Küçük yaştan beri filmlere ve sinemaya ilgi duydum. İzlediğim ilk filmi 9 yaşımda izledim, Lake Mungo'du ismi -şimdi düşünüyorum da yaşıma kesinlikle uygun değilmiş :D- Ta 9 yaşından beri de, filmlere, özellikle korku filmlerine ilgim oldu hep. Fakat bu Bence'de, 18 senelik hayatımda, bana bir şeyler katan, bakış açımı değiştiren her türlü filme yer vermek istedim. Umarım beğenirsiniz ^^
(Listede olmayan filmler varsa lütfen linç etmeyiniz, adı üstünde "Bence", Dövüş Kulübü bir şey katmadı bana, siz beğendiyseniz sorun yok)
1- Amelie (2001, 8.4)

Puanlar IMDb bazında bu arada. Bu film dünyanın en tatlı, en güzel filmlerinden. Hayatı, aşkı keşfetmeye çalışan, masum, tatlı bir Parisli kız olan Amelie Poulin'in gözlerinden görüyoruz. Sakin, neşeli filmleri seviyorsanız mutlaka bakın derim. Başrolde bayıldığım Audrey Tautou var.
2- Olboy (2003, 8.4)

Kesssiiiinlikle Kore versiyonunu izleyin. Öncelikle aile ortamında izleyebileceğiniz, sevimli filmlerden değil. Tek başınıza, kafanızın sağlam olduğu bir zamanda düşüne düşüne izlemeniz gereken filmlerden. Her bir repliğinde durup düşünmek gerek. Konusuna gelince, Oh Dae-Soo adında bir adam, bir gün kaçırılır ve tam tamına 15 yıl boyunca bir hücrede tutsak edilir. Neden kaçırıldığını, ona ne yapacaklarını kesinlikle bilmemektedir. Sonra bir gün serbest bırakılır. Onu 15 yıl boyunca tutsak edenlerden intikam almak için çıktığı bu yolda, alınan intikamda başrol olduğunu bilemeyecektir.
3- Otomatik Portakal (1971, 8.3)

Yönetmen koltuğunda Stanley Kubrick'in oturduğu tam bir klasik. Bilinmeyen bir zamanda, bilinmeyen bir yerde sokakların tekinsiz olduğu bir ortamda, nedensiz yere çevreye şiddet gösterileri yapan 4 kişilik bir çete ile tanışıyoruz. Şeflerinin Alex DeLarge isimli bir gencin olduğu bu çete, nedensiz yere millete tecavüz eder, ev basar, soygun yaparlar. Günün birinde, yine böyle farklı fanteziler deneyimleyen çete üyelerimiz, şefleri Alex'e kazık atar ve onu polise ihbar ederler. Olaylar da bundan sonra gelişir. Aileyle izlenilebilecek bir film değil yine. Film, bazılarımız için rahatsız edici unsurlar içerebilir. Fakat ahlak felsefesini de dibine kadar işler bu film. Bu güzel filmin, o çok ünlü sahnelerinden biri.
4- Martyrs (2008, 7.1)

Bu kız neden filmlerin ismini bir Türkçe, bir İngilizce yazıyor diyeceksiniz. Adamlar bu filmin ismini "İşkence odası" diye çevirmiş ki bence bu filmi harcamak olur. Biz Martyrs diyelim.
Öncelikle bu filmi izleyen kitlenin bir parçası "Bu ne şimdi." diyor. Başlangıçta bol kanlı, iğrenç, leş bir film olarak görülüyor. Imdb puanının da bu denli düşük olmasının sebebi bu olmalı. Çünkü -bence- çok daha iyi bir puanı olabilirdi ve belki de -abartmıyorum- kült filmler arasında yer alabilirdi. İlk filmi tabi!
Film yine rahatsız edici unsurlar içeriyor. Gelelim filmin konusuna. Lucie isimli küçük bir kız kaçırılır. Kendisine çeşitli işkenceler yapılır ve bu kız bir şekilde kaçıp, evine dönmeyi başarır. Yıllar sonra küçük Lucie büyür ve bu yaşadığı travmadan sonra hep yanında olan arkadaşı Anna ile ona bunu yapanlardan intikam almak ister. Olaylar gelişir.
Filmi izleyen herkes farklı bir şey çıkarıyor filmden. Bu filmle ilgili trilyon tane yazı okudum ve cidden herkes farklı bir şey anlamış. Herkesin yaşantısına göre, belirli bir sonu olmasına rağmen izleyicinin kafasında şekillenen böyle filmleri çok seviyorum. Ölüm korkusunun, merakın, inançların insanların zihninde ne tür etkilere sebep olabileceğini çıkardım ben filmden.
İzledikten sonra, veya zaten izlediyseniz yorumlarda lütfen belirtin. Hala zihnimin köşesinde yer alan bir filmdir bu.
5- Unbroken (2014, 7.2)

Tamam tamam, biraz daha iç açıcı, umut verici filmlere dönelim. Angelina Jolie yönetmiş bu filmi de. Açıkçası bu filmi sadece başrolü için izlemiştim, iyi ki de izlemişim. Başrolde hala bir türlü yıldızı tamamıyla parlayamayan, hak ettiği değeri tam olarak göremeyen, Skins dizisinden tanıdığımız Cook, Jack O'Connell var. Amerikalı, uzun mesafe koşucusu Louis Zamperini'nin hayat hikayesini konu almış film. Spor konulu, umut verici filmlerden hoşlanıyorsanız mutlaka izlemeniz gereken filmlerden.
6- Veronika Ölmek İstiyor (2009, 6.5)

Paulo Coelho'nun en sevdiğim kitabından uyarlanan bu film hayatımın bir döneminde bana çok yardımcı olmuştu. Düşük imdb puanı, bu filmi buraya koymamı engelleyemez. (Ee oyunculuklar da pek parlak değil, fakat güzel bir konuya sahip.)
Hayatında istediği her şeyi elde edebilecek, güzel bir genç kadın olan Veronika bir gün hayatın yaşamaya değer olmadığına karar verip ölmek ister. Haplarını içer fakat gözlerini bir akıl hastanesinde açar. Başaramamıştır. Şimdi bu akıl hastanesinde geçireceği günlerde, hayatın pek de kötü olmadığının farkına varacaktır. Fakat bunu anlamak için biraz geç kalmıştır.
7- 12 Angry Men (1957, 8.9)

Yüksek Imdb puanıyla, hemen hemen herkesin fazlasıyla başarılı bulduğu bu filmde, yargılanmak üzere mahkemeye çıkartılan bir çocuğun "suçlu" veya "suçsuz" olduğuna karar verecek 12 jüri, 12 kızgın adam bir odaya toplanır. Jürilerden 11'i çocuğun suçlu olduğunu düşünürken, kalan diğer jüri çocuğun suçsuz olabileceğini, bir kez daha yargılanması gerektiğini savunur. Filmde ön yargının ne denli pis olduğunu görebiliriz.
8- Yedi (1995, 8.6)

İşte benim en sevdiğim. Acımasız bir filmdir. "Çerezlik" değildir, günler boyu etkisinden çıkamadığım bir film yine. Başrolde Brad Pitt ve Morgan Freeman var. Yönetmen koltuğunda bu filmiyle sempatimi kazanmış olan David Fincher oturuyor. Hristiyan inancındaki 7 ölümcül günaha göre, kurbanlarını öldüren bir seri katilin peşine iki polis dedektifi düşer. Dumur eden bir filmdir. Titretir. Uyumadan önce izlerseniz daha etkili olur (Denendi, onaylandı)
9- Forrest Gump (1994, 8.8)

Koş Forrest, koş! Forrest Gump, çok farklı bir film bence. Eşi benzeri yok, bulan varsa söylesin. İzleyiciye, mutlaka kendinde bir şeyler buldurtan bir film. Düşük IQ'lu Forrest Gump, şans eseri, ünlü tarihsel kişilerle tanışır, yakın tarihin en önemli olaylarına tanıklık eder. Aşık olduğu Jenny'siyle, koşma sevgisiyle ve temiz kalbiyle zihninizde yer edinecek bir karakter olacağı kesin.
10. Run Lola Run (1998, 7.7)

En güzel Alman filmlerinden biridir bence, küçük şeylerin hayatımızda nasıl köklü değişiklikler yapabileceğini, kelebek etkisini konu alan bu filmde - Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir.- Lola isimli bir kızın, sevgilisi Manni bir çete için bazı taşıma işleri yapar. Manni, metroda giderken içinde yüklü miktar para bulunan çantayı kaybeder. Şimdi 20 dakika içerisinde parayı, çeteye ulaştırmak zorundadır. Yoksa çete, Manni'yi öldürecektir. Lola, 20 dakika içerisinde gereken parayı bulmak için koşmaya başlar.
Listemizin sonuna geldik. Dediğim gibi, benim etkilendiğim, güzel filmleri sizinle paylaşmak istedim. Daha burada paylaşamadığım, bir çok etkileyici film var onlar da başka bir Bence'ye artık :D
Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiim.

Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer
En İyi Cevaplar