Yaratılış efsanesinde Yüce Allah nurundan ruhu Adem'e üfledi, ruh ilk başta korkuyla girmek istemediyse de burun deliklerinden girerek, beyin bölgesine, sonra sırasıyla gövdeye, bacaklara ve ayaklara gitti. Daha sonra tekrar geri döndü. Dönerken boğazdan geçerken Adem'i hıçkırık tuttu, akabinde hapşırdı. Hapşırınca, orada bulunan melekler "Elhamdülillah" dediler, bunun üzerine Yüce Allah da "Yerhamükellah" dedi, arkasından melekler tekrar "Yehdina ve Yehdikümüllah" dediler. (Onun için hapşırınca çok yaşa, sen de gör gibi çocukça şeyler söylenmemeli, çünkü hapşırık Yüce Allah'ın kuluna verdiği en büyük nimetlerden) Bu esnada kul Adem hapşırık ile birden cana geldi ve hemen kalkmak istedi. Allah ilk defa orada "insan pek acelecidir" (İsra Suresi 11. Ayet) diyerek fıtratımızın en zayıf noktasını vurguladı. Adem Cennet'e kondu. Yalnızdı ve çok hüzünlü idi. O'na kendinden bir eş (ilk kadın olan Havva) yarattı. (Nisa Suresi 1. Ayet) Adem ve Havva Cennette dilediğince yaşıyorlardı. Yüce Allah uyardı, "Cennette gezin, yiyin, için ama şu ağaca yaklaşmayın" dedi. (Bakara Suresi 35. Ayet) Bunun üzerine şeytan ikisine de günah işlemeleri için yaklaştı. Adem her defasında şeytanı kovdu, yerse çok güçlü olacağına dair vesvesesine inanmadı. Ancak Havva şeytanın yediği taktirde çok güzel olacağı vesvesesine inandı ve yedi. Yeyince, Adem de yedi, neticesinde avret yerleri göründü ve yedikleri dışkı olarak çıktı. (Onun içindir ki, erkek gücü, kadın güzelliği konusunda zaafı vardır ve yediklerini koltuk altına ve apış arasına sürdükleri için o bölgeden kötü koku ve tüy eksik olmaz) Yüce Allah ikisini de cezalandırarak "şu insanoğlu hem çok zalim, hem de pek nankördür" dedi. (İbrahim Suresi 34. Ayet) Ceza olarak; Adem'i Havva'sızlıkla, Havva'yı da Kur'an-ı Kerim'de "eza" şeklinde belirtildiği gibi regl ile cezalandırdı. Ve ikisinin tevbe etmesi için bir mühlet verdi. Tüm bu olanlara göre Cennet gibi bir yeri değerini bilmeyip, yasak ağaca yaklaştığımızdan bu acziyetimiz der ve susarım.
- Çocuğun biri bir köşede hıçkıra hıçkıra ağlıyormuş. Adam yanaşır yanına , hayırdır yavrum neyin var niye ağlıyosun der. çocuk , az önce 5 liramı kaybettim. o benim son paramdı der. adam hemen çıkarır 5 lira. verir çocuğa Az sonra çocuk tekrar ağlamaya başlar. adam döner yine sorar. şimdi ne oldu niye ağlıyosun diye sorar. Çocuk , o 5 lirayı kaybetmeseydim şimdi 10 liram olacaktı...
Elimizdekîlerin değerini bilememe doyumsuz hani şöyle örnek veriyim adamın elinde herhangi bir telefon var yenisi çöıkıyor snında elindekinin değerini unutuyor bu toplum ilişkilerindede öyle bazı insanlar kaç yıllık dostunu yeni gelen biri için bırakıyor
Bir aslan veya kaplan hangi etçil hayvan olursa olsun karnı aç iken zayıf ve hasta olup neslini bozacak otçul hayvanları avlayıp yer ve karnı tok iken başka hayvana dokunmaz.. Ancak insan denilen gözü hiç doymayan hayvan ne yazık ki harisliği yüzünden her şeyi öldürür ve bozar.. Bu nedenle insanın harisliği çoğunda olmayan nimetler kendinde olmasına karşın yinede delice daha fazlasını ister.. Ama o hayvan geberdiği zaman sade 2 metre patiska ile defolup gider çürümek üzere toprağa..
İnsan olarak yapımız böyle hep fazlasını istiyoruz ve fazlasını kazanınca yine memnun olmuyoruz.. en güzeli küçük şeylerle mutlu olup hayatımızı bu şekilde devam ettirebilmek...
En İyi Cevaplar