Her ne kadar bunu birçoğumuz inkar ediyor olsak da, savaş, kan, yıkım bizleri tatmin eder. Bunun aksini iddia edenler arasında gerçekleri söyleyenlerin sayısı iki elin parmağını geçmez, inanın bana.
Çünkü biz insanlar gücü severiz, bu güç ile dünya üzerinde otorite sahibi olmak, tabiri caizse başkaldırının, saygısızlığın üzerine demir bir yumruk gibi inmek düşüncesi dahi içimizi ısıtır.
Akıllarımızda Yer Eden Savaş Sahneleri!

Sanat için de geçerlidir bu, özellikle sinema sanatında etkileri daha yoğundur. Hücuma kalkan binlerce atlı, nizami şekilde yürüyen onlarca asker ve yeri göğü dolduran postal sesleri akıllarımıza kazınmıştır. Tanklar, mermi yağdıran makineli silahlar, patlayan gemiler, kilometrelerce yüksekten yere çakılan savaş uçakları... Böyle anlatınca ürkütücü geliyor, biliyorum, ancak izlediğinizde bu size de haz veriyor, bunu da biliyorum.
İşte bu sahnelerin birkaçını seçtim, beğeneceğinizi umuyorum.
Chimes At Midnight (1965)
Orson Welles, kendisini Citizen Kane ile de tanırsınız. Bu filmde Shakespeare'in Sir John Falstaff günlüklerini anlatır, öyle derinlemesine anlamış, özümsemiştir ki eserleri, hepsini 119 dakikalık bir filme sığdırır.
Ancak imkanları ve bütçesi fazlası ile sınırlıdır. Oldukça şiddetli, gerçekçi bir savaş sahnesini, Shrewsbury Savaşı'nı dar açıları kullanarak ve yakın çekimler yaparak canlandırır, bunu da çok güzel bir şekilde yapar. Tüm imkansızlıklara rağmen bulduğu çözümlerle bu şaheseri yaratır.
Süvarilerin çarpışması, zırhlı piyadelerin birbirlerine ulaştığı ve artık yakın dövüşün başladığı anlarda savaşın tam ortasına inen kamera ile yaşanan şeyi tüm acımasızlığı ile bizlere yansıtır.
Tek bir kelime ile anlatılabilir bu durum: "Ustalık"
Lawrence of Arabia (1962)
Bu film bizim tarihimizdir. Ülkemizin çok değil, bir asır önce yaşadıklarını anlatır. Hazindir, öfkelendirir, üzer, olumsuz olan birçok duyguyu en derinlerinize işler.
Sahne Arap isyancıların Osmanlı Devleti'nin kontrolündeki Akabe kalesine saldırışını konu alır. Ancak bu sahnedeki en can alıcı nokta çarpışmalar değildir, zira fazla bir şiddet görseli içermez.
Burada mesajı cansız bir nesne verir. Bir top. Denize çevrilidir, çünkü Osmanlı Devleti bu saldırıyı Araplardan değil, düşmanlarından bekler. Denizden gelecek bir saldırıdır beklediği. Ancak beklediği gibi olmaz. Bizzat halkı olarak gördüğü Arap isyancılar tarafından sırtından vurulur.
Bu yüzden de yukarıdaki videonun tamamını sabırla izlemenizi, o topun denize çevrilmiş halini görmenizi ve bu karenin size hissettirdiklerini benimle paylaşmanızı istiyorum...
Gladiator (2000)
"Benim adım Maximus Decimus Meridius, Kuzey Orduları kumandanı, Felix Lejyonlarının Generali, gerçek İmparator Marcus Aurellius'un sadık hizmetkarı, katledilmiş oğlun babası, katledilmiş kadının kocası ve intikamımı alacağım, ya bu hayatta ya da diğerinde!"
Ne güzel bir repliktir bu değil mi?
İşte filmin açılış sahnelerinden diyebileceğimiz bu savaş sahnesi de bu denli güzeldir. Önce eşsiz bir konuşma yapar general, eğlenceli, tehditkar, emredici ve otoriterdir. Bu ne demektir biliyor musunuz? Askerince kabullenilen, askerini kabullenen, emrindeki askerler ile tek vücut olmayı başarabilmiş bir komutan demektir. Filmin sonuna dek de bu hissi yaşayacaksınız zaten.
Bu sahnede de büyük Roma komutanı Maximus'u, karakterini, askeri kabiliyetini, sert mizacını içimize işler büyük yönetmen Ridley Scott. Kostümler, efektler, kamera açıları, özellikle yakın muharebe sahneleri destansıdır.
Kingdom of Heaven (2005)
Cennetin Krallığı...
Bilemiyorum, belki de cennet hakikaten hayallerimizdeki gibi bir yer olmayabilir, bir gün öğreneceğiz, acı ya da keyifli yollardan.
Balian, şiddetle karşı çıktığı yozlaşmışlıklardan uzaklaşarak ayak bastığı kutsal topraklarda adeta bir aydınlanma yaşayan, tarihin gördüğü en mert erkeklerden biri.
Öyle bir mücadelenin hikayesi ki, gözünüzü kapatıp bir karakter seçtiğinizde, şüphesiz tarihe adını altın harfler ile yazılmış olduğunu görüyorsunuz. Bir yanda İslam aleminin en önemli insanlarından Selahaddin Eyyubi var, öyle ki Dante'nin dahi cehennemine koymadığı insan. Bir yanda Baldwin IV, Kudüs'ün kralı, Haçlı ordusunun lideri, karakteri ile hem düşmanı Selahaddin'in hem de bizlerin gönlünü fethetmiş bir insan.
Filmde izlemeye değer onlarca çarpışma sahnesi var, ancak ben en çok bunu severim, Kerak önlerinde gerçekleşen, Balian ve bir avuç askerinin Selahaddin'in ordusuna karşı sadece zaman kazanmak amaçlı hayatlarını feda etmeyi göze aldığı an. Sadece bir savaş sahnesi değildir, içerisinde birçok duyguyu barındırır, her lezzeti, acısını tatlısını tüm gerçekliği ile yaşatır.
Burada bitiriyoruz bencemizi, dört sahne ile yetinmek istiyorum, çok da uzatmanın manası yok. Belki diğerlerini de ilerleyen zamanlarda parça parça burada paylaşırız yine. Aklınıza gelen benzer sahneler var ise, paylaşın lütfen benimle, zira ben de insanım, film bilgim de fazlası ile sınırlı, belki bilmediğim, haberdar olma şansına erişemediğim çok güzel sahneler vardır ve sayenizde bu şansı yakalarım. Okuyan yüreklerinize sağlık, sağlıcakla kalın!
Aşk İlişkileri
YKS2026
Gündem
Dünya Kupası
Güzellik & Bakım
Alışveriş & Hediyeler
Kızlar Bir Adım Öne
Tatil & Seyahat
Arabalar
Astroloji & Burçlar
Eğitim & Kariyer
Gamer
Moda & Stil
Spor
Evcil Hayvanlar
Müzik & Etkinlik
Kültür & Sanat
Para & Ekonomi
Magazin
Diziler & Filmler
Cilt Bakım
Kişilik & Karakter
Saç Bakım
Çocuk & Ebeveyn
Yeme & İçme
Cinsel Yaşam
İnternet & Teknoloji
Ev & Yaşam
Özel Günler & Hijyen
Aile & Toplum
Diyet & Beslenme
Sağlık
Diğer 
