Aşksız Bir Yol - 1. Bölüm

Bugün sevişmenin adı yazıyor vücutlarda,
Mutluluğun hüznü işliyor sokak lambalarına,
Kalmaktan aciz olan insanlar,
Aslında bugün gidiyorlar sonbaharlarına..

Ve bir boşluk doluyor yüreklere,
Kalpler tıklamazken küller eleveriyor kaderleri..

Kimileri filmlerde izliyor yalnızlığı,
Kimileri gökyüzünde arıyor asıl benliğini..
Kimileri rüzgar gibi coşkuyla arıyor sevenini,
Kimileri asılsız bir fırtına yelkeni..

Uzak diyarlardan geldik buralara,
Kalpler hoyratça eserken hülyalara..





Bir elma olarak ilk gördüğüm bıçağa saplanmak kurtuluşum olabilirdi




Bir duygu oluştu tarifi imkansız,
Sevenleri bırakıp gidenlerden farksız,
Tadı çilekli bir sakız,
Sevginin büyüğünü bilmemek anlamsız..

Adıydı onu bütünleyen,
Aşktı gönülleri fetheden...

Işıksız bir günde buldum kendimi. Sağa sola odaklanan bir insan cesedi...Bu ceset henüz ölmedi.

Çantamda bir silah kimseye göstermemem gerekli...Bu işi ben bitirmeliyim, ben..

Yağmur çişeliyordu, gözlerimdeki bulanıklar yoğunlaşıyor kendimi dahi umursamaz olduğumu üzerimdeki kıyafete bakınca anladım. Hayal meyal görebildiğim tek şey mavi elbisemin omuzlarının yırtılmış olması ve içimdeki siyah sütyenin yırtılan kenarından görünüyor olmasıydı...

Kimseye birşey anlatmamalıydım, anlatamazdım.Kendimi öldürmeliydim.

Yağmur çok hızlanmaya başladı. Artık önümü göremiyor, mavi elbisemin rüzgar yüzünden açılmasına ve hafif tüylenmiş bacaklarımın ortaya çıkmasına dahi aldırış etmiyordum.

Küçük bir sepete konulmuş, çürük bir elma gibiydim. Kendimden ve düşüncelerimden yoksun adımlar atıyordum yollara. Yolum bir hayli uzun olmalıydı..Bir elma olarak ilk gördüğüm bıçağa saplanmak kurtuluşum olabilirdi.

Koşar adımlarla vardım iskeleye. Bir amcayı ceketiyle kafasını örtmüş bir şekilde koşar adım ilerlerken gördüm. Durdurdum ve,

şimşek
- Hey amca açık tekne yok mu ?
- Bu havada herkes kahvede oturur çalışmazlar.
- Hareket edecek bir insanoğlu bile yok mu amca?

Baya bir düşündükten sonra,

- İşin acele mi evlat ?
- Evet beyamca acele işim var, yardım et.
- İzzet kaptan var kahvede bir köşede tek başına oturur ona bir sor bakalım. Aramızda en cesuru odur.
- Sağolasın beyamca.

Kahveye doğru yöneldim. Kapı gıcırtısıyla birlikte bütün yüzler bana bakıyordu.

- Hey millet, İzzet kaptan hanginiz?

Herkes kafasını boş bir masada tek başına oturan deniz dalmış bir adama yöneltti. Kıyafetleri yamanmış, siyah bir palto giyinmiş, uzun beyaz sakallı, elleri titreyerek çayını yudumlayan denizi ve teknesine hayranlıkla seyreden bir adam gördüm.

- Kaptan, tekne senin mi?

Bakışlarını bana doğru yöneltti. Yüzündeki çizgiler derin acılarıma bir acı daha katacak olan cinstendi.

- Evet kızım, tekne benimdir. Hayırdır bu şiddetli yağmurda?
- Hayır kaptan hayır, açılmam gerek.
- Canına mı susadın evlat görmüyor musun denizdeki dalgayı?
- Olsun babalık korkuyor musun yoksa?

Sakallarının arasından hafifçe gülümsediğine yemin edebilirdim.

- Beni tanımadığın belli, asla...
- Hadi açılalım o zaman.

Kaptanla ben, tekneye doğru ilerledik...Dikkatimi birşey çekmişti.

- Bu mu teknen kaptan? Adı ne güzelmiş...


"Küçük bir sepete konulmuş, çürük bir elma gibiydim. Kendimden ve düşüncelerimden yoksun adımlar atıyordum yollara"



Kaptan acıyla karışık gülümseyerek,

-Evet kızım benim oğlum da bu tekne işte...

- Aslında tekne adı beni anlatıyordu, "AŞKSIZ"...

Tekneye oturduk, hiçbir kaptanın yelkenleri oynatmaması tek bu kaptanın korkusuz olması dikkatimi çekti, o da benim gibiydi, korkusuz...

Ölümden kaçılamaz, korkamam ölümden, korkamam diye düşünürken çıplak bacaklarımda hissettim denizi. Kaptan çoktan harekete koyulmuştu. Bilmiyordu ölümüme cellatlık edeceğini bilmiyordu.

Öyle bir dalmışım ki, kaptanın kolumu dürtmesiyle sıçradım yerimden, tekne şiddetle sallanıyor, kaptanın yüzündeki sakallar deneyimini ortaya döküyordu. Bu havada bile kimi kaptanlara göre...diye düşünürken sesiyle irkildim,

- Evlat iyi misin ?

Kafamı kaldırdım yüzüne asabi bir şekilde baktım.

- Bana mı dedin?



aşk yazıları


Beyaz sakalları titredi gülümseyerek,

-Evet kızım, sen, burda kimse var mı bizden başka bak bakalım etrafına.

Kaptan haklıydı sorduğum soru saçmaydı bizden başka kimse yoktu engin denizde.

Yine de kafamı kaldırdım ve etrafıma baktığımda iskelenin artık gözükmediğini farkettim. Koskaca denizin tam ortasında gibiydik, eğer kaptan haber vermeseydi uyanamayacaktım sanki. Susmuştum.

-Evlat, üşüyorsun kaldır şu sandığını içinden bir battaniye çıkar kendine.

Evet titrediğimi benden önce o anlamış olsa gerek diye düşündüm. Sağ tarafımda bir küçük sandık vardı.



Kaldırdım içinden kırmızı battaniyeyi çıkardım. Gerçi birazdan tenim buz kesecekti, bu düşünce bile üşümeme engeldi. Yine de son saatlerimi sıcak geçirmekte fayda var diye düşünerek sıkıca sarındım battaniyeye. İçine öyle bir gömüldüm ki, yan tarafım duran çantamın içindeki emanet sertliğini kalçamda hissettiriyordu. Kaptanım öksürmesiyle yüzüne baktım. Bana acıyormuş gibi bir hali vardı.

Sakallarının altından dudaklarını kıpırdattı ve ,

-Herkes bu kışta kat kat giyinir senin gibi genç ve güzel bir kız, neden bu haldedir evladım?

Güzel olduğumu hatırlatması vücudumu titretti. Bu soru bende adete denizi ikiye bölüp içine kendimi atma hissi oluşturdu.

Sinirlendim, öyle çok sinirlendim ki ellerim battaniyenin içinde titrek bir hal almıştı. Birden sarıldığım battaniyenin altında ellerimle silahı sımsıkı tutarken buldum. Artık bütün vücudum titriyordu. Ve ona dokunuyordum.
Aşksız Bir Yol - 1. Bölüm
Cevapla