Filmimin konusu nasıl sizce?

Arda, ülkenin en çok okunan yazarlarından biridir. Dışarıdan bakıldığında şöhreti, serveti ve başarılarıyla kusursuz bir hayatı var gibi görünür. Ancak yıllar geçtikçe çevresindeki insanların ona değil, ününe ve parasına değer verdiğini fark eder. En büyük yıkımı ise ailesinin ve yıllardır güvendiği arkadaşlarının çıkarları uğruna ona ihanet ettiğini öğrendiğinde yaşar.

Bu olaylardan sonra Arda tüm mal varlığını satar, telefonunu kapatır ve kimseye haber vermeden Ege'de küçük, sakin bir deniz kasabasına yerleşir. Artık hayattan hiçbir beklentisi kalmamıştır. Günlerini denizi izleyerek, sessizce yürüyüş yaparak geçirir. Nefes alıyordur ama yaşamıyordur. Bir gün kasabada Güneş ile tanışır. Güneş 25 yaşındadır. Kahkahasıyla etrafındaki herkesi mutlu eden, denizi, yağmuru, gün doğumunu ve hayatın en küçük ayrıntılarını bile büyük bir heyecanla yaşayan genç bir kadındır. Ancak Arda'nın bilmediği büyük bir sırrı vardır. Güneş, Hutchinson-Gilford Progeria Sendromu (Progeria) adı verilen son derece nadir bir hastalıkla yaşamaktadır. Dış görünüşü genç olsa da hastalığı nedeniyle iç organları çok daha hızlı yaşlanmaktadır. Doktorlar artık yapabilecekleri fazla bir şey olmadığını söylemiştir. Arda bunu öğrendiğinde ilk kez uzun zamandır hissetmediği bir duygu hisseder: Birini kaybetmekten korkmak. Zamanla ikisi birbirlerinin yaralarını sarar. Arda yeniden gülmeyi öğrenirken, Güneş de korkularını paylaşabileceği birini bulur. Bir gece Güneş, çocukluğundan beri görmek istediği ülkelerin listesini Arda'ya gösterir. Fakat artık bunu gerçekleştirecek kadar zamanı olmadığını söyler. Arda hiç düşünmeden geriye kalan tüm parasını uçak biletlerine harcar. Böylece ikisi dünyayı gezmeye başlar. Her ülkede yeni insanlar tanırlar, farklı yemekler denerler, sokaklarda kaybolurlar. Bilmedikleri diller yüzünden komik ve zor anlar yaşarlar. Bazen bir tabelayı okuyamazlar, bazen yanlış trene binerler. Ama her sorun sonunda yeni bir anıya dönüşür. Tam her şey yoluna girmiş gibi görünürken Güneş bir gün Arda'nın kollarında bayılır. Yabancı bir ülkede, dilini bilmedikleri bir hastaneye yetiştirilir. Arda sürekli güneşi bekler ama güneş yoktur. Görevli hemşire ona küçük bir kutu uzatır. Kutunun içinde bir kolye, bir mektup ve Güneş'in önceden kaydettiği bir video vardır.

Bundan sonra benim için değil, kendin için yaşa. Ama olur da bir gün beni özlersen... gökyüzüne bak. Belki aynı gün batımını izliyor oluruz."

Aylar sonra Arda Türkiye'ye döner.

Kasabadaki eve girer. Güneş'in çalışma masasının üzerinde yarım kalmış günlüğünü bulur. Günlüğün her sayfasında görmek istediği ülkeler, yemek istediği yemekler, yürümek istediği sokaklar ve kurduğu küçük hayaller yazmaktadır. Arda bir karar verir. Güneş'in gerçekleştiremediği bütün hayalleri gerçekleştirecektir. Yıllar boyunca tek başına dünyayı dolaşır.

Her ülkeye gittiğinde boynundaki kolyeye dokunur. Sanki Güneş hep yanı başındadır.

Yaşadığı tüm yolculukları ve Güneş'in ona kattığı hayatı bir kitapta toplar

Kitap milyonlarca insana umut verir.

Yıllar sonra yaşlanan Arda, son sayfayı yazdıktan sonra kitabını göğsüne bastırır ve huzur içinde hayata gözlerini yumar. İkisi, ilk tanıştıkları deniz kasabasında yan yana toprağa verilir. Son sahnede Arda gözlerini açar. Karşısında, hayalini kurdukları küçük beyaz ev vardır.

Bahçede çiçekleri sulayan Güneş arkasını döner.

Arda hıçkırıklara boğularak ona koşar.

"Seni çok özledim..."

Güneş gülümseyerek onu kucaklar.

Veeee film biter nasıl?

Filmimin konusu nasıl sizce?
Cevapla