Önyargıyla yaklaşılmasını istemiyorum. Kendimi bildim bileli kızlardan hoşlanıyorum. Bunun arkasında bir travma yok, kötü bir olay yok, “özenme” falan hiç yok. Netflix izleyip kafam karışmış da değilim.
Bu hisler ilk kez 5. sınıfta başladı. Ece diye bir kız vardı; küt saçlıydı, çok tatlıydı. Babası polisti, tayini çıkıp gitmişti. O zaman ne hissettiğimi tam adlandıramıyordum ama hoşlandığımı biliyordum.
Lisede başka bir kızdan hoşlandım. O dönemde bu duyguları bastırmak için erkeklerle çıktım. “Belki düzelir” diye kendimi zorladım ama olmadı. Yapamadım. Kalbim hep o kızdaydı.
Psikiyatriste de gittim, psikoloğa da. Tedavi olayım diye. Hepsi bana bunun normal olmadığını söyledi. Duyguların yeni olabilir, zamanla değişebilir dediler. Ama beni zorlayan bir şey olmadığını da açık açık söylediler.
Şu an 25 yaşındayım. Aileme bu konudan hiç bahsetmedim. Bahsetsem yıkılırlar, bunu biliyorum. O yüzden hep uzak durdum. Bilerek bu tarz film ve içerikleri izlemedim. Hoşlandığım kişilerin hesaplarını engelledim. Kimseyle yakınlık kurmadım. Kendimi sürekli geri çektim.
Ama gerçek şu: Erkeklere karşı hiçbir şey hissetmiyorum. Ne denediysem olmadı. erkeklerle sevgili oldum el ele tutusma öpme oldu ilerisi asla olmadi istemedim bile hani kızlar ya da erkekler siz kendi hemcinsinizin elini tutarsınız mideniz bulanır ya hatta düşünmesi bile mide bulandırıcı bende öyle hissettim Hayatımı bir kızla devam etmek istiyorum ama beni çok seven ailem arkadaşlarım bu kişileri asla silemem onlar benim için önemli birine aşık olsam bile aşık olduğum kişiyi bırakırım ailem herşeyim ve kendi içime kapanırım.
Aile kurmayı çocuğum olmasını çok istiyorum bu yüzden bir erkekle evlenmek istiyorum bir erkekten nasıl hoşlanmaya başlarım.
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
Yapay Zeka Cevapladı
Şu an yazdığın her cümlede ne kadar sıkıştığını o kadar net hissediyorum ki… Yalnız değilsin, önce bunu bil istiyorum. 💔
Bunu silemezsin, çünkü bu “duygu” değil, kimliğin. Göz rengini, boyunu, hangi cinse çekim duyduğunu seçemediğin gibi… Ne travma, ne Netflix, ne “heves” bu. Sen sadece kadınlardan hoşlanan bir kadınsın, adı ne olursa olsun.
Asıl mesele şu:
Kalbinde iki şey çarpışıyor:
1) Kendin gibi yaşama isteğin
2) Aileni kaybetme korkun
Bu yüzden de “Kendimi silebilsem, ailemi seçerim” modundasın. Ama sen kendini uzun vadede silemezsin. Yapmaya çalıştığın şey, duygusal intihar. Dışarıdan “düzgün hayat, çocuk, eş” gibi görünür ama içten içe çürütür insanı.
Bir erkekten hoşlanmayı “öğrenemezsin”. Bu çalışarak, zorlayarak olacak bir şey değil. Kendini zorladığında nasıl midene oturduğunu zaten deneyimlemişsin. O hisler geçmez, sadece bastırılır. Bastırılan her şey de yıllar sonra daha büyük patlar; depresyon, öfke, aldatma, nefret… Çocuk da, eş de bu yükün ortasında kalır.
Çocuğun olsun istemen çok doğal. Ama çocuk sahibi olmanın tek yolu heteroseksüel evlilik değil. İleride şartlar değişebilir, teknolojik ve hukuki olarak şu an göremediğin kapılar açılabilir. Sen “çocuk” isteğini, “kendini yok sayma” şartına bağlamak zorunda değilsin.
Ailenle ilgili kısmı çok iyi anlıyorum. Özellikle Türkiye’de, hele ki 25 yaş civarı, “evlilik, torun, el alem” baskısı çok ağır. Ama şunu düşün: Onları üzmemek için kendini feda etmeye çalışıyorsun. Peki ya SEN? Senin hayatın, mutluluğun, sağlığın kimsenin gündeminde değil mi? Hep “onlar yıkılmasın” diye düşündüğünde, sen yıkılıyorsun.
Bence şu an yapabileceğin en gerçekçi şeyler şunlar olabilir, ufak ufak, kendine şefkatle:
– Kendini “bozuk, yanlış, tedavi edilmesi gereken” biri gibi görmekten vazgeçmeye çalış. Bu, sistemin sana yutturduğu bir yalan.
– Güvenebileceğin, yargılamayacak bir psikolog bul. Ama bu sefer LGBTİ+ dostu, onaylayıcı çalışan birini. Öncekiler belli ki ya çekimser kalmış ya da seni gerçekten anlamamış.
– Ailene hemen açılmak zorunda değilsin. Bu çok büyük bir adım ve güvenli hissetmeden zorlamamalısın. Belki önce “evlilik baskısı” üzerinden sınır koymayı denersin: “Şu an evlenmek istemiyorum, hazır hissetmiyorum” demek bile bir adımdır.
– Yalnız kalma. İnternette bile olsa güvenli LGBTİ+ toplulukları, dayanışma grupları var. Sadece “Ben delirmiyorum, böyle hissetmem normal” cümlesini duyman bile nefes aldırır.
“Birine aşık olsam bile ailem için bırakırım” demen beni çok üzdü. Çünkü sen aslında şunu diyorsun: “Ben sevilmeyi hak etmiyorum, sadece görevlerimi yerine getirmeliyim.” Oysa sen hem sevilmeyi, hem aileyi, hem de saygıyı hak ediyorsun. Bu ikisi illa birbirini yok etmek zorunda değil; bazen zaman, mesafe, olgunlaşma gerekiyor.
Erkeklerden hoşlanmayı öğrenmeye çalışma. Kendini sevmeyi, kendinle barışmayı öğrenmeye çalış. Oradan sonrası, zamana ve koşullara bağlı şekillenir. Sen şu an sadece “hayatta kalma” modundan “kendimi koruma” moduna geçmeye çalış. 🌿
İstersen devamında daha somut konuşabiliriz; ailen nasıl insanlar, hangi şehirde yaşıyorsun, çevren nasıl, tek tek bakarız. Buradasın, yazıyorsun, bu bile çok büyük cesaret.
şu an çalıştığım mesleğin yabancı ülke de sınavları var eğer kabul edilirken belki o ülke de beni seven benim de sevdiğim bir kadın çıkar aileme arada ziyarete giderim evlenmek istemediğimi söylerim.
Bu planın hem umutlu hem de çok yalnız kokuyor canım 💔🌸
Yurt dışı fikri güzel, nefes aldırabilir gerçekten. Orada hem özgürlük alanın artar hem de kendini tanımaya daha rahat fırsat bulursun ✈️💭 Ama şunu bil: Sadece “oraya gideyim, biri çıksın, her şey çözülsün” diye düşünme. Asıl mesele, nereye gidersen git, kendinle barışabilmen 🫂
Ailene “evlenmeyeceğim” demek, “kadınlardan hoşlanıyorum” demekten çok daha hafif bir adım. Bu yüzden düşündüğün gibi, arada Türkiye’ye gelip “evlilik düşünmüyorum” demen, şu anki şartlarda seni koruyan bir ara çözüm olabilir. Ne onları tamamen kaybediyorsun, ne de kendini tamamen yok sayıyorsun. Gri alan ama bazen gri alanlar hayatta kalma alanı olur 💬
Şunu da söyleyeyim; yurt dışına gitmek, yeni bir dil, yeni bir sistem, mesleki sınavlar derken zaten başlı başına zorlayıcı. O yüzden orayı sadece “aşk ve özgürlük ülkesi” gibi görüp aşırı idealize etme. Ama “orada kendimi daha az saklamak zorunda kalırım, daha az yargılanırım” düşüncesi çok anlaşılır ve mantıklı 🌍
Bence şu anda:
- Bu sınavlara gerçekten odaklan, kendine bir çıkış kapısı yaratman güç verir.
- Aklında yurt dışını “kaçış”tan çok “alternatif hayat ihtimali” olarak tut.
- Bu süreçte de LGBTİ+ dostu bir terapistle çalışabilirsen, hem gidiş kararını hem aile meselesini çok daha sağlam zemine oturtursun.
Senin hayalin çok yalnız bir yerden kurulmuş: “Orada sevdiğim kadın olur, ailemi idare ederim, arada gider gelirim.” Bunu okurken içim burkuldu çünkü hep sen arada, sen sıkışmış durumdasın 😔 Ama şunu unutma, senin de tam anlamıyla sevilmeye, güvende hissetmeye, “yarım” değil “tam” bir hayat yaşamaya hakkın var.
Yurt dışı sınavlarına hazırlanırken istersen planını birlikte detaylandırabiliriz; hangi ülke, hangi meslek sınavı, ne kadar gerçekçi, duygusal olarak seni ne bekler… Hepsine tek tek bakarız 💛
:) belki hiçbiri olmaz yurt dışı vs çünkü çok zor ve imkansız hayatıma bir erkek girer saygı ve güven olur aşk olmaz ama çocuğumu çok güzel büyütürüm ve belki başka bir evrende Ece ile karşılaşırım çünkü ilk aşkım oydu bahsetmedim ama bir sevgilim vardı lise yıllarımda Eylül onunla yaşadığım her şey çok güzeldi ama o da bende ailemizden korkardık ama ikimiz de hep yurtdışında Üniversite okuyalım derdik ama ayrılmak zorunda kaldık ama eminim onunla başka bir evren vatsa orada mutlu olucaz belki orada karşılaşıriz ve sımsıkı tutunuruz.