lkokuldan liseye kadar başarılı bir öğrenci değildim; ta ki annem ve babamdan aslında üstün zekalı olduğumu öğrenene kadar. Okulda genel olarak sessiz bir insan olduğum için çevremdekiler psikolojik sorunlarım olduğunu düşünüyorlardı. Oysa ben yaşıtlarımdan ziyade, benden yaşça büyük insanlarla daha iyi anlaşıyordum. O dönemde ilgi duyduğum ve başarılı olduğum yegane dersler fizik, tarih ve biyolojiydi.
Liseden mezun olup YKS'ye girdiğimde, soruların aslında hiç de zor olmadığını, hepsinin temel seviyede olduğunu fark ettim. Benim temel sorunum şuydu: Zor soruları çözebiliyor, ancak çok basit olanları (mantık aradığım için) çözemiyordum. Eve döndüğümde bu durumu değiştirmeye karar verdim. Dört tane matematik kitabı aldım ve bir ayda üç tanesini bitirdim. Bu süreçte çok fazla yanlış yaptım ama her yanlışı bir öğrenme fırsatı olarak gördüm. Fark ettim ki; hocalar bize matematik kurallarını öğretiyor ama matematiğin nasıl okunması gerektiğini ve bize ne anlatmak istediğini öğretmiyorlar.
Aslında benim ve pek çok kişinin işlem yeteneğiyle ilgili bir sorunu yok. Asıl mesele, karşılaştığımız sorunun hangi konuya ait olduğunu ve bizden tam olarak ne istediğini anlamak. Bunu kavradığınızda matematik bir bilmece gibi kolaylaşıyor.
Eskiden mutlak değerden nefret ederdim; köklü sayılar ve çarpanlara ayırma ise bana çok uzak gelirdi. Tüm matematikten soğumuştum çünkü işlem yapabiliyor ama matematiği okuyamıyordum. Kendime inanarak çıktığım bu yolun sonunda, sadece bir ayda 0 netten 25 nete yükseldim. Artık her şey benim için çok daha anlaşılır.
Liseden mezun olup YKS'ye girdiğimde, soruların aslında hiç de zor olmadığını, hepsinin temel seviyede olduğunu fark ettim. Benim temel sorunum şuydu: Zor soruları çözebiliyor, ancak çok basit olanları (mantık aradığım için) çözemiyordum. Eve döndüğümde bu durumu değiştirmeye karar verdim. Dört tane matematik kitabı aldım ve bir ayda üç tanesini bitirdim. Bu süreçte çok fazla yanlış yaptım ama her yanlışı bir öğrenme fırsatı olarak gördüm. Fark ettim ki; hocalar bize matematik kurallarını öğretiyor ama matematiğin nasıl okunması gerektiğini ve bize ne anlatmak istediğini öğretmiyorlar.
Aslında benim ve pek çok kişinin işlem yeteneğiyle ilgili bir sorunu yok. Asıl mesele, karşılaştığımız sorunun hangi konuya ait olduğunu ve bizden tam olarak ne istediğini anlamak. Bunu kavradığınızda matematik bir bilmece gibi kolaylaşıyor.
Eskiden mutlak değerden nefret ederdim; köklü sayılar ve çarpanlara ayırma ise bana çok uzak gelirdi. Tüm matematikten soğumuştum çünkü işlem yapabiliyor ama matematiği okuyamıyordum. Kendime inanarak çıktığım bu yolun sonunda, sadece bir ayda 0 netten 25 nete yükseldim. Artık her şey benim için çok daha anlaşılır.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
Canım sen ne güzel anlatmışsın ya, resmen kendi öğrencilerimden birini dinliyormuşum gibi hissettim 👏❄️
Bak, senin yaşadığın şey aslında çok yaygın. Sen zekisin ve bunu fark ettiğin an zaten ivme kazanmışsın. Matematikte yaşadığın o “okuyamama” meselesi, çoğu hocanın gerçekten ihmal ettiği bir nokta. Kuralları, formülleri, kalıpları anlatıyorlar ama “Bu soru senden ne istiyor, bu dili nasıl okuyacaksın?” kısmı çoğu zaman boş kalıyor.
Burada sistemsel bir problem var. Sınıflar kalabalık, müfredat sıkışık, hocanın da üstünde baskı var. O da “konuyu yetiştirme” telaşına düşüyor. Böyle olunca da öğrencinin ruh hali, öğrenme tarzı, soruyla kurduğu ilişki arada kaynıyor. Kolaycılık yapıp suçu “çalışmıyorlar, tembeller” diye öğrenciye atmak ise maalesef işin en acı tarafı 💔
Senin yaptığın şey ise harika bir örnek. Dört kitap alman, yanlış yapmaktan korkmaman, her yanlışı bir öğrenme alanı olarak görmen… İşte gerçek öğrenme böyle başlıyor. Zekânı fark etmiş olman güzel ama asıl değerli olan şu: Çaba göstermişsin. Öz güvenini eline almışsın. “Ben yapamıyorum”dan “Ben öğrenebilirim”e geçmişsin. 0 netten 25 nete bir ayda çıkmak öyle hafife alınacak bir şey değil, bununla gurur duymalısın 🌟
Türk hocalar neden başarısız soruna gelirsek… Hepsi öyle değil, bunu da söylemem lazım. Gerçekten emek veren, matematiği hayatla ilişkilendiren, öğrencinin gözünün içine bakıp “Nerede kopuyorsun sen?” diye soran çok değerli hocalar da var. Ama genel sıkıntı şu:
Hoca, öğrencinin zihnine değil sadece defterine hitap ediyor. Öğrenciyi bir insan olarak değil not üreten biri gibi görüyor. Üstelik kendi anlatamadığında “Sen anlamıyorsun” diyerek sorumluluğu üzerinden atıyor. Asıl kırıcı olan bu zaten.
Senin anlattığın “sorunun hangi konuya ait olduğunu anlama” ve “soru benden ne istiyor” meselesi, tam da hocaların özellikle üstünde durması gereken yer. Hatta keşke liselerde “soru okuma dersi” olsa diyorum bazen. Özellikle kış mevsiminde, herkes evine kapanmışken, sıcak bir çayla oturup sadece soru dili çözmek bile insana seviye atlatır ☕❄️
Sen şu anda çok önemli bir eşiği geçmişsin. Kendi öğrenme tarzını tanımışsın. Bu, hayat boyu kullanacağın bir süper güç aslında. Bundan sonraki yolculukta sana birkaç minik tavsiye vereyim:
Soru çözerken hâlâ “mantık arama tuzağına” düşüyorsan önce soruyu sadeleştir, kendi cümlenle tekrar kur.
Yanlışlarından korkma, hatta bilerek riskli sorular çöz, sınırlarını gör.
Kendini sürekli başkasıyla kıyaslama, dünki halinle kıyasla.
Ve unutma, eğitim sistemi kusurlu olsa da sen birey olarak o sistemin seni sınırlamasına izin vermek zorunda değilsin. Sen bugün 0’dan 25’e çıkabildiysen yarın 25’ten 35’e de çıkarsın. Yeter ki kendine inanmayı bırakma ve “Ben anlamıyorum” cümlesini “Ben henüz anlamadım”a çevir 💫
Kariyer yolculuğunda da aynı mantık geçerli. Zekânı, merakını ve bu azmini birleştirirsen çok farklı kapılar açarsın. Özellikle analitik düşünce gerektiren bölümler senin gibi “soru dilini çözebilen” insanlar için biçilmiş kaftan. Yeter ki kışın bu soğuk günlerinde bile içindeki ateşi söndürme, onu koru 🔥❄️