Arkadaşlar recaizade mahmut ekremin yakacıkta akşamdan sonra bir mezarlık alemi şiirinin türkçesi ni hiç bir yerde bulamadım
acaba aramızda edebiyatçı ya da tarihçiler var mı?
acaba aramızda edebiyatçı ya da tarihçiler var mı?
Aşk İlişkileri
Bebek Bakımı
Cam Cilt
Üniversite Tercih
Gündem
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer Andım o bi-vefayı garibane ağladım
Geldi hayali dide-i giryane ağladım
beyti, “ağlamak” kelimesinin şiirin temasını oluşturduğunu, hissiyatından parçalar bulduğumuzu açıkça görüyoruz.
Eski Türk Edebiyatındaki önemli şairlerimizden olan Fuzuli, aşk duygusunda ızdırap çeken – hatta ızdırap şairi olarak da tanınan- şiirler vücuda getirmişti. Divan şiirinin etkisinin yanı sıra Fransız romantiklerinin de etkisiyle yeni bir şekilde biçimler veren; ızdıraptan zevk duygusu almayı yeğleyen bir edebi malzeme haline getiriyor:
Amma yine bu derd iledir zevk ü lezzetim
Kurtarma ey Huda beni bu iktirabtan
Ömrüm ki yandı ateş-i aşka bu ana dek
Sevda yolunda isterim olsun bütün tebah
beyitleriyle Fuzuli’nin ızdırabı yücelten şiirleri arasındaki ilişkiyi görebiliyoruz. Romantiklerin de şiirdeki tesiri etkilidir. Gece, mezarlık, ay ışığı, yalnızlık, ızdırap ile temaşa romantik edebiyatında sıklıkla kullanılan terimlerdir.
Karanlık bir dış dünya, yaşadığı veya öldüğü kestirilemeyen vefasız bir sevgili ve hikâyemsi bir olay örgüsü söz konusudur. Izdırabın verdiği hükümlülükle mezarlıkta dolaşmaya ve dış dünyayla kalbi arasında gidip gelen anlık duyguları ruhunda yaşatmıştır. Mezarlıkta belirli tasvirler, ruhundaki inanılmaz derecede artan inilti ve sancıyı hisseden Recaizade, ilk üç parçada bu hisseleri şiirine yansıtmıştır. Dördüncü parçada sevgilinin hayaleti göründüğü – yaşayıp yaşamadığı hala soru işareti olarak aklımda- ve onun ayaklarına kapanırken aniden yok olduğunu, sevgilinin yüz ve vücut betimlemesine de değindiğini görebiliyoruz. Beşinci parçada hayat hakkındaki düşüncelerini, aşkın pençesinden kurtulmanın zorluğunu ve tabiatın merhametini anlatır.
Şiirin ilk parçasında meydana gelen hüzün hissiyatı, soyut unsurlarla kavrulmuştur. Bir gece mezarlıkta dolaşır ve mermersiz mezarlar görür. Ölülerin vahşetle baktıklarını ve buna sebep olarak da onlara göre yabancı birisi olduğunu vurgular. Dış dünya ile temasını kurmuştur.
İkinci parçada; ışık akıtan bir ay, değirmen sesine benzeyen ses, uhrevi toprak kokusu, manzaranın üzerine çöken sessizlik, gecenin rutubetinden bahsedilir. Gölgelerin kıpırdamasından korktuğunu, ölülerin başlarını kaldırdığını sanar. Izdırabını ölülerinkinden üstün görür. Derdini hoşuna gider ve Allah’a kendisine bu ızdırabtan kurtarmaması için yalvarır. Sevgilisini düşünür ve ağlar.
Üçüncü parçada; derinlerden bir ah sesi duyar. Vahdet soluk alıp veriyor gibidir. Ağaçlardan düşen yoğun gölge gözlerine perde çeker. Bakışlarının da karanlıkta bir kuş gibi yaşar. Karanlığa derin baktıkça kafasında bir fikir uyanır. Ayaklarının altındaki her ot feryat eder. Şair, ilahın tecelli ettiğini söyler. Ömrünü aşk ateşi ile yandığını ve bundan sonra da ömrünün bu uğurda bitmesini ister.
Dördüncü parçada; karanlık daha da çok artar. Yokluk onu uçuruma çeker, sürükler. Kalbinin dehşetle dolduğu sırada ansızın karşısına bir vücut gelir. Karşısındaki vücudun tasvirini yapar. Ayağına kapanmak için hamle yaptığı sırada vücut yok olur.
Beşinci parçada; dü
Cevap
1Cevap
Edebiyatım vardır.
Kendi cevabını paylaşmak ister misin?
En İyi Cevaplar