
Dııt dııt! Alarm çalar ve aniden ne olduğunu anlayamazsınız. Sonra 5 saniye geçer, offff! Çalışma zamanıııı deyiverirsiniz. Alarmı kapattıktan sonra hazır eliniz de telefona da değmişken yapacağınız gündelik 2500 dokunuştan 34 tanesini de yapmış olursunuz. Telefonla günde ortalama 145 dakika geçirdiğiniz zamanın 15 dakikası da geçivermiştir artık.. Sonra salona geçtiniz eliniz televizyonun kumandasına değdi, televizyonu açtınız, günün haberlerini ve hava durumunu, trafiğin durumunu takip ettiniz derken akşama izleyeceğiniz dizi ya da dizilerin özetlerine de göz atarak bunları da aradan çıkarmış oldunuz. Artık çalışmaya hazırsınız ancak başlamadan önce son bir şey daha yapacaksınız. Bilgece bir tavırla telefonu elinize alıp şu twiti atacaksınız; Hayat ne kadar da kısa, su gibi akıp geçen zaman.. Tam da burada Duman'dan Su gibi akıp geçen zaman şarkısını da unutmadan size hediye edelim derken introyu geçelim, okurken asla sıkılmayacağınız ve bittiğinde de keşke bitmeseydi diyeceğiniz bencemize de başlayalım. Fazla dalmayın ama dalacaksınız gibi.. Hayallere hoşgeldiniz.

Merak etmeyin, introda anlattıklarımız sizin hikayeniz değil. Sadece istatistiklerin birer ortalama hikayesiydi.. Yani çalışmak için, çalışmaya zaman bulamıyorum diyenlerin aritmetik ortalamasıdır bunlar tamamıyla. Peki bu ortalamayı nasıl yükseltebiliriz? Üretkenliğimizi, verimliliğimizi nasıl artırabiliriz, su gibi geçip giden zamana nasıl ayak uydurabiliriz? İpucu veriyorum; Çok çalışarak değil derin çalışarak.. Gelin giriş hikayemizi de bitirelim, gelişme bölümüne geçelim.
Derin Çalışmak

Ne demek derin çalışmak? Araştırmalara göre dikkat dağınıklığı olmayan, tam konsantrasyonlu bir durumdur. Bilişsel yetenekleri sınırlarına kadar kullanarak gerçekleştirilen profesyonel aktivitelerdir demiş Cal Newport.. Mesela dünyayı geliştiren olaylar hep bu yöntemle çalışılarak ortaya çıkarılmış. Yazılan kitaplar, bestelenen müzikler gibi sanatsal üretimlerden tutun da çözülen problemler ya da icat edilen şeylere kadar... Kolunu, bacağını, kafasını kullandıktan sonra tam konsantrasyon içine girerek ortaya çıkarılıyor derin çalışmalar. Tabi bir de yüzeysel çalışma var. Yani sığ çalışmak da denilebilir buna.. Açıkçası bunlar çok fazla dikkat gerektirmeyen işlemlerdir. Dolayısıyla bilişsel yetenekleri de öyle çok fazla zorlamaya gerek kalmıyor. Yani kolay işler diyelim, bir nevi parmağı şıplatabilmek gibi.. Sizin de anlayacağınız biçimde söyleyelim; Sosyal medya akışına göz atabilmek için parmağınızı tablet üzerinde kaydırmak gibi de denilebilir.. Bunu da anlayamadıysanız geriye parmaklarınızı Tv kanallarını değiştirirken kullanmak kalıyor. Bazı kolay gibi gözükmeyen işler de sığ işler arasına girebiliyor mesela.. Yani öğrenciler için kolay rutin işleri yapmak ya da ev ödevlerini gerçekleştirmek, gelen epostaları veya mesajları okumak ve cevaplandırmak için yapılan işler de bu kategoriye girebilir misal.. Tüm bunlar ışığında eğer zor şeyleri öğrenmek veya potansiyelimizi sonuna kadar kullanarak kalıcı bir şeyler üretmek istiyorsak derin çalışmamız gerekmektedir. Bunun için ayaklarımızı önce suya sokmamız lazım. Çünkü modern dünyanın problemi bu.. Yüzmeyi unuttuk. Yani aşılması gereken denizler varken bizler sahildeki o sığ suların sıcaklığına alıştık. Orada yaptığımız kumdan kalelerle kendimizi avuttuk. Sonra bir dalga gelip silip süpürünce o kaleleri suçu zamana attık. Bunlara göre kalıcı işlere imza atmak yerine sığ işlerle uğraşmayı tercih edince tabi ki su alıp götürecek yaptıklarımızı.. Hayat da böyle bir şey işte.. Kalıcı işler yapabilmek için derin çalışmak gerekir tezimizde ısrar etmemizin yegane sebebi işte tam da budur.
Akış Kuramı

Peki nedir derin çalışma üzerine kalıcı işler yapabilmek? Tabi ki Akış Kuramı'dır. Literatürde Flow Zone olarak geçer. Aslında binlerce yıldır değişik biçimlerde karşımıza çıkmış olan şeylerdir. Mesela insanlarda özel ve zihinsel bir durum var. Yaptığı işe tamamen dikkatinizi verdiğiniz zaman ortaya çıkıyor. Yani bir nevi enerjik olarak kendinizi belirli bir çalışmanın içinde bulduğunuzda ve onun bir parçası olarak kendinizi hissettiğinizde akışa girmiş oluyorsunuz. Mesela İlkyardım dersinde bir olayı okurken gözünüzde canlandırmak gibi. Kalp masajı yaparken 30 masaj 2 solunum yaparken kendinizi hayal etmek gibi.. İşte bu bir akış kuramıdır. Eğer kendinizi okurken olayın içinde hayal ederseniz bu derin çalışma demektir ki bu durum da ancak akış kuramı ile mümkündür. Bir işi yaparken kendini kaptıran, yemeden içmeden kesilen ve bu şekilde işini yapan sanatçıların halini, hatta sahnedeyken o rolün hakkını veren bir oyuncuyu düşünün mesela..
Kendimizi Nasıl Akışa Kaptıracağız?

Derin çalışmaya nasıl başlayacağız da denilebilir buna.. Herkes kendine bir kavram bulsun.. Ben de mağara kavramı bulsam fena olmaz.. Çok orijinal olmasa da sıradışıdır bana göre.. Her ne kadar Platon'un mağarası gibi olmasa da benim ki de su altı mağarası işte.. Belki hepimizin böyle bir mağaraya, mekana ihtiyacı vardır. Tabi herkesin yapabileceği bir şey değildir bu. Normal bir mağarada zora geldiğinizde işin kolayına kaçıp çıkabilirsiniz. Ama su altı mağarasında bu mümkün değil. Derin bir nefese ihtiyacınız vardır. İşte biz bu derin nefese de biz derin çalışma diyoruz. Yani sizin de bu sayede dikkatinizi dağıtacak her şeyden uzakta bir yer ile bunu sağlayabilmeniz pekala mümkün. Bu sizin için evdeki bir oda ya da odanızdaki bir köşe olabilir. Kimine göre yağmur yağarken pencere kenarı da olabilir. Ancak bu dikkati dağıtabilir ki biz buna sığ düşünce içinde kalmak diyoruz.
Derin Çalışma'ya İmza Atanlar Kimler?

Carl G. Jung, elektiriği bile olmayan bir köy evinde kendisini bir mağaraya attı ve analitik psikolojinin kurucu metinleri olarak kabul edilen Red Book kitaplarını yazdı. Quentin Tarantino, odasına kapanıp bilgisayar bile kullanmadan senaryolarını kaleme aldı. J.K Rowling evinin dışında yazma mekanı oluşturabilmek için kendisine İskoçya'da 5 yıldızlı bir otelin odasını kiraladı ve Harry Potter And The Deatly Hallows adlı kitabını tamamlayana kadar o odada kaldı. Tamam, bu sonuncu örnek biraz abartılı oldu, biraz da kavramı zenginleştirdik belki ama diyeceğimiz o ki; Eğer gerçekten suyun altında bir mağaranız yoksa ki bizim bildiğimiz yok, kendinize yatağınızdaki battaniyenin altında bile küçük bir mağara oluşturabilirsiniz.
Mekandan Sonra İhtiyacımız Zaman

Zaman planı mutlaka yapmamız gerekiyor. Önce haftada bir gün olabilir. Mesela Pazar günleri kısa süreli derin bir çalışma yapabiliriz. Sonra bunu günlük bir rutin haline getirebiliriz. Sabah kalktıktan sonra ya da akşam yatmadan evvel 1 saatte bir defa.. Derin dalışa alışkın olmayanlar bir üniversitenin final sınavında bile vurgun yiyebilir bunu unutmayın. Ayrıca yeni başlayanlar için bu süre en fazla 1 saattir ancak ustalar için bu süre inanmayacaksınız ama tam 4 saatmiş. Bu da başarılı olabilmek için bizce yeterli bir zaman.. Kimine göre 1 saat neyse de 4 saat imkansız değil mi?
Peki Derin Çalışmanın Kuralları Nelerdir?

Asla yapmayacağınız şeyleri yapmayın. Nelerin sizin dikkatinizi dağıtacağını en iyi siz bilirsiniz. Bunu bizim bilebilmemiz için yaşadığınız odayı ya da çalışmak için seçim yapmak istediğiniz yeri bilebilmemiz gerekir. Elbette ilk aklınıza gelenler neler olabilir? Telefon yok, internet yok, televizyon yok, sosyal medya yok kuralları olabilir.. Belki bütün bu yok yoklar sıkıcı olabilir sizin için ancak unutmayın; Geçici aynı zamanda bunlar.. Üstelik çok güzel varlıklar da doğurabilir size.. Çocukluktan kalma psikolojinizi, hayat kalitenizi ve mutluluğunuzu bile size geri verebilir.
Derin Çalışma Motivasyonumuzu Neler Tetikleyebilir?

Bir şeye başlamak için mutlaka motivasyon şart. Yani en zoru.. Tıpkı dalmadan önce derin bir nefes alıp gözlerimizi kapatmak gibi.. Aslına bakarsanız motivasyonunuzu artırmak için tam da bunu yapabilirsiniz. Peki ne görüyorsunuz? Tabi ki hiçbir şey. Ancak siz derin derin nefesler alıp egzersizler yapabilirsiniz. Bu sizin tetikleyici motivasyonunuz olabilir. Ya da çalışma yapacağınız masanın üzerini derleyip toplamayı deneyebilirsiniz. Veya sıcacık bir kahve yapmak da güzel olabilir. Tabi pencere kenarında olmamak kaydıyla.. Malum, burada kahveden maksat o kahvenin aromasının sizi derin çalışmaya sevketmesidir. Yani kısacası kendinize küçük ritüeller oluşturun.
Artık Toparlayalım.

Derin çalışmak için kendinize bir su altı mağarası bulun. Yani mekana.. Sonra zamana, en nihayetinde kurallara ve tabi ki tetikleyici motivasyona ihtiyacınız var. Hayatımızın büyük çoğunluğunu sığ sularda, telefonda ya da sosyal medyada geçirdiğimizi düşündüğümüzde bunların amacının esasında ne ya da neler olduğunu şimdi daha iyi anlayabiliyorsunuz değil mi? Peki yüzümüzü denize dönsek, manzaraya bakmak yerine yüzmek için çabalasak, suyun akışına kapılarak açıldıktan sonra bir nefes alıp derin bir dalışa seyre kalsak. Kendi su altı mağaralarınızı keşfetsek, oralarda da biraz vakit geçirmeye çalışsak.. En azından haftada 1 gün ya da haftada 1 saat kendimizden başka hiçbir şeyi götürmesek, sadece hayallerimizi taşısak, hedeflerimizi ya da çözmemiz gereken problemleri o mağaranın duvarlarına çizsek, sonra da derin derin düşünsek, derin derin çalışsak...

Pekala tamam. Bu kadar derin dalmayın. Tamam, büyüyü bozdum belki ama artık boğulacaksınız. Hadi.. Siz de yorumlarınızı yazın bakalım. Beğenilerinizi veya olumsuz da olsa yorumlarınızı bekliyoruz. Unutmayın; Yorumlarınız, unuttuklarımızı tamamlar.
Sevgiler..
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Cinsel Yaşam
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Kadın Emeği
Özel Günler & Hijyen
Dünya Kupası
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer