Özgürlük Felsefesi Bağlamında İki Filme Bakış

Gizli Üye
Özgürlük Felsefesi Bağlamında İki Filme Bakış

Özgürlük nedir? Özgür müyüz? Özgür olmak mümkün mü? gibi sorulara sinemadan çok etkilenen biri olarak, çok sevdiğim iki filmin bakış açısından tabiki kendi yorumumla cevap vermek istiyorum sizlere: Fight Club ve Matrix. Özgürlüğün tanımlarından biri; herhangi bir koşulla sınırlanmama, zorlamaya, kısıtlamaya bağlı olmaksızın düşünme ve davranma durumudur. Felsefik bir terim olarak değerlendirildiğinde ise; insanın, her türlü dış etkiden bağımsız olarak kendi istencine, kendi düşüncesine göre karar vermesi durumu olarak tanımlanır. Geçelim filmlerimizde bu durumun nasıl ele alındığına.

Fight Club

Özgürlük Felsefesi Bağlamında İki Filme Bakış

1999 yapımı ve David Fincher’ın yönettiği Fight Club filmi, Chuck Palahniuk’un aynı adlı eserinden uyarlanmıştır. Filmde özgür olmakla ilgili vurgulara sıkça rastlarsınız. Bu filmde özgürlüğe materyalist bir kavram olarak vurgu yapılmıştır. Bizi köleleştiren hayatı maddi temellere oturtan dünyadaki geçerli siyasi ve ekonomik sistemdir. Kısaca kapitalizmi ve tüketim toplumunu eleştirir film. İnsanın bireysel olarak kurtuluşu ancak bu ekonomik sistemin bir parçası olmamasıyla ve toplum olarak kurtuluşu ise sistemin yıkılmasıyla mümkündür. Yerine önerdiği sistem ise uygarlığın reddini savunan yeşil anarşizmdir. Doğa ile insan arasındaki ilişkiye odaklanan yeşil anarşizm; sanayii öncesi hatta tarım öncesi topluma dönüşü savunur. Bu filme göre kapitalist sistem içinde toplum olarak özgür olmak mümkün değildir. Bireysel olarak ise ancak uygarlıktan kaçtığınızda ve minimal yaşayarak özgür olabilirsiniz. Minimalizme de pek çok gönderme vardır filmde. Sistemin bize dayattığı mükemmel ve mutlu olmak için tüketmelisin fikrini sert eleştirir. Filmdeki ana iki karakterin aslında tek kişi olması da bir göndermedir. Her köle Jack’in içinde aslında özgür bir Tyler olma isteği vardır.

Filmde yer alan konumuzla ilgili repliklere bir göz atalım:

- Sahip olduklarımız sonunda bize sahip oluyor.

- Ancak her şeyi kaybettikten sonra her şeyi yapmakta özgür oluruz.

- Kurtar beni, tyler, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar

- Bize dünyanın b*kundan ve pisliğinden başka bir şey bırakmadılar.

- Her şeyi kontrol etmeye çalışmaktan vazgeç. Bırak ne olacaksa olsun. Bırak olsun.

- Dibe vurmadan özgür olamazsın.

- Bizim neslimiz Büyük Depresyon’u ya da Büyük Savaş’ı yaşamadı. Bizim savaşımız ruhsal bir savaş. Bizim depresyonumuz kendi hayatlarımız.

- Kendini geliştirmek mastürbasyondur, kendini yok etmek ise asıl soruların cevabı

- Tüm umudunuzu kaybetmek özgürlüktür.

- Çünkü ancak kendimi mahvederek ruhumun gerçek gücünü keşfedebilirim.

- Belki de kendimizi daha iyi bir şeye dönüştürmek için her şeyi kırıp dökmemiz gerekiyor.

- Kültürümüz hepimizi aynı yaptı. artık kimse gerçek anlamda beyaz ya da siyah, zengin ya da yoksul değil. Hepimiz aynı şeyi istiyoruz. teker teker, hiçbirimiz hiçbir şey değiliz.

- Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük, ama olmayacağız. Simdi bunu anlamaya başlıyoruz ve çok çok kızgınız.

- Spor salonlarında ter atıp Calvin Klein’in tanımladığı olanlara acıyorum. Bir erkek böyle mi görünür?

- Dinleyin Sürüngenler! Sizler özel değilsiniz, sizler güzel ya da eşi benzeri olmayan kar tanesi de değilsiniz, sizler işiniz değilsiniz, sizler paranız kadar değilsiniz, bindiğiniz araba değilsiniz, kredi kartlarınızın limiti değilsiniz, sizler iç çamaşırı değilsiniz, sizler herkes gibi çürüyen birer organik maddesiniz! Bizler bu dünyanın şarkı söyleyip dans eden pislikleriyiz! Hepimiz aynı pisliğin lacivertleriyiz!

- Ve sonra bir şey oldu. Kendimi bıraktım sonsuzlukta kaybolup. Karanlık sessizlikle bütünleştim. Özgürlüğü buldum. Ümidin kaybolması özgürlük demekti.

- Evet, biz tüketiciyiz. Tutkulu bir yaşam tarzının yan ürünleriyiz. Cinayet, suç, fakirlik bunlar beni ilgilendirmiyor. Benim için önemli olan magazin dergileri. 500 kanallı TV, iç çamaşırım da kimin adının yazdığı…

- Kovulmak der tyler, herhangi birimizin başına gelebilecek en iyi şey olurdu. böylece havanda su dövmekten kurtulur ve hayatlarımızla bir şey yapardık.

- Tyler diyor ki, ben henüz dibe vurmaya yaklaşmamışım bile. ve eğer sonuna kadar düşmezsem, kurtarılmam olanaksızmış. İsa çarmıha gerilerek yapmış bunu. sadece para, mülkiyet ve bilgiden vazgeçmen yeterli değil, diyor Tyler. bu bir hafta sonu tatili değil. kendini geliştirmeye sırt çevirmeli ve felakete doğru koşmalısın.

- Benim dünya görüşümde sen: rockafeller merkezi harabelerinin etrafındaki ormanda av peşindesin...Hayatın boyunca üzerinde olacak deri giysin var. Sears kulesini saran sarmaşıkları tırmanacaksın.Tepeden aşağıya baktığın zaman sadece un yapan ya da asfalt yolda et kurutan minik insanlar göreceksin.

Matrix

Özgürlük Felsefesi Bağlamında İki Filme Bakış

Yine 1999 yapımı ve Wachowski Kardeşler tarafından yazıp yönetilen Matrix 1 ve 2 filmlerindeyse (3 sadece savaş filmidir) özgürlüğe giden yol nihilizmden geçer. Bu film özgürlüğü düşünsel ve soyut temellere oturtmuştur. Fight Club filmine göre daha üst perdeden ve daha felsefik yaklaşır. İnsan zihni her şeyden bağımsız özgür düşünebildiğinde ve yaşadığında özgürlüğe ulaşmak mümkündür. Bu ise çok zor ve hemen hemen imkansız bir şeydir. Bu yüzden filmde makinelere karşı özgür insanların savaşı kazanması imkansız gibidir. Sadece tek bir kurtarıcıya umut bağlanmıştır: Neo. Bu kişi gelecek ve insanları özgürleştirecektir. Filmde makinelere karşı insanların savaşı aslında bir metafordur. Bu yönüyle film bilimkurgudan çok felsefik bir filmdir. Makineler; Dünyadaki egemen zihin yapısını ve sistemini temsil eder ve bu yüzden insanları farkında olmadan köleleştirip enerjisini kullanmaktadır. Temel karakterlerden biri olan Ajan Smith ismi tesadüfen seçilmemiştir. Kapitalist düşüncenin ve iktisat biliminin kurucusu sayılan aslında doğa felsefecisi olan Adam Smith’e bir vurgu olduğunu düşünmekteyim. İnsanlar doğumla birlikte sistem tarafından kuşatılarak fikirler empoze edilmekte, özgür düşünmesi engellenmekte ve hiç fark bile etmeden hayatı bir yanılsama içinde geçmektedir. Kırmızı hap acı gerçekler, mavi hap ise mutlu yalanlardır. Mavi hapı seçip hayatına kaldığı yerden bir yanılsama içinde devam edebilir ya da kırmızı hapı seçip gerçekleri öğrenebilirsin. Özetle film, insanlığın özgürleşmesini ve kurtuluşunun ancak nihilizmle mümkün olduğunu ve bunun gerçekleşmesinin ise nerdeyse imkansız olduğuna vurgu yapar.

Filmde yer alan konumuzla ilgili repliklere bir göz atalım:

- Gerçeği nasıl tanımlarsın? Eğer hissedebildiğin şeylerden bahsediyorsan, koklayabildiğin, tadabildiğin ve görebildiğin, o zaman gerçek, basitçe beynine iletilen elektronik sinyallerdir.

- Bu açıklanamaz, ama hissedersin. Hayatın boyunca dünyayla ilgili bazı şeylerin yanlış olduğunu hissetmişsindir. Ne olduğunu bilmezsin, ama o oradadır; beynine saplanmış bir kıymık parçası gibi... Seni deli eder...

- Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü? Ya bu rüyadan hiç uyanamasaydın o zaman gerçek dünya ile rüya arasındaki farkı nasıl ayırt ederdin?

- Ne yazık ki, Matrix'in ne olduğu kimseye anlatılamaz. Bunu kendin görmek zorundasın. Bu senin son şansın. Bundan sonra, bir geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan bu hikaye sona erer, yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan, Harikalar Diyarı'nda kalırsın. Ben de sana tavşan deliğinin ne kadar derin olduğunu gösteririm. Unutma... Sana vadettiğim tek şey gerçek. Fazlası değil.

- Matrix bir sistemdir, Neo. Bu sistem bizim düşmanımız. Ama sistemin içindeyken ne görüyorsun? İş adamları, öğretmenler, avukatlar, marangozlar. Kurtarmaya çalıştığımız insanların zihinleri. Ama biz başarana kadar, bu insanlar da sistemin bir parçası ve bu da onları düşmanlarımız yapıyor.

- Şunu anlamalısın: Bu insanların çoğu serbest bırakılmaya hazır değil. Ve büyük bir kısmı o kadar içine girmişler, sisteme o kadar bağımlı hale gelmişler ki, onu korumak için savaşabilirler...

- Asıl önemli olan duygunun ta kendisi. İşte evrenin doğası böyledir. Ona karşı savaşırız, onu inkar ederiz. Ama aslında yanılmadır. Bir yalandır. Gururlu görüntümüzün altında gerçek tamamen kontrol dışı olduğumuzdur. Nedensellik. Ondan asla kaçamazsınız. Sonsuza kadar onun tutsağıyız. Tek umudumuz, tek şansımız onu anlayabilmek. Nedeni anlamak. Neden, bizi onlardan neyin ayırdığı sizi de benden. Gerçek gücün kaynağını anlamak. O olmazsa, güç de olmaz.

- Özgür olduğumuz için burada değiliz. Özgür olmadığımız için buradayız. Kaçmak için bir nedenimiz yok. Bunu inkar edemeyiz. Çünkü ikimiz de biliyoruz ki, amaç olmazsa biz de var olmayız. Bizi yaratan işte o amaç. Amaç bizi birleştiriyor. Amaç bizi çekiyor. Yol gösteriyor. Harekete geçiriyor. Hareketlerimizi tanımlıyor. Birbirimize bağlıyor.

- Umut. İnsanın vazgeçemediği illüzyon. Aynı anda en büyük güç ve en büyük zayıflık kaynağınız.

- Ajan Smith: Neden, Bay Anderson neden? Neden, neden, neden? Bunu neden yapıyorsun? Niye? Ayağa kalkmak niye? Kavga etmek niye? İnandığın şeyler için kavga ettiğini mi sanıyorsun? Sağ kalmadan öte bir şeyler için mi? Bana söyleyebilir misin, biliyor musun? Özgürlük mü? Gerçek mi? Belki de barış ya da sevgi olabilir mi? Yanılsamalar Bay Anderson, algılamada aldanmalar… Herhangi bir anlama ya da amacı olmayan bir varoluşu ümitsizce haklı göstermeye uğraşan zayıf insan zekâsının ürettiği geçici kuruntular ve bunların hepsi de Matrix kadar yapay. Zaten, sevgi gibi zavallı bir kavramı insan zekâsı icat edebilir. Bunu görebilirsin Bay Anderson, artık bunu anlaman gerek! Kazanamazsın! Kavga etmen boşuna! Neden, Bay Anderson neden? Niye inat ediyorsun?

Neo: Çünkü bu benim seçimim.

- İnsan tepkileri içinde en belirgini, gerçeği reddetmektir.

- Orada olduğunuzu biliyorum. Sizi hissedebiliyorum. Korktuğunuzu biliyorum. Bizden korkuyorsunuz. Değişimden korkuyorsunuz. Gelecekte ne olacağını bilmiyorum. Size nasıl biteceğini söylemek için gelmedim. Nasıl başlayacağını söylemek için geldim. Telefonu kapatacağım. Ve sonra bu insanlara, sizin, onların görmesini istemediğiniz şeyi göstereceğim. Onlara bir dünya göstereceğim sizin olmadığınız bir dünya. Kuralların, kontrolün, sınırların ve sınırlamaların olmadığı bir dünya. Her şeyin olabileceği bir dünya. Buradan nereye gideceğinizi size bırakıyorum.

#montekristo_kontu

Özgürlük Felsefesi Bağlamında İki Filme Bakış
9
15
Görüşünü yaz

En İyi Erkek Görüşü

  • Systaga
    Matrixi ilk izlediğimde anlamamıştım. Gercekten çok ağır bir film. Ama tabiki bir başyapıt. Eline sağlık yazı için kardeşim :)
    Görüş hala geçerli mi?

En İyi Kız Görüşü

  • Yazın👌
    Görüş hala geçerli mi?

Diğer Görüşler İçin Aşağı Kaydır

Kızlar & Erkekler Ne Diyor

814
  • biradetmehmet
    Bir matrix hayranıyım 100 defa izledim hâlâ izlerim film olarak güzel dublaj harika ama konusu saçma özellikle 2 nin sonu ve 3 ciddi anlamda ateist felsefe Üzerine kurulu film güZel ama konumlandirma kotu
  • þórtaclausa
    Ikisini de izlemedim izlemeden sıkıldım 😆 yine de bir ara izleyelim
  • İkisini de izledim. İkiside mükemmel filmler. Bence güzel olmuş, eline sağlık.
  • KaneGalba
    fight club favorimdir özellikle o elini yaktığı kısım
  • Özgür değiliz ve kimse özgür olamaz.
  • çok güzel olmuş emeğine sağlık
  • Hiç izlemedim teşekkürler paylaşımın için
  • tastycock
    Bu benim seçimim
    işte en vurucu mesaj bu
  • kralkobrax21
    Matrix
  • lastcomert
    Çok güzel Bence olmuş tebrikler
  • kendinizegelinaq
    İkiside bir başyapıttı
  • cenk06cenk
    Harika bir film evet
  • Denizdibindeinciiii
    Hiç izlemedim teşekkürler paylaşımın için
  • v0lkn
    Fight club favorim
  • mavilerdesoruyor
    İzlemeye değer görünüyorlar teşekkürler 👍
  • Gizli Üye
    Güzel flimmiş teşekürler
  • Gizli Üye
    Güzel olmuşş
  • Gizli Üye
    İkisini de izlemedim ama merak ettim
  • Gizli Üye
    Matrixi izlemiştim çocukken
  • Gizli Üye
    Filmler kadar özgür müyüz? Hayır değiliz.
  • Gizli Üye
    Matrix filmine sırf Keanu'm olduğu için izlemiştim. Yoksa izlemezdim. Bilim kurgu severim de bu çok kötüydü be abi.
  • Gizli Üye
    Teşekkürlerrr
YÜKLENİYOR...