Bir harf öğretene kırk yıl minnet duyan bir kültürden, öğretmene şiddet noktasına nasıl geldik?

Bugün bir meslektaşımızı kaybettik.

Fatmanur Çelik, bir öğretmen…

Ve en acı tarafı bir öğrencisi tarafından hayattan koparıldı.

Ruhun şad olsun öğretmenim...🍂
Ruhun şad olsun öğretmenim...🍂

Bu sadece bireysel bir öfke patlaması mı, yoksa uzun süredir görmezden geldiğimiz bir kırılmanın sonucu mu?

Bir zamanlar öğretmen toplumun vicdanıydı. Bugün ise itibarsızlaştırılan, yalnız bırakılan ve korunamayan bir konumda.

Zorunlu eğitim sistemi herkesi aynı çatı altında tutuyor.

Ancak aile içinde sınır koyulamayan, ciddi şiddet eğilimi gösteren çocukları zorla okulda tutarak uyum sağlamalarını beklemek ne kadar gerçekçi?

Okul bir eğitim yuvası mı, yoksa çözülmemiş her sorunun yüklendiği bir alan mı oldu?

Eğitim hakkı vazgeçilmezdir.

Ama öğretmenin can güvenliği ve diğer öğrencilerin öğrenme hakkı nerede başlıyor?

Belki de artık şu soruyu sormalıyız:

Tek tip zorunlu eğitim modeli doğru mu, yoksa bazı durumlarda alternatif ve daha kontrollü yapılar mı gerekli?

Bir harf öğretene kırk yıl minnet duyan bir kültürden, öğretmene şiddet noktasına nasıl geldik?
Bir harf öğretene kırk yıl minnet duyan bir kültürden, öğretmene şiddet noktasına nasıl geldik?
Cevapla