Bir Tenkit Sanatı Olarak Diziler: Shameless

Amerikan televizyon ve sinema endüstrisinin açık ara diğer endüstrileri domine ettiği bir gerçek bu vesileyle dünyanın egemen gücünün karakterine ithafen onlarca ürün ortaya koyuldu. Amerikan siyasetinin, ekonomisinin, eğitiminin nasıl döndüğünü gösteren; sağlık ve eğitim sisteminden aile yapısına kadar binbir yapım çekildi. Ancak çok az yapım bugünlerde hayretler içinde görüp şaşırdığımız sosyal mesafeyi komünizmle eşit tutan, karantina uygulamalarını faşistlik sayan temizlik malzemesi içmeye kalkan Amerika ile Shameless kadar güçlü bir bağ kurabildi.

Bir Tenkit Sanatı Olarak Diziler: Shameless

Kimi siyaseti, kimi çevreyi, kimi ırkçılığı, kimisi eğitimi derinlemesine ele alan vaziyeti gözler önüne seren onlarca dizi ve film seyretme imkanımız oldu. Ancak on yıldır devam eden Shameless, bu geniş zamanın olanaklarını da kullanarak Amerikanın en altındakileri, yoksulları için hayatın hiç de “Amerikan rüyası” şeklinde geçmediğini kelimenin gerçek anlamıyla arsızca anlatıyor.

Dizinin orijinalinin İngiltere’de 2004 yılında yayımlandığını ve yaratıcısının Paul Abbott olduğunu hatırlatalım. Dört oğlan, iki kız ve bir babadan mürekkep Gallagher ailesi bildik ailelere benzemez. Baba Frank, uyuşturucu ve içki müptelası, gerektiğinde çocuklarını bile çıkarlarına alet etmekten çekinmeyen pragmatist, kelimenin gerçek anlamıyla utanmaz bir adamdır. Anne evi terk ettiği için kardeşlerine bakma sorumluluğunu üstlenen büyük çocuk Fiona, aşırı zeki Lip, uçlarda yaşamayı seven Ian, çocuk yaşta sorumluluk almak zorunda kalan Debbie, daha 5-6 yaşındayken suçlu olmaya karar vermiş Carl ve beşikteki Liam ailenin unsurları. Bu yedi kişi dışında yan komşuları Veronika ve Kevin de hikayenin ana karakterleri.

Bir Tenkit Sanatı Olarak Diziler: Shameless

Kimsenin yaşamak istemeyeceği bir evde, herkesin kaçmak istediği bir mahallede yuvarlanıp giden çok sevgili ailemizin hayatta kalmak için yapmayacağı şey yok. Hırsızlık, uyuşturucu satmak, seks işçiliği, silah ticareti… Amerikan filmlerinde siyahlara ve yoksullara atfedilen bütün suçları bünyesinde bulunduran bir aile karşımızdaki… Dizinin güçlü yanı, hiçbir karakterini yargılamadığı gibi, seyircinin de yargılamasına asla izin vermemesi. Sezonlar boyunca karakterler sevmenize izin verdiği anda, onların ‘normal’ insanlar gibi olacaklarını düşündüğünüz dönemde makbul vatandaşların yapmayacağı şeyler yapmalarını engellememesi. Böylece karakterleri sevmemize izin verirken, özdeşlik kurmamamız için önlemlerini alması.

Bir Tenkit Sanatı Olarak Diziler: Shameless

Ailemizin çok da fazla şansının olmadığını anlamak için sistem ile temas ettikleri anlara bakmak yeterli aslında. Eğitim, sağlık, yargı sistemleri ile ne vakit temas etseler yoksullar aleyhine teşkilatlandırılmış müesses nizamın duvarlarına çarpıp hayal kırıklığına uğruyorlar. Dolayısıyla yaptıkları şeyler aslında eksik başladıklarını tamamlamak, mahrum bırakıldıklarını yerine koymak olarak da tanımlanabilir çok rahatlıkla.

Bu yoksul Güney mahallesinde, sezonlar ilerledikçe yoksulluğun koluna ırkçılığın girdiğini, evlerin bahçelerinde göçmenlerin yaşadığını, ‘soylulaştırma’ ile insanların mekanlarına nasıl çöküldüğünü de görüyoruz yıllar içinde. En alttakiler, beyaz olmayanlar, göçmenler için ‘Amerikan Rüyasının ancak bir rüyadan ibaret olduğunu; uyuşturucu satmanın, hırsızlık yapmanın, bedenini pazarlamanın bu rüyanın kabusları olarak kaçınılmazlığını ve yine de bütün bunlar içinde dayanışmayla ayakta durabilmenin hikayesi bir bakıma Shameless. Gallagher’lar, bir arada durabilip dayanıştıkları ölçüde ilerliyorlar hayatta.

Dizinin başarıyla gerçekleştirdiği şeylerden birisi de kimi zaman gerçek üstü gibi inşa ettiği gelişmelere seyirciyi ikna etmesi. Dahası bu gelişmeler içerisinde karakterin dönüşümünü yerli yerine oturtması. Bütün bu hengame içinde karakterin çoğunun değişmeden dönüşmeye devam etmesi... Hepimizin içinde biraz Frank Gallagher var galiba.

Bir Tenkit Sanatı Olarak Diziler: Shameless
Cevapla