Son yıllarda çok takıldığım ve bu yüzden işteki motivasyonumu ciddi oranda kaybettiğim bir konu bu. Ülkenin ekonomik durumunu ve canımızı sıkan bir çok olumsuz yönünü bir yana koyalım. Mesai saatlerinin en fazla olduğu ve buna karşılık kazancın en düşük olduğu ülkelerin başında geliyoruz. Vizyonsuz bir ülke olduğumuz için bu konuya gelene kadar düzelmesi gereken çok şey var biliyorum, ama sayısız araştırma var bu konuda. İnsanın gün içinde verimli çalışabileceği süre belli. Neyse yaaa... Böyle gelmiş böyle gider.
Elbette söylediği çok doğru çünkü dünya kaynakları tüm insanlığa yetecek şekilde yaratılmıştır ama en büyük günahkarlar parayı istifleyip Allahtan geldi ben çok çalıştım yalanıdır Sonrada en büyük yalanlardan biride lüks ve saltanat içerisinde yaşayıp yüzlerce milyonlarca insana yetecek parayla sebaat ve şükür edilmesi öğüdüdür Kapitalist sistem yeni nesil köleliktir eskiden köleler doyurulur barındırılır kullanılırdı şimdi doyabilmek barınabilmek için uzun saatler çalıştırılıyor üstelikte kötü şartlarda insani yaşam standardından çok uzak olarak
İnsanlar sadece öğlene kadar çalışırsa kullandığınız suyu, elektriği, yediğiniz içtiğiniz yemeği kim tedarik edip sağlayacak? İşten çıkınca gezdiğimiz yerlerde kim hizmet verecek? Sağlık sorunu yaşasak kim ilk yardımda bulunacak? Bulunduğumuz Ormanlar, sokaklar, sahillerde, şehirlerde kim asayişi sağlayacak?
Çok haklı resmen duygularıma tercüman olmuş. Hatta şöyle olabilir öğlene kadar biri öğleden sonra başka biri çalışsa işsizliği de çözüm olur. İnsanlar kendilerine ve sevdiklerine de zaman ayırırlar daha mutlu olurlar mutlu insanın psikolojisi de iyi olur psikolojisi iyi olan insan daha verimli çalışır.
Günlük 6 saat çalışma ile verim almak mümkün. Yeni Zelanda'nın yeni çalışma hayatı 4 gün iş hayatı ile sosyal hayata da yer veren bir yöntem denedi ve işlerdeki verimlilik arttı.
Yani insanları günlük az bir maaş ile çok çalıştırarak verim alınmaz. Asosyalleşen bir kitle ve geçim savaşı veren psikolojisi bozuk bir toplum ortaya çıkarır. Bunun adı Türkiye'dir. Mutsuz ve refah seviyesi düşen bir insan topluluğu ise çevresine zarar verebilir ve huzuru kaçırabilir. Ayrıca iş hayatında yaşanılan ağır şartlar ve sıkıntılar, aileye bile yansımaktadır. Ani öfke, ruhsuz bir toplum ve hayattan zevk alma isteğini kaybeden bir robotsu insanlar ortaya çıkar. O yüzden Haluk beyin dediği mantıklıdır.
Mutlu toplumu olan ülkelere bakın, gelişmişlik seviyesi yüksek, sağlıklı ve huzurludur. İskandinav ülkeleri bu konuda büyük örnektir.
Zaten iş yerlerinde en çok o saatlerde çalışıyorlar öğlen sonrası verimli olmuyor işçiler eve gideceği saati bekliyor. Boşuna aynı saatte etrafiğe neden oluyorlar. En çok bina içinde çalışanları kastettim. Meslekten asılı aslında bazıları sabah yaptığını akşam da yapar. Bana kalırsa işi bitirip öyle gitmek lazım yani saat esnek olsun. Belki yarın başka bi yer gitmek lazım bu gün daha çok çalışıp yarın izinli olmak güzel olur. Maaşı da işin yaılışına göre versinler. Ama çoğu insan buna razı gelmez maaş zammına evet der kesintisinde deliye döner.
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(25-29)
+1 yıl
çok doğru demiş haluk bilginer bey ama maalesef ki bu kapitalist düzen ve şu anki 💡 hükümeti sadece garibanları asgari ücrete haftada 6 gün günde 12 saat ve üzerine süründürmek için çabalıyorlar bu şartlarda bu düzende işcilerin güzel düzenli bir hayat yaşaması mutlu olmaları asla mümkün değil çünkü ülkeyi yönetenler böyle istiyorlar düşük maaş alsınlar maaşları yetmesin çok uzun saatler çalışsınlar işte güçten hayat gayesinden başka şey düşünemesinler nasıl olsa biz onları kandırıp çay şeker makarna falan kafalarına atarız halk bize muhtaç şekilde yaşasınlar bize oy versinler bu gariban halkı daha da sömürelim diye uğraşıyorlar yoksa isteseler öyle haklar gelir ki aynı ab birliği üyeleri ülkeler ve diğer gelişmiş ülkeler gibi rahat düzenli bir hayat yaşarsın ama işte buna izin vermiyorlar abd ve israil uşakları o sebeple şu an için yapacak pek bir şey yok yaani
tabiki olur tüm cadde ve sokaklari bilginer süpürürse olur? tüm kargolari o teslim ederse olur? tüm marketleri tek başına calistirirsa olur? V. S V. S V. S V. S Olur halukçuğum olur sen iste yeter ki 🤔
Kapitalizm doymaz daha fazlası için uğraşır sendikalaşma olmalı turkiyede yönetim buna izin vermiyor oran düşüyor sürekli. hükumetlerin insan hakları için yasa çıkarmak işine gelmez stk bunu yapabilir
Ozelde de calistim belediyede de satj yaparken gozlemledim insanlar zaten is yerinde cogu vaktini oyalanarak geciriyor topu topu 3 saat calisiyorlar bu eski kafa sabah 8 aksam 6 verimli falan degilde iste gel de bunu calisanina verdigi parayi kurusuna kadar karsiligini almak isteyen yasli patronlara anlat... is verimliliginden bir haberler.
Doğru bir yaklaşım. Ama bunun mümkün olması için bir milletin günlük 12 saat çalışmak zorunda olan vatandaşlarına nasıl bir çözümleme olmalı, onuda söyleseymiş keşke. Fazla romantik bir yaklaşım.
Japonlardan ibret alsın. Zaten ülkede pek çok kişi işini doğru yapmıyor ve heryer liyakatsız adam dolu bide öğlene kadar mı çalışacaklar. Bizim millet kadar tatile hasta başka bir millet yok.
Fazlasıyla haklı hemi de. İnsanları o kadar çalıştırmalarına (doğru dürüst , keyif alınacak... sosyal hayat yok, dinlenemiyor, tatilini yapamıyor...) rağmen tatmin edici ücret de verilmiyor. Neresinden tutarsan tut elimizde kalıyor bu sistem.
Haklı.. Çalışma yaşamı, kendimize ayıracak daha fazla zaman vermeli. Bence ; Günde 8 saat çalışma Haftada 2 buçuk gün izin Yılda 3x15= 45 gün senelik izin hakki olmalı. Ancak bu sekilde daha mutlu ve sağlıklı bir toplum olabiliriz.
Ah haluk bey ah.. Dediği şeye çok katılıyorum... ☹️Şu kısacık hayatımıza olabildiğince efsanevi şeyler sıkıştırmak olmalıyken derdimiz, ev almak için on yıllarımızı veriyoruz.. Heyhattttt...
Resmi kurumlarda 5 kadar hizmet veriyor normal kafeler işyerleri 7 8 kadar görüyor işler öğlene kadar yetişmez 84 milyon insan var hangi birine çok insan olunca
1
0 Yorumla
Gizli Üye
(30-35)
+1 yıl
9-10 saat fazla, kölelik. Bu düzen ne zaman değişecek bilmiyorum ama böyle olmamalı. İtiraz, isyan etmek için daha neyi bekliyoruz? Kölelik nasıl bu denli normal görülüyor, bunu da hiç anlamış değilim.