6 gü

Mağara Alegorisi Işığında Bir İkilem: Zincirleri Kırmak mı, Gölgelerle Yaşamak mı?

Mağara Alegorisi Işığında Bir İkilem: Zincirleri Kırmak mı, Gölgelerle Yaşamak mı?

Platon’un ünlü Mağara Alegorisi insanın gerçeği arama ve cehaletten kurtulma sürecini anlatır.. Bu benzetmede insanlar doğuştan bir mağarada ellerinden ve boyunlarından duvara zincirlenmiştir.. Arkalarında yanan bir ateş ve o ateşin önünden geçen nesnelerin duvara yansıyan gölgeleri vardır.. Tutsaklar dışarıyı hiç görmedikleri için duvardaki o gölgeleri gerçek sanarak yaşarlar.. Ancak içlerinden biri zincirlerini kırıp mağaranın dışına gerçek dünyaya çıkınca her şey değişir.. Güneş ışığı gözlerini kamaştırır ve öğrendiği gerçekler ilk başta onu sarsar.. Hatta bazen keşke o karanlıkta bildiğim gibi kalsaydım diye düşündürtür..

İşte tam burada hayatın o büyük ikilemiyle yüzleşiriz: hayatta bir şeylerden şüpheleniriz ama üzerine gitmeye korkarız.. Çünkü biliriz ki işin ucunda iki ihtimal var.. Ya korktuğumuz gibi kötü bir gerçekle yüzleşip üzüleceğiz ya da ortada korkulacak bir şey olmadığını öğrenip rahatlayacağız.. Eğer sonucun kötü olma ihtimali varsa gözlerimizi kamaştıracak ve huzurumuzu kaçıracak o gerçeği öğrenmek için mağaradan çıkmayı göze alır mısınız.. Yoksa "ya sonuç kötüyse.. O zaman hiç bilmeyeyim, bildiğim gibi kalayım" diyerek cehaletin ve konforun güvenliğini mi seçersiniz?

​

Mağara Alegorisi Işığında Bir İkilem: Zincirleri Kırmak mı, Gölgelerle Yaşamak mı?
Cevapla