Herkesin unutamadığı, eski okul anıları vardır. Çoğu komik olsa da tatsız tuzsuz anılarımız da var elbet. Birden bugün aklıma geldi, yaşadığım bazı anıları paylaşayım dedim. Ancak ben kötü olanları değil, komik yahut ilginç olanları paylaşacağım.

Özel okulda okudum uzun süre, o yüzden yapmadığım şey kalmadı diyebilirim. Devlette okuyan küçük arkadaşlar için uyarımızı yapalım. Çoğu okuldan atılmanıza yahut direk disipline gitmenize sebep olabilir. o yüzdendir ki, denemenizi tavsiye etmiyorum.
TABELALARIN YERİNİ DEĞİŞTİRME

Yapmayan yoktur herhalde. Aynı sınıftan 1 den fazla varsa onların yerini değiştirmek. 10/A yerine 10/B gibi. Hocaların dalgınlığına gelir, bir 10 dakika karışıklık olur ders giderdi. Hatta bazen yoklama alana kadar anlamazlardı nerede olduklarını.
Hadi sınıf gene iyi. Ya tuvalet tabelasını değiştirme? Kızlar tuvaleti ile erkekler tuvaletinin yerini değiştirmeden o okul yaşanmış sayılmaz! Çoğu kişi alışkanlıktan hiç bakmadan yine bildiği tuvalete gider. Kimi de bakarak gider. İşte o anda özellikle kızlar için kötü bir durum oluyor; "Bu niye burada? Nereye geldim ben?". Tabi o sırada, tezgahı kuran öğrenciler arkada bu anın tadını çıkarıyor.
TOP MACERASI

Genelde erkekler için olur. Özellikle futbol oynarken o berbat şutlar ile az cam kırmadık. Daha sonra "Ne gibi bir bahane bulsam da camın ücretinden yırtsam!" diye kara kara dşün. Genelde birkere olduğu için pek fazla birşey demezlerdi. Bazı okullar o kadar anlayışlı değil.
Bilmiyorum siz de yaptınız mı? Topu alıp hiç bir amaç olmadan, okul duvarının yanında havaya dikmek.Çok saçma bişey ama yaptık. Ayaklarımız ne kadar güçlü, topu ne kadar yukarı dikebiliyoruz acaba merakıyla kendimizi deniyorduk. Ondan sonra daha güçlü birisi gelip topu okulun çatısına atıyordu. Hadi al bakalım alabiliyor musun? Bazen de açık bir pencereden içeri girip birinin kafasına çarpıyordu. Ders olan bir sınıfa denk gelirse, üstüne bir ton azar yiyordun hocadan. Mutlu musun şimdi?
Bir diğer olay ise topun okul dışına kaçması. Topu almak için okul dışına çıkıp bir daha gelmeyen birçok öğrenci var. Bazen de yakında bir site yahut özel bir bina varsa, etrafı kapatılmış, onun bahçesine kaçardı. Nasıl alacağız şimdi o topu diye düşünürdük. Atletik birkaç öğrenci arkadaş şart bunun için. Yürekli birisi o demirlerden atlayıp alırdı o topu sonra herkes alkışlardı.
SOYUNMA ODALARI

Ah, ah! Ne olaylar oldu o soyunma odasında. Kapılar kapanmazdı bazen giyinemezdin. Tam altını değiştirirken birisi girerdi içeriye kalırdın ortada öyle. Eşyanı koymak için yapılmış o dolapların içine arkadaşlardan birini sokup kapsıını kitlemek. bir 5 dakika bunalırdı içerde ne az. Çok sinir bozucu bir durum. Gene iyi, en azından bırakıp gitmiyorduk.
Erkekler soyunma odasının olmazsa olmazı: uzun eşşek. Her seferinde mutlaka oynardık. Bazen boş ders saatlerinde gider soyunma odasına öyle oynardık. Hele birde özel okuldaysanız, bazen hocalar bile katılırdı. Hayvan herifler! Öğrenciyle senin boyun bir mi? Öğrenci herşeyden habersiz, arkadaş sırtıma atlayacak diye sakince beklerken, birden sırtında 80 kiloluk bir yük! Gel de laf etme şimdi! Böyle hocalarımız vardı bizim.
Birde bazı erkekler yaptığı eşşeklik var. O daha ayrı. Kızlar soyunma odasını diizlemek!! Çoğu okulda olmaz o ama bazı okullarda olabiliyor. Şöyledir ki; bir süre için bizdeki soyunma odalarının bir tarafı normal koridora, bir tarafı ise yangın merdivenine bakıyordu ve yangın merdiveni diğer kattan kızlarınki ile bağlantılıydı. Bazı akıllılar oranın kilidini kırıp kızların odayı dikizlemeye gidiyordu. Daha sonra değiştirdiler zaten odaların yerlerini.
ALIŞVERİŞ

Özellikle ilk öğretim son sınıftayken oluyordu bu; okulda olmayan malzemeleri, yahut özel marka şeyleri getirip okulda satmak. Hayır normal satsak neyse. 10 kuruşluk sakızı küçük sınıflara 1 liradan satıyorduk. Yüzde bin kâr. Ticaret yapmak diye buna derim. Bir süre satmaya devam edince çocuklarda alışıp soruyorlardı her gün. O da kötü bir durum. Tabii en kötüsü, bu malzemeleri satarken yakalanırsanız eğer geçmiş olsun. Okulun tarihine yerleşmiş en haylaz sınıf olduğumuz için bize şaşırmadılar gerçi. Ondan da yırttık.
ÖZEL GÜNLER

Yılbaşı gibi, 1 Nisan gibi günlerde mutlaka öğrencilerin alışılmış bir geleneği vardır okulda. O anlattığım tabela olayı da bunlardan birisi. 1 nisanda yapardık hep. Hocaları ya da arkadaşları korkutmak için getirdiğimiz elektrikli kalemler yahut yapışken şeyler vardı. Genelde küfür ile sonuçlanıyordu ama yapması çok zevkli oluyordu. Biz işi biraz daha abartık ve hocanın oturduğu koltuğun bir ayağını kırmıştık. "Eğer kimin yaptığını söylemezseniz sınıf halinde disipline gidersiniz" demişti kendisi ama pek bişey yaptığı söylenemez. Gene olan hocaya oldu.
Özellikle yıl başında atılan yumurtalardan hepimiz muzdaribiz. Okul dışından içeriye doğru, uzaklardan bu yumurta yağmuru başlar. Kaçmak için ne yapacağını bilemezsin. Öğretmen, öğrenci, herkese bulaşır. Okul güvenliği de durduramaz bunları. Sağlamdır o yumurta atıcıları. Onları ayarlayan da genelde okuldan olur zaten. Tek çözüm okulun polise haber vermesi. Siren sesleri duyulunca, ortalık hemen sakinleşir. O çocukları da kimse bulamaz.
29 ekimde çocuk bayramını tam anlamıyla kutlardık. Bilmem su balonlarından haberiniz var mı. Her taraf sırılsıklam olurdu, hocalar da dahil olmak üzere.
KAVGALAR

Ciddi kavgalar da var tabii. Hatta sınıf değil okul düzeyinde. Ama hayır, öyle ciddi kavgalardan bahsetmiyorum. Sıkılırdık okulda tüm gün, 7. sınıf ve 8. sınıf erkekleri her tenefüs birbrimize girerdik. Sakatlık yok, kanama yok., ama her yerde bir çığlık var. Ders başlayınaca tekrar hiç birşey olmamış gibi sınıflara dağılınır, diğer teneffüs tekrar başlanırdı. Eğer hiç kavga bilmiyorsan, emin ol, orada rahatlıkla öğrenebilirsin.
Birde yemek kavgası var ki sınıfta toplu olarak yaparsanız eğer, tadından yenmiyor. 30 kişi birbirine yemek fırlatıyor onları yiyeceğine. Değişik bir eğlence.
KONTROL

Evet. O can sıkıcı sınıf kontrolleri. Aramızda telefonsuz okula giden kimse yoktur herhlade. Liselerde gene biraz serbest ama ilköğretimde tamamen yasak. Ama gelin görün ki, sınıf mevcudunun %80 i telefon ile gelir. Işte o aramalarda tüm sınıfların bir şekilde önceden haberi olur ve hemen sınıf ona göre düzenlenir, telefonlar güzelce saklanır, kopyalar atılır.
Ancak şöyle bir sorun var, eğer sınıfınız okulda kendini duyurmuşsa, bu yöntemler ne yazık ki pek başarılı olamıyor. Özellikle müdür yardımcısı gelirdi bizim aramalara. Sınıf tahtasının arkası, su borusu, askılığın arasındaki küçük delikler, projeksiyon makinasının üstü, oturdumuz koltuğun yahut hoca masasının altı, üstü, her tarafı, pencerelerin dış kısımları, Montların cebini geçtim, iç kısımda delik felan varsa o deliğin içi, her yer! Özel bir sınıftı bizimkisi.
KOPYA

Aslında değinmeme gerek bile yok ama yinede sözünü edelim. Her öğrencinin olmazsa olmazı. Ancak bu konuda asıl önemli olan şey; kopya çekebilmek değil, nasıl kopya çektiğindir. Kopyayı zaten herkes çekiyor. Ama sen nasıl çekiyorsun?
Ancak bu konuda yazmasam daha iyi olacak sanırım. Herkesin kendine özel yöntemi var. Bazılarını halen bilmeyen yerler olabilir. Hocalarımız öğrenebilirler. Öğrenciliği riske atmaya hiç gerek yok. O yüzden kopya işini ben, size bırakıyorum.

Mutlaka atladığım vardır. Şimdilik hatırlayabildiklerim bunlar. Güzel günlerdi :)
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Cinsel Yaşam
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar