Yeşilçam Sinemasının Mihenk Taşı: Hababam Sınıfı

Uzun bir süredir, filmlerle veya sinemayla alakalı bir bence yazmadığımı fark ettim. Ben de, bu bencem de sizlere Hababam Sınıfı serisinden bahsedeceğim.

Özellikle eski bir film olmasına dikkat ettim. Çünkü, sinema sektörünün öldüğü ve Türk aile yapısını, muazzam gösteren rüsva dizilerin yayınlandığı şu sıralarda; çekildiği senelerin sıcaklığını hissettiren, ders verici bir eser seçmek istedim.

Yeşilçam Sinemasının Mihenk Taşı: Hababam Sınıfı

Hababam Sınıfı; Yeşilçam denince şüphesiz akla gelen ilk filmlerden. Bu filmin, ünlü olmasının nedeni yok. Nedenleri var. Gelin, lafı daha fazla uzatmadan; sebeplerine geçelim.

1) Hababam Sınıfı Nasıl Ortaya Çıktı?

Yeşilçam Sinemasının Mihenk Taşı: Hababam Sınıfı

Pek çok kişi bilmese de, aslında Hababam Sınıfı ünlü roman ve öykü yazarı, Rıfat Ilgaz tarafından kaleme alınmıştı. Yazar, o dönemler arkadaşlarıyla beraber kurduğu bir dergide, kitabın bölümlerini tefrika halinde yayınlamıştı. Sonrasında, kitap serisi olmuştur.

1950'li yılların sonlarında yayınlanmış, 1960'lı yılların ortalarında tiyatroya uyarlanmıştır.

Yeşilçam Sinemasının Mihenk Taşı: Hababam Sınıfı

O oyunculardan bazıları, Zeki Alasya, Metin Akpınar ve Suzan Ustan'dır. Bu arada ufak bir bilgi verelim. Suzan Ustan, tiyatro versiyonunda İnek Şaban'ı oynamıştır. Yani kısacası, favorimiz olan Şaban tiyatro eserinde, bir kadın tarafından canlandırılmıştır.

Eğer serinin filmi, 1960'larda çekilseydi; Şaban yüksek ihtimalle, Suzan Ustan tarafından oynanacaktı. Elbette ki, Rıfat Ilgaz filmin çekileceğinin kesinleşmediği bir zamanda, buna karşı çıktı. "Ben, bu kitabı filmi çekildiğinde, erkek olan bir başrol karakteri; bir kadın oynasın diye yazmadım." Diyerek, tepkisini sertçe koymuştur. Fakat sonradan, gerek oyuncunun inandırıcılığı ve yeteneğiyle buna ikna olmuştur.

Ancak, her ne kadar, tiyatro oyuncularıyla bir filminin çekilmesi istense de; kitabın eğitim sistemini eleştirmesinden ötürü, siyasi problemler yaratabileceği düşünülmüş. Özellikle 1968 senesinde başlayan sağ sol çatışmalarının, alevlenmesine neden olabilirdi.

Ta ki 1975 senesine kadar. Yapımcılığını Nahit Ataman'ın, yönetmenliğini Ertem Eğilmez'in üstlendiği film, döneminde büyük ses getirmişti.

2) Neden Çok Sevildi?

Yeşilçam Sinemasının Mihenk Taşı: Hababam Sınıfı

Bir filmi, efsane yapan şey nedir ? Elbette, oyunculuklar. Tabi, müzik ve hikaye gibi faktörler de önemli. Ama kabul edelim, yeteneksiz aktörlerin ve aktristlerin yer aldığı bir filmi veya diziyi kimse izlemez.

İşte, Hababam Sınıfı da döneminin en iyi oyuncularını bir araya getirdi. Kemal Sunal, Halit Akçatepe, Münir Özkul, Tarık Akan, Adile Naşit gibi pek çok önemli sanatçımız, bu seri de rol aldı.

Yeşilçam Sinemasının Mihenk Taşı: Hababam Sınıfı

Ancak aralarında en çok üne kavuşan ve sevilen İnek Şaban oldu. Bunun nedeni, karakterin sempatik ve komik bir kişiliğe sahip olması, yakın gelmesiydi. Bu kısım çok önemli. O kadar önemli ki, filmin Türk halkının gönlünde taht kurmasının başlıca sebebi aslında.

Misal, günümüz yapımlarını izlediğinizde; ne hissediyorsunuz ? Size, yakın geliyor mu ? Villalar, pahalı giysiler, arabalar, özel şoförler, holdingler, ultra yakışıklı erkekler, düşünme organı olmayan kızlar.

Yeşilçam Sinemasının Mihenk Taşı: Hababam Sınıfı

Hababam Sınıfı'nın geçtiği ortam, aslında insanlara öğrencilik yıllarını anımsatıyordu. Bilhassa gençliğini 70'li yıllarda yaşamış, yaşlı kişilere. Lise zamanlarınız, berbat olsa dahi film sizi kendine çekiyordu. Öyle arkadaşlarınız olmasını, gülüp eğlenmeyi istiyordunuz.

Komikti, gülmekten yerlere yatırıyordu. Zekice esprilerini, birbirinden eğlenceli sahnelerini seyretmeye doyamıyorduk. Badi Ekrem ve Şaban'ın komik diyaloglarını, Güdük Necmi'nin Şaban'a yaptığı şakalarını, Hafize Ana'nın öğrencileri çocukları gibi görmesini, Mahmut Hoca'nın öğretmenlik anlayışını seviyorduk biz.

3) Filmin Vermek İstediği Mesaj Nedir?

Yeşilçam Sinemasının Mihenk Taşı: Hababam Sınıfı

Sahi, öğretmenlik demişken. Çoğumuz, filmin komedi kısmından bahsetsek de; daima es geçtiğimiz bir kısım var. Filmin ana fikri, vermek istediği ders. Bu, çoğu kişiye göre değişen bir kavram. Sizi bilmem, ama bana göre filmin vermek istediği mesaj; öğretmenliğin kutsallığı.

Mahmut Hoca'nın, "Ben eğitimciyim, tüccar değilim." Demesi. Semra öğretmenin, "Burası ticarethane değil, okul Müdür Bey." Diye karşılık vermesi, Müdürün, ava mütemadiyen bir "dükkan" gibi bahsetmesi bile yeterli.

Yeşilçam Sinemasının Mihenk Taşı: Hababam Sınıfı

Özellikle Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı filminin, sonlarına doğru "Bir çocuk, eline çanta verilip okula yollamakla, cebine üç beş kuruş verilip okulun köşesine atılmakla eğitilmez. Daha doğrusu, ana babanın görevi burada bitmez." Demesi, yeterince açık.

Hababam Sınıfı Güle Güle filminde, çocukları sürekli döven, onlara şiddet uygulayan bir öğretmene; Mehmet Hoca'nın "Hadi vursana ! Neden vurmuyorsun ?! Vuramazsın, çünkü karşılık veririm. Senin gücün de, anca bu çocuklara yeter zaten." Yanıtını vermesi.

Hababam Sınıfı Uyanıyor filminde, Mahmut Hoca'nın Ahmet'i okutması ve köyünde öğretmenlik yapmasını sağlaması.

Benden bu kadar. Buraya kadar okuduysanız; teşekkür ederim 🙂

Yeşilçam Sinemasının Mihenk Taşı: Hababam Sınıfı
Cevapla