YGS – LYS sınavından sonra yüzü bir türlü düzelmeyen, çamaşır yerine suratını asan, üzüntüden üzüntü beğenen arkadaşlara “selam” olsun. Ne dünyanın sonu, ne hayallerinin…
Dünyanın belki de ortası, hayallerinin belki de başlangıcı. Bilemezsin…
Mezun LİFE!

Mezuna kalmak… Mezuna kalmaktan daha kötü bir şey, nedir bilir misin? Mezuna kalmamak… Nasıl mezuna kalmamak? On ikinci sınıfı hatırla. Okul, dershane, özel ders, çalışmak arası attığın voltaların haddi hesabı yok! Kırk yıllık mahkum senin kadar volta atmamıştır be, kardeşim. Aldığın sekiz kiloyu hatırla! Sadece “yemek yemek için” girdiğin mutfağı hatırla. Arkadaşlarının yüzünü unuttun yahu, hatırladın mı? Artık bir nebze daha rahatsın. Düşünsene, artık Ayşe/Ali gıcığının suratını bile görmeyeceksin! Nereyi kazandı acaba? Gıcıklık mühendisliği mi?
Aile bas, baaa, bas... Basını, basını! Ne baskısı?!

Ya da kazandığı halde, deli gibi gitmek istediği bölüme gidememek… Aile baskısı!
Aile bağları çok kuvvelidir. Bizi, sahip olduğumuz konu ve karaktere getirtmekte onların büyükçe bir payı vardır. Bu yüzden, her zaman onlara “borçlu” hissetmişizdir. Ya da onlar bu şekilde hissetmenizi istemişlerdir. “Aileme karşı gelemem,”, “Babamın dediği olacak gibi…”, “Annem o bölümü okumamı istemiyor,” gibi sebeblerden dolayı, bir çoğumuz işimiz de oldukça iyiyiz. Fakat mutlu değiliz. Kırk yıl kadar bir sürede, suratımız “:(” şeklinde işe gidip, geleceğiz. Buna engel koymak, sizin elinizde! İçerisinde bir gram adalet duygusu olmayan birisi, aile bakısı ile hukuk okumamalı. Yapmayın böyle şeyler…
Acaba ne olacağım? "NE OLAYIM BABAAAĞ?!"

Mesleğinizi/bölümünüzü kendiniz seçin! Yahu, çocuklarla aran iyi, e sabırlısın da, bir şeyler öğretme ve anlatma konusunda çok büyük bir yeteneğin var. Sen neden kalkıp, iç mimarlık okuyorsun? Senin neyine iç mimarlık? Sen ne anlarsın iç mimarlıktan? Kavrayabilirsin. İşinde çok iyi olabilirsin. Ama mutlu olamazsın… Belki de olabilirsin. Ama için, yüreğin sürekli öğretmenlik arzulayacak. Dünyadan eksik gideceksin…
Aile baskısı...

Maalesef bir çoğumuz, ailemizin baskısı altında hayaller kurmaya çalışıyoruz. Baban, “Bırak, doktor olsun.” derken, annen, “İstediği mesleği olsun! Rahat bırak çocuğu,” gibi bir tutumda sergileyebilir. İkisinden birini seçeceğin için, taraf tutma konusu gibi algılanabilir. Çocukları bu duruma sokmak çok yanlış… Yeterince oraya, buraya savrulurken iyice dağıtmayın! E, haksız mıyım?
Depresyon oturuşu!

Mezun kaldığınız zaman, genel olarak, bilgisayar sağ tarafınız da, kitaplar sol tarafınız da, elleriniz ise başınızın hizasında, “Ne yapacağım?” oturuşu sergileriz! Ne yapacağız biliyor musunuz?
Soyutla beni Micheal!

Kendimizi aile baskısı ve ailevi söyleyişlerden uzak tutacağız, kendimizi bir müddet soyutlayacağız. Teyzemizin, “Zaten senden bir şey olmazdı,” amcamızın, “Çalışmadın ki, olacağı bu,” dayımızın, “Gitti bir yılın, hemde boşa!”, babamızın, “Bak, bu sene böyle geçti. Şimdi benim istediğim bölüm için çalışacağız. Oldu mu?”, annemizin, “Neden ders çalışmıyorsun?” sözlerini bir kenara bırakalım!
Ne yapacağız? Yar, yine kafamda deli sorular

Hangi mesleği seçsem? Güzellik mi, çirkinlik mi, yoksa havuz başında mankenlik mi? Hangisi?

İstediğimiz, yapabileceğimiz, hayalimizdeki mesleği düşünelim… Doktor mu? Hemşire mi? Sosyal hizmetler mi? Mühendis mi? İtfaiye mi? Yoksa… Öğretmen mi?
Uğraşmayacaksan, uğraştırma!

Uğraşamayacaksınız, seçmeyin! Bakın… “Beceremiyorsanız,” diye bir şey söylemedim. “Uğraşayamacaksanız,” dedim. Çocuklar ile uğraşamayacaksınız, öğretmen olmayın. Boşa giden atmış yılın temeli olmayın! Ev ile uğraşamayacaksınız, mühendis olmayın, evin yıkılışı, bir ailenin yok oluşunun sebebi olmayın! Hastaya bakamayıp, şefkat gösteremeyeceksiniz, hemşire olmayın, bir ahın varlığı olmayın!
Hanimiş videolar?

Bilgisayarı kesinlikle hayatımızdan çıkartmıyoruz. Hatta ve hatta, hayatımıza daha çok bağlıyoruz. Konu anlatım videoları! Eğer, düzgün bir öğretmen bulabildiyseniz, gerçekten mükemmel! Bir konuyu, en ince ayrıntısına kadar dinledikten sonra, bir müddet dinleniyoruz. Ardından, özetini dinliyoruz… Ve başlıyoruz test çözmeye! Özet kısmını indirdikten sonra, kulaklığımızı kulağımıza takıyoruz, iş yaparken, uyurken veya dinlenirken dinliyoruz. İşte, bu kadar! Bir şeyin kalıcı olması bu kadar basit… Eski sevgilimizi hayatımızdan çıkaramazken, bir konuyu nasıl çıkartalım?
Bir müddet testlerin abonesi olacağız. Ama korkmayın…

Test çözerken, bizi anlayan, belki hüzünlendiren, bazen geçmişe götüren bir takım cümleler görebiliriz.
Yaaaa, ne kitabııı?

Bazen de nefret ettiğiniz, okumaya tiksindiğiniz kitaba aşık olur, hiç bitmemesini dileriz… :) Güzel sözler, güzel satırlar, güzel cümlelere denk geliriz. Herkes böyle şanslı olamaz…
Öğretmene bağlanmayın!

Hayatımızı öğretmenimize bağlamayın. Rehber öğretmenim o dedi, şu dedi, bu dedi… Elbetteki yardım alacaksınız. Elbetteki yardım isteyecekseniz. Ama kendi duygu ve düşüncelerinizi de paylaşın. Bir çok kişi tanıyorum, “Öğretmen yazdırmadı, şimdi ne güzel…” diye başlayan cümleler kuruyor. Bunlardan bir tanesi olmayın.

Ve en önemlisi…
Anne ve babanızın karşılaşma ihtimali, milyarlarda %1. Bu yüzden, siz mucizesiniz. Kendinize iyi davranın…
Umarım olmuştur. :)
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar