye doğru galatasaray lisesine gelmeden yukarı çıkan ara sokakta bir çaycı var oraya oturduk. yol boyunca gelirken nasıl zorlandığını üç vesayitte geldiğini anlattı. üstü başı leş gibi ter kokuyordu ben bile bu kadar hayvan değilim. çay söyledik sohbet başladı ne yapıyon falan derken dişindeki sarı yemek artıklarınıda görünce nasıl kaçacağımı düşünmeye başladım artık. mesajlara bakar gibi yapıp belli bir saatte kendi kendini arama fonksiyonunu kurmaya karar verdim. beş dakika sonra telefonum çalacak ve sözde bir arkadaşım çok acil bir iş için beni arayacaktı ama 5 dakika olmadan telefonun şarjı bitti. sonra kalktık çaycıdan balıkçıya gittik, garson soğan olsun mu abi olsun dedim, sarmısak varsa ondan da koy şu kokuyu bastırsın yeterki dedim. kız hangi koku dedi, yok bişey diye geçiştirdim sonra kasaya ödemeyi yaparken numaradan yere bozuk para düşürdüm eğilerek kapıdan hemen tüydüm zeballah gibi olduğu için beni görmedi. az önce mesaj atmış nereye gittiğimi sordu kalabalıktan kaybettim bende seni aradım dedim, yazmaya devam ediyor artık okumak bile istemiyorum, ne diyeceğimi bilmiyorum nasıl reddedicem?
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar